Dünya

Dünyanın oluşum şekli hakkında bazı bilgileri vermeye çalışacağız. Dünya hakkında en geçerli oluşum teorisi şöyle der;

İlk başta bir gaz tabakası halindeki dünya güneş etrafındaki dönüşü ve kendi etrafındaki dönüşü nedeniyle şu anki şekline benzer bir şekil almaya başlamış ve yavaşça soğumaya başlamıştır. Bu oluşumu anlatan olayın daha geniş açıklamasını burda bulabilirsiniz.

dünya, gezegen, yerkabuğu

Dünya (YerYeryüzü), Güneş Sistemi’nin Güneş’e uzaklık açısından üçüncü sıradaki gezegenidir. Üzerinde zeki yaşam formları barındırdığından emin olunan tek gök cismidir. Katı ya da ‘kaya’ ağırlıklı yapısı nedeniyle üyesi bulunduğu yer benzeri gezegenlergrubuna adını vermiştir. Bu gezegen grubunun kütle ve hacim açısından en büyük üyesidir. Büyüklükte, Güneş Sistemi’nin 8 gezegeni arasında gaz devlerinin büyük farkla arkasından gelerek, beşinci sıraya yerleşir. Tek doğal uydusu Ay’dır.

Dünya’nın Oluşumu

Yapılan araştırmalar sonucu gezegeninin yaşı 4,467 milyar yıl olarak hesaplanmıştır.Geçen bu zaman dilimi, karmaşık bileşik yapılar ve içerdiği elementler göze alındığında, Güneş, Dünya ve diğer gezegenler dahil Güneş Sistemi’ndeki yapıları oluşturan moleküler bulutsunun kaynağı, ömrünü önceden tamamlamış bir genç tip yıldızın dağılmış artıklarının ve yıldızlar arası maddenin bir merkez etrafında dönerek gittikçe yoğunlaşmasıyla oluşmuştur. Merkezde yoğunlaşan Hidrojen ve Helyum molekülleri yeni bir G2 türü yıldızı, yani Güneş’i oluşturmaya başlamış, çevre disklerdeki yoğunluklu bölgelerde ise gezegenler oluşmaya başlamıştır. Dünya ise Güneş’e 3. sırada yakınlıkta bulunan karasal bir iç gezegendir.

Oluşum diskleri süreci ve sonrasında bu karasal gezegenler, ağır göktaşı çarpışmalarına sahne olmuştur. Göktaşları yapısında bulunan donmuş buzlar, silikat ve metal yapılar, karaların ve okyanuslarının oluşmasını sağlamış, merkezde yoğunlaşan ağır demir ve nikel elementleri ise gezegenimizin çekirdeğini oluşturmuştur. Ağır göktaşı bombardımanı, asteroid kuşağının Jüpiter’in güçlü çekim etkisi sonucu daha kararlı hale gelmesiyle gittikçe azalmıştır. Uygun koşullar oluştuğunda gelişmeye başlayan canlı hayat sonrasında özellikle bitkiler ve yaptıkları fotosentez ile atmosfer’imizin yapısal bileşimi önemli oranda değişmiş ve oksijen oranının yükselmesine neden olmuştur.

Dünya Kaç Yaşındadır?

Dünya’nın yaşı doğrudan doğruya kayaçların yaşıyla ölçülemez. Çünkü bilinen en yaşlı kayaçların bile bugün artık yeryüzünde var olmayan daha yaşlı kayaçlardan oluşmuştur. Bugüne kadar saptanabilen en yaşlı kayaçlar Grönland’ın batısında bulunmuştur ve 4,1 milyar yaşındadır.

