İnsanlık ve Zaman

İnsanoğlu çok eskilerden beri zaman kavramı ile uğraşmaktadır. Gün içerindeki zamanı çeşitli bölümlere ayırmak için değişik yöntemler kullanmıştır. Güneş saatide bu uygulamalardan biridir. İlk başlarda zaman ölçümünün ayrıntılı olarak yapılaması gerekmiyordu sadece belli işleri yapabilmek adına uygun zaman bekleniyordu. Örneğin havanın ne zaman ısınacağı,ne zaman soğuyacağı,ekim yapabilmek için en uygun zaman gibi. Burada güneş saatleri hakkında bilgi vermeye çalışacağız.

Güneş Saati Nedir?

Güneş saati, zamanı güneşin konumuna göre ölçmeye yarayan alettir. Genel olarak rastlanan yatay güneş saati tasarımlarında, dikey olarak yerleştirilmiş bir çubuğun gölgesi, yatay yerleştirilmiş bir yüzeyde günün saatlerini gösteren kadrana düşer. Güneş gökyüzünde ilerledikçe, çubuğun ucu farklı saat çizgilerine denk gelecek şekilde hareket eder. Bu tasarımlarda çubuğun Dünya’nın dönme eksenine hizalanması gerekir. Dolayısıyla, bu tür bir güneş saatinin doğru zamanı göstermesi için çubuğun, manyetik kuzeyi değil coğrafi kuzeyi gösteriyor olması gereklidir. Ayrıca çubuğun yatay düzlemle yapacağı açı, saatin bulunduğu coğrafi enleme eşit olmalıdır. Yine de, bu iki özelliğe sahip olmayıp farklı ilkeler çerçevesinde çalışan güneş saatleri de tasarlanabilir.

Güneş ışınlarının bir cisimde meydana getirdiği gölgelerden faydalanarak günün kısımlarını bulan düzenek güneş saatidir.

İlk defa düşey olarak düzenlenen bir çubuk şeklinde kullanılmış ve gölge uzunluğuna göre günün zamanı tesbit edilmiştir.

Eski Yunanda değişik güneş saatleri kullanılmıştır. Pergalı Apollonius (M.Ö. 250) konik kesit kullanarak daha da hassas saat elde etmiştir. Ptolemi ise kurduğu düzende gölgeleri çeşitli eğik düzlemlerde gösterir saat geliştirmiştir. Atina’daki bir kulede M.Ö. 100 yılından kalma sekiz güneş saati bulunmaktadır. Roma’da ise M.Ö. 290’da ilk güneş saati ortaya çıkmıştır.

Müslüman Araplar, güneş saatine çok önem vermişler, yatay, düşey ve eğik düzlemli çok değişik türlerini geliştirmişlerdir. Bazı eski camilerin duvarlarında veya uygun yerlerinde güneş saatleri vardır. Trigonometri prensiplerini kullanarak düzeni ve imalatını basitleştirmişlerdir. M.S. 13. yüzyılda Ebü’l-Hasan saat çizgilerinin silindirik, konik ve diğer yüzeylerde belirtilmesi üzerinde çalışmalar yapmıştır. İlk mevsimler için eşit saatin kendisi tarafından ortaya çıkarıldığı kabul edilir. Ancak mekanik saatin ortaya çıkmasıyla güneş saatinin kullanış alanı azalmıştır. Müslümanların saate verdikleri önem, namaz vakitlerinden kaynaklanmaktaydı. Mesela, büyük alim Abdülhak Sücadil’in Farsça Mesail-i Şerh-i Vikaye kitabında güneş saati şu şekilde anlatılır:

