Türkiye’deki Kurum ve Kuruluşlar

Türkiyede bulunan kuruluşların tek bir yerden kontrollerini sağlamak amacıyla benzer görevlerde bulunan kuruluşlar  guruplanmışlardır. Örneğin sağlık ile ilgili kuruluşların T.C sağlık bakanlığı altında toplanması gibi. Bu düşünce ile benzer şekilde eğitim ve güvenlik kurumlarıda guruplanarak tek çatı altında toplanmışlardır. Aslında bu durum kurumlar arası koordinasyonu sağlamak ve gerektiği anda daha hızlı bir şekilde devreye girmelerini sağlamak içindir.

Türkiye’deki Sağlık Kuruluşları

Türkiye Cumhuriyeti Sağlık BakanlığıTürkiye Cumhuriyeti hükûmetine bağlı olarak çalışan ve sağlık işlerinden sorumlu olan bakanlık. Şu an ki Sağlık Bakanı Recep Akdağ‘dır.

Görevleri

  • Toplumun hayatını bedenenruhen ve sosyal bakımdan tam iyilik hali içinde sürdürmesini sağlamak için fert ve toplum sağlığını korumak ve bu amaçla ülkeyi kapsayan plan ve programlaryapmak, uygulamak ve uygulatmak, her türlü tedbiri almak, gerekli teşkilatı kurmak ve kurdurmak,
  • Bulaşıcısalgın ve sosyal hastalıklarla savaşarak koruyucu, tedavi edici hekimlik ve rehabilitasyonhizmetlerini yapmak,
  • Anne ve çocuk sağlığının korunması ve aile planlaması hizmetlerini yapmak,
  • İlaç, ve psikotrop maddelerin üretim ve tüketimini her safhada kontrol ve denetlemek;farmasötik ve tıbbi madde ve müstahzar üreten yerlerin,dağıtım yerlerinin açılış ve çalışmalarını esaslara bağlamak, denetlemek,
  • Gerekli aşıserumkan ürünleri ve ilaçların üretimini yapmak, yaptırmak ve gerekirse ithalini sağlamak.
  • Temel sorumluluk Sağlık Bakanlığına ait olmak üzere Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı ve mahalli idarelerle işbirliği suretiyle gıda maddelerinin ve bunları üreten yerlerin sağlık açısından kontrol hizmetlerini yürütmek,
  • Mahalli idareler ilgili diğer kuruluşlarla işbirliği suretiyle çevre sağlığını ilgilendiren gerekli tedbirleri almak ve aldırmak,
  • Bulaşıcı, salgın insan hastalıklarına karşı kara hudut kapıları, deniz ve hava limanlarındakoruyucu sağlık tedbirlerini almak,
  • Kanserverem ve sıtma ile savaş hizmetlerini yürütmek ve bu alanda hizmet veren kurum ve kuruluşların çalışmalarının koordinasyonunu ve denetimini sağlamak,
  • Bu görevlerin yerine getirilmesi için gerekli tesisleri kurmak ve işletmek, meslek personelini yetiştirmek,
  • Sağlık hizmetleriyle ilgili olarak milletlerarası ve yurt içindeki kurum ve kuruluşlarla işbirliğinde bulunmak.

Bağlı Kuruluşlar

  • Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü
  • Sağlık Eğitimi Genel Müdürlüğü
  • İlaç Ve Eczacılık Genel Müdürlüğü
  • Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü
  • Ana Çocuk Sağlığı Ve Aile Planlaması Daire Başkanlığı
  • Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı
  • Verem Savaş Daire Başkanlığı
  • Sıtma Savaş Daire Başkanlığı
  • Kanserle Savaş Daire Başkanlığı

Türkiye’deki  Eğitim Kuruluşları

Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan bu yana devletin yalnızca kurumsal akademik eğitimi vermesi amacı güdülmüş ve kültürel eğitim sosyal yapılara bırakılmıştır. Bu yüzden halk arasında Türk eğitimini tanımlarken sadece milli eğitimi düşünmek gibi bir yanliş algılama var olmuştur. Bu algılama Anadolu’da yürütülen eğitim faliyetlerini ve bunları gerçekleştiren organizasyonları eksik yorumlamaya neden olmaktadır.

