Folklor Nedir?

Folklor kısaca  bir toplumun gelenek, görenek, inanç vesanat etkinliklerinin tümü şeklindde tanımlanabilir. Toplumdaki gelenekler ve görenekler yöreden yöreye farklılıklar gösterebilir. Zaten toplumda farklı geleneklerin olması bu şekilde açıklanabilir.

Folklor Hakkında Bilgi

Folklor Fransızca bir kelimedir.

“Bir ülkede yaşayan halkın kültür ürünlerini, sözlü edebiyatını, geleneklerini, törelerini, inançlarını, mutfağını, müziğini, oyunlarını, halk hekimliğini inceleyerek bunların birbirleriyle ilişkilerini belirten; kaynak, evrim, yayılım, değişim, etkileşim vb. sorunlarını çözmeye; sonuç, kural, kuram ve yasaları bulmaya çalışan bilim dalı.” anlamındadır.

Bu bilim dalı için dilimizde halk bilimi karşılığı bulunmaktadır. Dolayısıyla bu yabancı sözün dilimizde kullanılmasına gerek yoktur.

FOLKLOR, yazılmadan kuşaktan kuşağa ak­tarılan töreler, masallar, boş inançlar ve gelenekleri içerir. “Folklor” sözcüğünü ilk kez İngiliz araştırmacı VVilliam Thoms, halk kültürü anlamında kullanmıştı. Eskiden folk­lorun bütünüyle geçmişe ait olduğu düşünü­lürdü. Oysa çağdaş kültürlerde de varlığını sürdürdüğü artık bilinen bir gerçektir. Folklor öğelerine kırsal kesimde daha sık rastlanır. Kentlerde de gözlenen bu öğeler, değişik özelliklerle dünyanın hemen her yerinde var­dır. Yazılı kültürün henüz gelişmediği top­lumlarda folklor alanındaki incelemeler an­tropolojinin kapsamına girer.

19. yüzyılda, düşünce tarihinin gelişimini izleyebilmek amacıyla, eğitim görmemiş insan topluluklarını incelemekle çalışmalarına baş­layan folklor araştırmacıları, eski inançların kökenini bulmak istediler. Bu çalışmalar za­manla büyük bir birikime ulaştı. Halk masal­ları, destanlar, türküler, halk oyunları, bilme­celer, atasözleri ve tekerlemeler yazıya geçirilerek ya­yımlandı. Masallar ve destanlar derlendikleri yere ve tarihe göre değerlendirilerek, gelenek ve göreneklerin araştırılması derinleştirildi. Müzik, dans ve geleneksel el sanatları da bu inceleme­lere ışık tuttu. Kırsal alanlardan kentlere göçenler ya da bir başka ülkede göçmen olarak yaşamlarını sürdüren topluluklarla ilgi­li folklor araştırmaları bu grupların kendileri­ne özgü sanatlarının ve geleneklerinin varlığı­nı ortaya çıkardı.

Folklora yansıyan sevgi, yaradılış, ölüm, başarı, özveri gibi insanların çağlar boyunca ilgi duyduğu konular, ninniler, adaklar, des­tanlar, fıkralar ve törelerde bugün de sürmek­tedir. Bir halk masalının konusu aynı kalmak­la birlikte, tekrarlanırken günün koşullarına uygun yeni bir içerik kazanır. Eski ezgiler yeni sözcüklerle tarlalarda, maden ocakların­da çalışanların acılarını, umutlarını, direnişle­rini dile getirir. İnsanlığın bilgi dağarcığı yalnızca okullarda öğretilen ya da kitaplarda yazılı olan bilgilerden değil, binlerce yıldan beri korumayı başardıkları folklorlarından da beslenir.

Türkiye’de Folklor

Halkbilimi olarak da nitelendirilen folklor araştırmaları Türkiye’de 20. yüzyılın başların­da başlamış, Meşrutiye ve Cumhuriyet dö­nemlerinde aydınların ilgsi ve Macar türkologlarından Ignâcz Kûnos gibi yabancı araştır­macıların katkılarıyla gelişerek saygınlık ka­zanmıştır. Şinası ve Ahmed Vefik Paşa ata­sözlerini, Mehmed Tevfik ve Ahmed Midhat ise halk fıkralarını ve öykülerini derlediler. Ziya Gökalp, 1923’te derlediği halk masalları­nı Altın Işık adıyla yayımladı.

Cumhuriyet döneminde Halkevleri’nin ku­rulması folklor araştırmalarına yeni bir ivme kazandırdı. Sayıları 400’ü bulan Halkevleri ve Halkodaları, araştırmalar yapmaya ve çalış­malarını dergiler aracılığıyla yaymaya başladı­lar. 1927’de ilk kez bir Türk Halkbilgisi Derneği kuruldu. Türk Dil Kurumu’nun araş­tırmalarının da bu çalışmalara büyük katkısı oldu.

Daha önce İstanbul Üniversitesi’nde Ziya-eddin Fahri Fındıkoğlu ve Fuad Köprülü’nün halk edebiyatı konusunda başlattıkları çalış­malar, ilk kez 1946’da Pertev Naili Boratav’ın çabasıyla Ankara’da Dil ve Tarih-Coğrafya

Fakültesi’nde bir halkbilim arşivinin kurulma­sıyla somutlaştı ve halk edebiyatı dersleri ders programlarına alındı.

Daha sonra Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olarak Türk Folklor Enstitüsü ve Milli Folk­lor Araştırma Dairesi kuruldu. Ortadoğu Teknik Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin kurdukları halkbilim kulüpleri de bu konuda özgün çalışmalarıyla önemli katkılar sağladılar.