“Güneş gören düz bir yere, bir daire çizilir. Bu daireye, önce Hind Müslümanları tarafından kullanıldığı için, “Daire-i Hindiyye” denir. Dairenin ortasına, çapının dörtte biri kadar uzun, dik bir çubuk dikilir. Bu çubuğun gölgesi, sabah vakti, dairenin dışına kadar uzundur ve batı tarafındadır. Güneş yükseldikçe, gölge kısalır. Gölgenin ucunun, daireye girdiği noktaya işaret konur. Güneş gün ortasına gelince, gölgenin boyu en küçük olup, sonra tekrar uzamaya başlar ve doğu tarafından dışarı çıkar. Çıktığı noktaya da işaret konur. Bu işaretlenen noktalar arasındaki daire yayının ortası ile merkez arasına düz bir çizgi çizilir. Bu, oranın nısf-un-nehar «gün ortası» çizgisi olur. Gölge ucu bu çizgiye gelirse gün ortası olur. Gölge bu hattan ayrıldığında öğle namazı vakti başlar. Çubuğun gölgesi, çubuğun boyunun bir veya iki katı kadar daha uzayınca ikindi vakti başlar.”

Rönesansla güneş saati yaygınlaştı. Ancak 19. yüzyıldan itibaren süs olmaktan ileri gitmemiştir.

Güneş saatinin çalışma prensibi, güneşin gökteki hareketi ile ilgilidir. Bu görünür hareket dünyanın kendi ve güneş etrafındaki dönüşü ile alakalıdır. Ancak, güneş saatinin hassaslığı için gözönüne alınması gereken başka üç tesir daha vardır: Bunlardan ilki, dünyanın güneşi odak kabul ederek hareket etmesi; ikincisi, yörüngenin elips olması ve üçüncüsü, dünyanın dönme ekseninin eğik olmasıdır.

Güneş Saatinin Kullanımı

Zamanın ve saatin değeri, insanlık tarihi ile başlar. Kullanımı ise çeşitli aşamalarla zamanımıza kadar ulaşır. Yıllar, aylar, haftalar, günler hep saate bağlı olduğundan saat; zaman ve tarihin kalp atışlarını gösterir. Zamanı gösteren alet olan saat; güneş, kum, yağ ve su ile işleyen en ilkel şekliyle, M.Ö. 3000-2000 yıllarında Mezopotamya, Mısır, Hindistan ve Çin’de kullanılmıştır. Bunlardan en yaygını güneş saatleridir. Güneş saatlerinin Akdeniz havzası, Mısır ve Mezopotamya gibi güneş ışığının bol göründüğü orta kuşakta çıkıp geliştiği düşünülmektedir. Güneş saatleri özel olarak hazırlanmış bir mil gölgesinin, güneşin görülen hareketine uygun olarak, yine özel olarak hazırlanmış mermer, taş veya madenî bir zemin (kadran) üzerindeki hareketlerine göre zaman tayinine yarayan cihazlar olarak tarif edebiliriz.

Romalıların da güneş saati yaptıklarını bilmekteyiz. Ne var ki bunların hiçbiri İslâm ülkelerinin yapmış olduğu güneş saatleri kadar teferruatlı ve hassas değildir. İslamiyetle birlikte oruç ve beş vakit namazın emredilmesi, üstelik bu ibadetlerin vakitle sıkı sıkıya bağlı olması müslümanları, bilhassa öğle, ikindi ve şafak vakitlerinin başlama ve bitme anlarını tespit etmeye sevk etmiştir. Diğer dinlerde pek vurgulanmayan bu özellikten dolayı, güneş saatleri İslâm ülkelerinde daha teferruatlı ve hassas imal edilmiştir.

İslamdan sonra kurulan medeniyetlerde, her şehrin büyük camisinin bitişiğinde Muvakkithaneler bulunurdu. Muvakkithaneler zamanın belirlendiği yerlerdir. Buranın devlet tarafından vazifeli bir memuru olurdu ve Ezanlar buna göre okunurdu. Güneş saatleri Anadolu Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde de gelişmesini sürdürerek varlığını 20. yy. başına kadar devam ettirmiştir.

Saatler hakkında sonuç olarak şunu rahatlıkla söyleyebiliriz; saatlerin gelişiminde İslâm Medeniyetinin payı büyüktür.