Bugün Dünya’nın yaşını hesaplamak için elde edilen en iyi yöntem radyoaktif elementlerin yarılanmaları sonucu başka elementlere dönüşümleridir. Örneğin radyoaktif uranyum elementinin uranyum-238 ve uranyum-235 gibi iki ayrı tipte atomu (izotop) vardır. Bu atomların ikisi de çok yavaş bir süreçle kurşun atomlarına dönüşür. Öbür uranyum izotopundan biraz daha ağır olan uranyum-238’in dönüşümüyle daha hafif bir kurşun izotopu olan kurşun-206, uranyum-234’in dönüşümüyle de biraz daha ağır bir izotop olan kurşun-207 atomları oluşur. Uranyum-235’in kurşuna dönüşme hızı uranyum-238’in dönüşme hızından altı kat daha fazladır. Bu nedenler, incelenen bir kayaçtaki kurşun-206 ve kurşun-207 atomlarının oranı kayacın yaşına bağlı olarak değişir. En yaşlı olduğu düşünülen bir kurşun minerali ile bugün okyanuslarda oluşan kurşunun izotop yapısı arasındaki fark, ancak bu iki örneğin oluşumları arasında 4,55 milyar yıllık bir zaman dilimi olmasıyla açıklanır. Bu süre de Dünya’nın yaşı olarak kabul edilir.

Dünya’nın Biçimi ve Şekli

Dünya’nın üzerindeki topografik oluşumlar ve kendi ekseni etrafındaki eksantrik hareketi nedeniyle düzgün bir geometrisi yoktur. Geoibs bir biçimdedir, fakat ekvatordaki yarıçapı kutuplardaki yarıçapından fazladır. Bu kutuplarından basık özel küresel geometrik şekil geoit (Latince, Eski Yunanca Geo “dünya”) yani “Dünya şekli” diye adlandırılır. Referans küremsinin ortalama çapı 12.742 km’dir (~40.000 km/π). Yer’in ekseni etrafında dönmesi ekvatorun dışarı doğru biraz fırlamasına neden olduğu için ekvatorun çapı, kutupları birleştiren çaptan 43 km daha uzundur. Ortalamadan en büyük sapmalar, Everest Dağı (denizden 8.848 m yüksekte) ve Mariana Çukuru dur (deniz seviyesinin 10.924 m altı). Dolayısıyla ideal bir elipsoide kıyasla Yer’in %0,17’lik toleransı vardır. Ekvatorun şişkinliği yüzünden Yer’in merkezinden en yüksek nokta aslında ekvatordadır.

Kuran’da Dünyanın Yaratılışı

{2} Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin ki, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız. O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah’a ortaklar koşmayın. [Bakara 21-22]

{76} İnsan (henüz) anılır bir şey değilken (yaratılmamışken) üzerinden uzunca bir zaman geçti. Şüphesiz biz insanı, karışım halindeki az bir sudan (meniden) yarattık ve onu imtihan edeceğiz. Bu sebeple onu işitir ve görür kıldık. [İnsan 1-2]

{11} O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı konusunda sizi imtihan için, henüz Arş’ı su üstünde iken gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratandır. Böyle iken “Ölümden sonra şüphesiz diriltileceksiniz” desen, inkarcılar “Mutlaka bu apaçık bir büyüdür” derler. [Hud 7]

{21} İnkar edenler, göklerle yer bitişikken, bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hâlâ inanmayacaklar mı? Onları sarsmasın diye yere de sabit dağlar yerleştirdik ve (varacakları yere) yol bulabilsinler diye ondan geçitler yollar meydana getirdik. Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Onlar ise oradaki, (Allah’ın varlığını gösteren) delillerden yüz çevirmektedirler. O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler. [Enbiya 30-31-32-33]

{41} De ki: “Siz mi yeri iki günde (iki evrede) yaratanı inkâr ediyor ve O’na ortaklar koşuyorsunuz? O, âlemlerin Rabbidir.”O, dört gün içinde (dört evrede), yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı, orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve orada rızık arayanların ihtiyaçlarına uygun olarak rızıklar takdir etti.Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi; ona ve yeryüzüne, “İsteyerek veya istemeyerek gelin” dedi. İkisi de, “İsteyerek geldik” dediler.Böylece onları, iki günde (iki evrede) yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi. En yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk. İşte bu, mutlak güç sahibi ve hakkıyla bilen Allah’ın takdiridir. [Fussilet 9-10-11-12]