Anadolu Türkleri, diğer toplumlar gibi birçok dönemden geçmiştir. Türk eğitim tarihi de gerek bu değişimler nedeniyle gerekse içinde bulunduğu coğrafyanın yarattığı kültürler bileşim nedeniyle zenginleşmiştir. Buna en güzel örnekleri göçebe hayattan yerleşik hayata, sözlü kültürden yazılı kültüre geçişte görülebilir. Tarih içinde Anadolu Türkleri planlı eğitsel faliyetler açısından askeri eğitim, dini eğitim ve akademik eğitimin farklı süreçlerinden geçmiştir. Osmanlı tecrübesi sonrasında milli eğitim, bireylerin hiçbir baskı ve yönlendirme altında kalmadan inançlarını, yaşamalarını, farklı inançlara saygı duymalarını ve toplumsal yaşamın uyum içerisinde sürdürülmesini kendini oluşturan bütün kültürlere aynı uzaklıkta durarak gerçekleştirilebileceği varsayımı üzerine kurulmuştur.

Bu amaç doğrultusunda Türkiye Cumhuriyeti eğitimde reformlara girişmiştir. Atatürk’ün eğitim alanındaki inkılapları bu reformların başlangıcını oluşturur. Örneğin milli eğitim, dini eğitimden ayrılmış (dinler çatışmasının dışına çekilmiş) ve askeri eğitimi ise bilimsel temeller üzerine kurulmuştur. Atatürkün kendi el yazısıyla tamamladığı askeri eğitim kitapları bu dönüşümün bir parçası olmuştur.

Okul öncesi eğitim ( ana okulu )

2009-2010 eğitim ve öğretim yılına girerken 1 yıllık okul öncesi uygulamasının yaygınlaşmasıyla ilk öğretim sistemi 9 yıla çıkarılmıştır. Çok başarılı bir uygulama olmasına karşın yetersizdir. Çocuğa daha bu dönemde çok iyi bir karakter analizi yapılmalı ve çoçuk tüm hayatı boyunca bu analizle yönlendirilmelidir, yani müzisyen olabilecek bir çocuğun daha anaokulunda seviyesinin ilgisinin tespitiyle bu yönüne dikkat edilerek eğitim almasını sağlamaya çalışılmalıdır.Müzisyen olma yeteneğine sahip bir çocuğun doktor olmasını sağlamaya çalışmak ya da böyle bir eğitim sonucu çocuktan verim beklemek yanlış olur.Öncelikle eğitim ve öğretimi birbirinden iyi ayırt etmek gerekir.

İlköğretim

İlköğretim, Türkiye’de 8 yıl sürmektedir.Din dersleri zorunludur. İlköğretim okullarının kesintisiz 8 yıl olması 28 Şubat sürecini takiben 55. hükümet (Mesut Yılmaz Hükümeti) döneminde 18 Ağustos1997’de zorunlu kılınmıştır. T.C. Anayasası’nın 42. Maddesi gereği Kimse eğitim ve öğretim hakkından yoksun bırakılamaz. İlköğretim, kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve Devlet okullarında parasızdır.

Ortaöğretim (lise seviyesi)

2006 yılı itibariyle yurt genelinde 4 yıllık sisteme geçilmiştir. Anadolu, teknik, özel, akşam gibi türleri vardır. Anadolu ve teknik liseler SBS ile ogrenci almaktadir。

Yükseköğretim (üniversite seviyesi)

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı, 1974 ve 1975 yıllarında aynı gün sabah ve öğleden sonra birer olmak üzere iki oturumda, 1976-1980 yıllarında aynı günde ve bir oturumda uygulanmış; 1981’den itibaren iki basamaklı bir sınav haline getirilmiştir. İki basamaklı sınav sisteminde ilk basamağı oluşturan Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) nisan, ikinci basamağı oluşturan Öğrenci Yerleştirme Sınavı (ÖYS) ise haziran ayı içinde uygulanmıştır.

