Türkü ve Şarkı

Şarkı ve türkü en çok bilinen edebi eserlerdir. Gerçi şarkı ve türkünün bir edebi eser olarak tanımlandığını bilen çok az kişi vardır. Bu iki edebi tür de çeşitli benzerlikler ve farklılıklar içerir ancak temelde nedenler tamamen aynıdır. Aynı olan temel benzerlikleri iki türde duyguların ne şekilde olursa olsun dile getirilmek için kullanılmasıdır.

müzik, şarkı, türkü

Benzerlikler ve Farklılıklar

“Şarkı” bir divan nazım biçimi. Türkü de halk edebiyatında kullanılan bir biçim.

Türkü, türkî’den geliyor, türk’e ait olan, türk usülü anlamında.

Şarkının da benzer şekilde şarkî’den geldiği söyleniyor. Ama bunun şüpheli olduğunu düşünüyorum.Biraz ‘türkü türke, şarkı şarka aittir.Türkü bizim özümüz şarkı ise başka milletlerden aldığımız şeylerdir’ havası var.

Ayrıca şarkı diye türkmenlerin kullandığı bir saz çeşidi varmış zamanında.Bu da şarkî etimolojisinin doğru olmadığını gösterebilir.

Tabi bugün şarkı, ingilizcedeki song gibi genel manada kullanılıyor. Pop şarkısı deyince kimsenin aklına meyanı nakaratı olan bilmemne vezninde yazılmış bir şiir gelmiyor elbette. ama yine de halk şarkısı yerine türkü demek tercih ediliyor. Demek ki eskiden beri gelen ayrım halen devam etmekte.

Türkü Nedir? Özellikleri                                                     

Türkiye’nin sözlü geleneğinde, bir ezgi ile söylenen halk şiirlerinin her çeşidini göstermek için, en çok kullanılan ad “türkü”dür. Türkü kelimesinin, Türk adının sonuna, ilgi eki olan “i” ekinin getirilmesiyle ortaya çıktığı anlaşılır. Türki: Türk’le ilgili, Türk’e özgü anlamında kullanılır.

Kendine özgü ve değişik ezgilerle söylenen türkü zamanla anonimleşen bir nazım biçimidir. Türküler ana dörtlüklerle, onu izleyen nakaratlardan oluşur. Türkülerdeki dörtlüklere (üçlük veya ikilik de olabilir) “bent” adı verilir. Nakaratlar ise halk dilinde bağlama ve kavuştak olarak adlandırılır. Kavuştaklar her ezgiden sonra tekrar edilen ikilik (ya da daha çok) dizelerdir.

Türkünün belli bir şekli yoktur. Bir koşma, bir semai, bir destan ya da herhangi bir halk şiiri türkü ezgisiyle söylendiğinde türkü olur. Bu yüzden türkü tipinin en belirgin özelliği “melodisidir”. Türküler yukarıda saydığımız nazım biçimlerinin aksine hece vezninin her kalıbıyla söylenir. Yani hece sayısı itibariyle bir sınırlama olmaz.

Türkülerin büyük çoğunluğu anonimdir ya da ağızdan ağza söylenirken söyleyeni kaybolmuştur. Türküler bu şekilde halkın malı olurlar. Türküler çoğu kez, bir doğa olayı ya da bir kahramanlık karşısında doğar ve yayılırlar. Türküler, doğdukları bölgenin özelliklerini koruyamazlar. Taşındıkları bölgelerde kişilerin, yer adlarının, hatta konuların bile değiştiği görüldüğü için, nerde doğduklarını saptamak güçleşir.

Mahmut Ragıp Gazimihal, ezgilere göre usulsüz ve usullü türküler olarak iki ayırım yapar. Usulsüz olanlar; divan, bozlak, koşma, hoyrat ve Çukurova’yı içine alan uzun havalardır. Usullü olan türküler grubunda ise genellikle oyun havaları yer alır ki bunlara Konya’da oturak havası, Urfa’da kırık hava adı verilmektedir.

Ezgilerine göre türküler

—Usullü (Oyun havaları)

—Usulsüz (Uzun Havalar)

Türklerde işlenen konulara göre de sınıflama yapan yazarlarımız vardır. Konularına göre türküler:

—Ninniler

—Çocuk türküleri

—Doğa türküleri

—Aşk türküleri

—Kahramanlık ve askerlik türküleri

—Tören türküleri

—İş türküleri

—Karşılıklı türküler

—Ölüm türküleri

—Oyun türküleri

—Tabiat ve hayvan türküleri

—Zeybek ve derebeyi türküleri

—Cinayetler ve acıklı olaylarla ilgili türküler

—Güldürücü türküler

—Yemek ve yiyecekle ilgili türküler.

Yapılarına göre türküleri sınıflandıran yazarlar da türkülerin bent kavuştaklarını göz önünde bulundurmuşlardır. Bu tür sınıflama şöyledir:

—Bentleri dörtlüklerle kurulan türküler

—Bentleri üçlüklerle kurulan türküler

—Bentleri beyitlerle kurulan türküler.

—Mahlasa göre türküler.

—Yöreye Göre türküler. Kalın metin

Şarkı Nedir? Özellikleri

Divan şiirine Türkler tarafından katılmış bir nazım şekli.Besteyle okumak için yazılmıştır.Bestelenmek amacıyla yazıldığı için 3-5 dörtlük arası değişir. Yeni edebiyatımızda Yahya Kemal Beyatlı, bu türü ustalıkla kullanmıştır.Aruz ölçüsünün her kalıbı kullanılır.Dörtlüklerden kurulan musammat da denebilir.Murabbaya benzer.5 ya da 6 dizelik bentlerden de oluşabilir.Üçüncü dizeye miyan, dördüncü dizeye nakarat denir. Aşk, sevgili, ayrılık, içki ve eğlence konularında yazılır. Divan edebiyatının ilk şarkı yazarı Nail-i Kadim’dir.Lale Devri’nde ise en önemli temsilcisi Nedim’dir.En çok şarkıyı Enderunlu Vasıf yazmıştır.

Müzikte, türkünün karşıtı olarak, Şarktan gelen, doğuya ilişkin, özgü, tarzında anlamında kullanılır.

Dörder mısralık 2-5 bendden meydana gelir. Birinci bendin 2. ve 4., öbür bendlerin yalnız sonuncu mısraları hiç değişmeden tekrarlanır.

Şarkının ilk örneklerine,Divan edebiyatımızda,11. yüzyılda rastlanır.Bu edebiyatımızda şarkı özellikle18. yüzyılda,Lâle Devri’nde çok gelişmiştir.Divan edebiyatının en büyük şarkı şairiNedim’dir.Halk edebiyatında da şarkı türünde eserler veren şairler yetişmiştir.

Yahya Kemal de bu türde edebiyatımıza güzel örnekler kazandırmıştır.

Şarkı’nın Özellikleri [değiştir]Dört dizelik bentlerden oluşur. Şarkının uyak düzeni şöyledir: abab, cccb, dddb… Tekrarlanan dizeye nakarat denir Eğer bendin son dizesi aynen tekrarlanırsa buna murabba-i mütekerrir denir. Bent sayısı 2-5 arasında değişir. Felsefi konular ve aşk konusu işlenir.Şair son dizede mahlasını kullanır.