{15} Yeri de yaydık, ona sabit dağlar yerleştirdik ve orada ölçülü (bir biçimde) her şeyi bitirdik. Orada hem sizin için, hem de sizin rızık vermediğiniz kimseler için geçimlikler meydana getirdik. Hiçbir şey yoktur ki hazineleri yanımızda olmasın. Biz onu ancak belli bir ölçüyle indiririz. Rüzgârları da aşılayıcı olarak gönderip yukarıdan su indirerek sizi onunla suladık. Onu toplayıp depolayan da siz değilsiniz. [Hicr 19-20-21-22]

{50} Yeryüzünü de yaydık ve orada sabit dağlar yerleştirdik. Orada her türden iç açıcı çift bitkiler bitirdik. [Kaf 7]

{79} (Ey inkarcılar!) Sizi yaratmak mı daha zor, yoksa göğü yaratmak mı? Onu Allah kurmuştur. Onu yükseltmiş ve ona düzen ve âhenk vermiştir. O göğün gecesini karanlık yaptı, ışığını da çıkardı. Ardından yeri düzenleyip döşedi. Ondan suyunu ve merasını çıkardı. Dağları sağlam bir şekilde yerleştirdi. Bunları sizin için ve hayvanlarınız için bir yarar kaynağı yaptı. [Naziat 27-28-29-30-31-32-33]

{13} Allah, gökleri gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselten, sonra Arş’a kurulan, güneşi ve ayı buyruğu altına alandır. Bunların hepsi belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. O, her işi (hakkıyla) düzenler, yürütür, âyetleri ayrı ayrı açıklar ki Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanasınız.O, yeri yayıp döşeyen, orada dağlar, nehirler meydana getiren, orada her türlü meyveden (erkekli-dişili) iki eş yaratandır. O geceyi gündüze bürüyor. Şüphesiz bunlarda, düşünen bir kavim için (Allah’ın varlığını gösteren) deliller vardır.Yeryüzünde birbirine komşu kara parçaları, üzüm bağları, ekinler; bir kökten çıkan çok gövdeli ve tek gövdeli hurma ağaçları vardır ki hepsi aynı su ile sulanır. Ama biz ürünleri konusunda bir kısmını bir kısmına üstün kılıyoruz. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir kavim için (Allah’ın varlığını gösteren) deliller vardır. [Rad 2-3-4]

{31} Allah gökleri görebileceğiniz direkler olmaksızın yarattı. Yeryüzüne de, sizi sarsmasın diye sabit dağlar yerleştirdi ve orada her türlü canlıyı yaydı. Gökten de yağmur indirip orada her türden güzel ve faydalı bitki bitirdik.[Lokman 10]

Yukarıda Dünya’nın yaratılışıyla ilgili bazı ayetler verdim. Aslında bu ayetler Dünya’nın yaratılmasıyla ilgi değil, Dünya’nın düzenlenmesiyle ilgilidir. Yakın bir zamana kadar yukarıdaki ayetler Dünya’nın hatta evrenin yaratılmasıyla ilgili olarak bazı çevrelerce referans olarak gösteriliyordu. Aslında durumun hiçte öyle olmadığını ayetleri analiz ederek hep birlikte göreceğiz.

{2} numaralı ayette “sizi ve sizden öncekileri yaratan” ifadesi geçiyor. Buradan bizden önce de yaratılmış varlıkların olduğunu anlıyoruz. Ancak bu yaratılanlar suda mı yaşıyordu, karada mı yaşıyordu orası belli değil. {76} numaralı ayette “insan anılır bir şey değilken üzerinden uzunca bir zaman geçti” diyor. İnsanoğlu henüz ortada yokken yeryüzünde uzun bir zaman geçti. Bu ayetlerde anlatılanlara baktığımızda aslında Dünya’nın önceden yaratılmış, Dünya’da bizden önce yaşayan canlıların varolmuş olduğunu anlıyoruz. Burada Dünya’nın yoktan var edildiği gibi bir durum yoktur. Devam edelim.