  • 1974’ten itibaren adaylardan yükseköğretim programlarına ilişkin tercihleri de toplanmış ve adaylar puanlarına ve tercihlerine göre yükseköğretim programlarına merkezi olarak yerleştirilmiştir.
  • 1982’den itibaren ortaöğretim kurumlarından adayların diploma notları toplanmaya başlanmış ve bu notlar Ortaöğretim Başarı Puanı (OBP) adı altında belli ağırlıklarla sınav puanlarına katılmıştır.
  • 1987’den itibaren, yükseköğretim programları ile ilgili tercihlerini belli alanlarda toplayan adaylara, sınavda belli testleri cevaplama, diğerlerini cevaplamama olanağı tanınmıştır.
  • 1999’da iki basamaklı sınavın ikinci basamağı (Öğrenci Yerleştirme Sınavı ÖYS) kaldırılmış, sınav ÖSS adı altında tek basamaklı bir sınav haline getirilmiştir. Sınavın tek basamaklı olarak uygulanmaya başlanmasıyla birlikte bazı yükseköğretim programlarının puan türleri de değiştirilmiştir. Ayrıca adayların OBP’lerinin mezun oldukları ortaöğretim kurumunun ÖSS ham puan ortalamalarına göre ağırlıklandırılmasıyla oluşturulan Ağırlıklı Orta Öğretim Başarı Puanı (AOBP) hesaplanmaya başlanmış ve ortaöğretimdeki alanlardan mezun olanların aynı alandaki yükseköğretim programlarına yerleştirilmelerinde AOBP’lerinin yüksek bir katsayıyla, mezun oldukları alanlar dışındaki yükseköğretim programlarına yerleştirilmelerinde ise AOBP’lerinin düşük bir katsayıyla çarpılması uygulamasına geçilmiştir. ÖSS’de soru tipi ve konu dağılımı/müfredat açısından bir değişiklik yapılmamıştır.
  • 2003’te ÖSS ve AOBP puan sistemi ile AOBP’nin çarpıldığı katsayılar değiştirilmiştir.
  • 2006’da yapılan değişiklikle soruların bir kısmı önceki yıllarda olduğu gibi ÖSS tipinde sorulmuş, bir kısmı ise tüm lise müfredatı göz önünde tutularak hazırlanmıştır. Sınavın tek basamak olarak uygulanmasına devam edilmiştir.

Türkiye’deki  Güvenlik Kuruluşları

Toplumların gelişmesi, devlet haline Gelmesi ve yetersiz kaynakların paylaşımında rekabetin yaşanmasıyla birlikte, devletlerin birbirlerine karşı kullanmak üzere oluşturduğu çeşitli yapı ve tehditlere karşı koymak üzere oluşan tehdidin özelliğine göre önlem alma gereği kendiliğinden ortaya çıkmıştır.

Devletlerin birbirlerine karşı bu hazırlıkları, 20 nci yüzyıla kadar yalnızca düşman silahlı gücünekarşı yapılırken, son zamanlarda ise tarafların birbirlerinin tüm Milli güç unsurlarına karşı yapılmaya başlanmıştır. Böylece cephe gerisinde ve cephe savaşı öncesinde bir savaş stratejisi ortaya çıkmıştır. Bu duruma “Topyekun Savaş” adı verilmiştir.

Bu kavramın evrensel boyut kazanması 1nci Dünya Savaşı ile başlamış, 2 nci Dünya Savaşı ve sonrasında tamamlanmıştır.

Devletler veya devletler grubunun, diğer devlet veya devletler grubu üzerindeki çıkarlarını gerçekleştirebilmeleri için, içeriden ve dışarıdan gereğinde kullanılmak üzere potansiyel tehdit yaratılması konusunda sürekli çabalar sarf edilmiş ve bu yönde politikalar oluşturulmuştur.

Yaratılan potansiyel tehdidin, ne zaman ve nasıl  kullanılacağı hakkında senaryolar üretilmiş, kısa, orta ve uzun vadeli politikalar ve stratejiler geliştirilmiştir. Bunları karşılayabilmek maksadıyla da, karşı potansiyel tehdit ile onun politikası ve stratejisi ortaya konulmuştur.

Bu oluşum, tarihi süreç içerisinde de devam etmiştir.Bu da “Milli Güvenlik” kavramının ortaya çıkmasına neden olmuştur.

  • MİT ~ Millî İstihbarat Teşkilâtı
  • T.C İçişleri Bakanlığı EGM Kaçakçılık ve Organize Suçla Mücadele Daire Başkanlığı
  • T.C. Maliye Bakanlığı Malî Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı (MASAK)
  • T.C. Emniyet Genel Müdürlüğü
  • T.C. Emniyet Genel Müdürlüğü Polis Akademisi