Güneş Saatilerinin Tarihsel Gelişimi

  • 1675’te saat teknolojisinde gelişmeler oldu. Artık saatler birkaç saat değil, sadece birkaç dakika sekiyordu. Böylece saatin kadranına dakikalar çizilip saate yelkovan eklendi.
  • 1721’de George Graham’ın yaptığı sarkaçlı saat günde sadece bir saniye şaşıyordu.
  • 1761’de John Harrison’un yaptığı saat o kadar dakikti ki deniz yolculuklarındaki ölçümlerde kullanılmaya başlandı. İngiliz hükümeti bu başarısını bu zamanın parası ile 10 milyon dolar vererek ödüllendirdi.
  • 1800’de ilk cep kronometresi yapıldı. Saniye ilk kez cebe girmiş oldu. Yine bu yıllarda bol mücevherli (değerlitaşlarla süslenmiş) saatlerin yapımı çoğaldı.
  • 1850’de Amerika’da ilk kez seri üretim saat yapılmaya başlandı.
  • 1800’lü yılların sonlarından 1900’lüyılların ortalarına kadar üretilen saatlerin yoğun olarak kullanıldığı yer Türkiye idi. İsviçre’de üretilen saatlerin pazarı daha çok İstanbul’daydı.
  • 1952 yılında pil icat oldu. Pil saatlere uyarlandı ve hiçbir mekanik saatin ulaşamayacağı dakiklikte pilli saatler üretildi.
  • 1968 yılında elektronik saatler ilk kez piyasada görülmeye başlandı. İlk elektronik saati Seiko firması üretti.
  • 1969’da Amerika’da Pulsar markasıda elektronik saatleri piyasaya sürdü.
  • 1982’de Swatch firması pilli ucuz saat üretiminde başarı sağlayarak piyasayı canlandırmada öncülük etti. Yine bu yıl Seiko ilk kez video kaydı yapan saati üretti.

 Bugün 25 yıl pil değiştirmeden çalışan, 2100 yılına kadar takvim günlerini kendi ayarlayan, ışık enerjisi ile çalışan, 11.100 metre derinlikte bile su almayan, internete bağlanabilen, digital fotoğraf çeken, müzik ve ses kaydeden, tansiyon ve kalori ölçen, pusulalı, derinlik, yükseklik, sıcaklık, basınç ölçen ve hatta konuşan saatler mevcuttur.

Güneş Saatinin Çalışması

Namaz vakitlerini gösteren güneş saatleri şekillerine göre yatay, dikey ve silindirik olmak üzere üç çeşittir. Yatay gruptakiler günün saatlerini ve özellikle namaz vakitlerini, yüksekçe bir kaide üzerine oturmuş taş bir tablanın güney kenarına yerleştirilen bir milin gölgesinin kadranın üzerinde bulunan çizgilerin üzerine düşmesine göre, çizgilerin ucundaki yazı ve rakamlarla göstermektedir. Gelişmiş tiplerinde güneşin hangi burçta olduğunu gösteren eğriler de vardır. İkindi ve akşam vakitlerini gösterebilmesi için binaların batı duvarına yerleştirilen dikey güneş saatlerinin daire, dörtgen, üçgen veya en az ikisinin bir araya getirilmesiyle oluşan bileşik çeşitleri bulunur. Dairevi ve dörtgen tiplerdeki taksimat, milin dibindeki eşit açılarla ışın biçimi dağılan ve her biri bir saati gösteren çizgilerden oluşmaktadır ve milin dibindeki çizgi öğle vaktini işaret eder.

Üçgen güneş saatleri daha ayrıntılı olup daha ziyade İstanbul’daki camilerde bulunur. Kadranında bir gösterge, milin hemen sağ altındaki küçük bir iç bükey kış gün dönümü eğrisiyle, daha sağdaki büyük bir dış bükey yaz gün dönümü eğrisini milin tam altında dikey olarak birleştiren öğle çizgisi ve bununla milin sağındaki yatay ufuk hattı arasında yer alan düz saat çizgileri bulunur. Üçgen saatlerde güneşin batışı daima 12 olarak kabul edilmiş ve her saatin arası 15 veya 20’şer dakikalık dilimlere ayrılmıştır. Bunların dışında sadece ikindi vaktini göstermek için yapılan kadranı hafif kavisli bir çok çizgi bulunan güneş saatleri de vardır.