Neden Polisliğe İhtiyaç Duyulmuştur?

Her meslek belirli bir toplumsal ihtiyaçtan doğmuştur. Polislik mesleğide bu mesleklerden biridir. Polislik mesleği toplumda yaşanan huzursuzluk yada güvensizlik oluşturan eylemlerin engellenmesi amacıyla oluşturulmuş bir kurumdur. Bu kurumun devlet kontrolünde olan bir kurum olmasının bir amacıda ,polislik kurumuna ait etki alanını genişletmektir.

polis, güvenlik

Bir kamu hizmeti olarak polislik hizmetlerinin yürütülmesi, diğer bir yaklaşımla güvenlik hizmetlerinin etkin ve toplum odaklı yerine getirilmesi Dünya´da ve ülkemizde önem kazanan konuların başında gelmektedir. Polislik hizmetleri toplumsal yapıdan doğrudan etkilenmektedir.

Bu yönüyle polisin faaliyetlerine yön veren toplumsal ihtiyaçlar ve taleplerdir. Suç ve suçluluk toplumsal gündemi işgal eden konuların başında gelmektedir. Suçun olmadığı bir toplum hayali mümkün olmadığından polisin temel görev alanları çoğunlukla suçla ilgili bulunmaktadır. Bunun yanında polisin zamanının büyük bir kısmını sosyal hizmet fonksiyonuna ayırdığı da bilinmektedir.

Özellikle artan yatay hareketlilik yani iç göç olgusu ve hızlı nüfus artışının sonucu olarak ortaya çıkan nüfus yığılması, başta büyük kentlerimiz olmak üzere kentlerde toplumda hâkim olan sosyal kontrol mekanizmalarının işlevinin azalmasına ve toplumsal ilişkiler ağının etkinliğinin değişmesine neden olmuştur. Geçmişte durağan ve kontrol edilebilen bir toplumsal yapıdan, küreselleşme, kentleşme, iç göç ve değişimin bir sonucu olarak kontrol edilemeyen ve durağan olmayan bir toplumsal yapıya geçilmiştir. Toplumun oto kontrol mekanizmalarının işlevini yitirmesi ya da zayıflaması, devlet odaklı kontrol mekanizmalarının önemini daha da ön plâna çıkarmıştır. Bu mekanizmaların başında da Polis Teşkilâtı gelmektedir.

Değişen ve gelişen toplumsal yapıda suçların niceliği yanında niteliği de değişmekte, yeni suç türleri ve suç işleme yöntemleri ortaya çıkmaktadır. Çeşitli sosyal, kültürel ve ekonomik koşulların bir bileşkesi olan suçun oluşumu tek bir nedene bağlanamadığı gibi suçların işlenmesinde az çok sebeplerin birlikteliği bulunmaktadır. Buna ek olarak polisin toplumla olan ilişkilerinin yapısı da değişmiştir. Toplum, polis teşkilâtından daha kaliteli ve kendi sorunlarına duyarlı bir hizmet beklemektedir.

Suçların niteliğinin, suçlu profillerinin ve suç işleme yöntemlerinin değişmesi sonucu suçla mücadele tek başına polisiye hizmetlerle yürütülemez duruma gelmiştir. Güvenliği sağlamada polisin fonksiyonu da değişmiş, polis-toplum ilişkisinin yeniden ve çok yönlü ele alınması gerekliliği ortaya çıkmıştır.

Toplumun güvenlik ihtiyaçları günden güne artmasına ve farklılaşmasına rağmen bir kamu kuruluşu olan polisin imkânları aynı oranda artmamış, kimi zamanda polisin suçlarda meydana gelen değişime uyum sağlama ve suçla mücadele yeteneği toplumsal beklentileri karşılayamaz hâle gelmiştir.

Bu durum toplumsal taleplerin ve duyarlılığın, güvenlik hizmetlerinin yürütülmesinde daha da önemli hâle gelmesine neden olmuştur. Ülkemizde suçların sayısı günden güne artmakta, insanlar mağdur olmasına rağmen polise başvurmak istememekte, karanlık alanlar denilen ve kayda girmeyen suçların sayısı tam olarak tespit edilememekte, faili meçhul suçların sayısı özellikle malvarlığına karşı işlenen suçlarda artmakta, toplumsal güvensizlik hissi ve suç korkusu günden güne daha da içinden çıkıl(a)maz hâle gelmektedir. Sonuç olarak modern dünya yeni problemleri de beraberinde getirmekte ve suçluluğa ilişkin çözüm önerileri sınırlı bir alanda kalmaktadır.

Polisiye hizmetlerin, bu çerçevede genel güvenlik hizmetlerinin ve suçla mücadelenin sadece polis hizmetleri eksenli değil çok yönlü ve bütüncül bir şekilde yürütülmesi gerekmektedir. Bunu sağlamanın temel yöntemlerinden birisi de Toplum Destekli Polislik hizmetlerinin yaşama geçirilmesidir.

TDP hizmetleri, bu yönüyle toplumun güvenlik talebine göre şekillenen bir anlayışın polisiye hizmetlerde yaşama geçirilmesi anlamına gelmektedir. Toplumsal sorunlara odaklanan ve çözümlerin bütüncül bir çerçevede ele alınarak toplumun bütün kesimlerinin, kurumlarının ve devlet organlarının yer aldığı bir hizmet anlayışının bu açıdan artık çağın bir gerekliliği olduğu kabul görmektedir.

Günümüzde polislik hizmetlerinin, hizmet yürütülen yerin toplumsal yapısına ve toplumsal ilişkiler ağına bağlı kalınarak, insan haklarına saygı odaklı ve toplumsal duyarlılıklar çerçevesinde ele alınmasının ve yürütülmesinin gerekliliği tartışılmazdır.