{11} numaralı ayette “henüz arşı su üstündeyken” diyor. {21} numaralı ayette “göklerle yer bitişikken, bizim onları ayırdığımızı, gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık” ifadeleri geçiyor. “Arş” kelimesi göğün en yükseği anlamında kullanılır. Göğün en yükseği su üstündeyken, gökleri ve yeri ayırıyorsa demek ki, o zamanki “gök” şimdikinden daha alçaktı. {41} numaralı ayette “sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi; ona ve yeryüzüne isteyerek veya istemeyerek gelin dedi.” ifadesi geçiyor. {13} numaralı ayette “Allah, gökleri gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselten” ifadesi geçiyor. {79} numaralı ayette “göğü yükseltmiş, ona düzen ve ahenk vermiştir.” diyor. Şimdi gökle ilgili bütün bu bilgileri toparlayalım. Gökyüzü, yeryüzüyle bitişikmiş gibi alçaktı ve duman gibi görünüyordu. Allah bu gökyüzünü yükseltti, onu düzenledi ve korunmuş bir tavan yaptı. Burada da Dünya’nın yaratılması ile ilgili bir anlatım yok. Burada göğün düzenlenmesi durumu söz konusu.

{41} numaralı ayette “göğe ve yeryüzüne isteyerek veya istemeyerek gelin” ifadesi geçiyor. {15} ve {50} numaralı ayetlerde “yeri yaydık, sabit dağlar yerleştirdik, ölçülü biçimde her türden bitkiler bitirdik” ifadeleri geçiyor. {31} numaralı ayette “yeryüzüne de, sizi sarsmasın diye sabit dağlar yerleştirdi” diyor. Yeri yaymak ne demektir? Yeryüzü ile ilgi farklı ifadeler var Kuran’da. Yerin bir yere çağırılması ve yayılmasından kara parçalarının hareket ettirilerek düzenlenmesini anlayabiliriz. Kıtalar birbirine çarptırılarak sabit yüksek dağlar meydana getirilebilir. Sabit dağlar oluşturma gerekçesini de “insanların sarsılmaması” olarak açıklıyor. Sarsılma nasıl olur, ya Dünya’nın düzensiz hareketleriyle yada volkanik faaliyetlerle. Yada her ikisi birden. Dünya’nın en yüksek dağları olan Himalaya’ların da Şimdiki Hindistan’ın Asya kıtasının güneyine çarpması sonucu oluştuğu düşünülüyor.

Peki bütün bu işlemler ne kadar sürdü? Yerle göğün ayrılması, yerin düzenlenmesi, göğün düzenlenmesi. Hepsi 6 gün sürdü. 4 gün yerin düzenlenmesi, 2 günde göğün düzenlenmesi. {41} numaralı ayette Allah bunu açıkça dile getiriyor. [Fussilet 9-12] Bazı çevreler Allah katında 1 günün bize göre 1000 yıl sürdüğünü dile getirerek bu 6 günün aslında 6000 yıl olabileceğini söylüyorlar. Ben bu görüşe katılmıyorum. Tanrı böyle bir bilgi için dolaylı ifadeler kullanmaz. Direk ölçü verir. O bakımdan 1000 yıl yorumları, (parantez içi) yorumları bana göre yanlıştır. Nasıl ki “biz insanı çamurdan yarattık” diyorsa, bu konuda da 6 günü referans almak durumundayız. Kuranı bilime uydurma çabası içinde olanlar da bu konuda yanılgıya düşmesinler. 6000 yıl karaların hareketi, gökyüzünün oluşumu ve bitkilerin oluşumu için makul bir rakam olarak görünebilir. Ancak, sabit dağların yaratılabilmesi için o kara parçalarının ne kadar büyük bir hızla birbirine çarptırılması gerektiğini düşünürseniz. Yeryüzünün gerçek 4 günde nasıl oluşmuş olabileceğini anlarsınız.

Diğer bir nokta düzenlenmenin sıralaması. Düzenleme,yeryüzünün yayılmasıyla başlıyor. Yani kara parçalarının hareket ettirilmesi. Sonrasında dağlar oluşturuluyor. Canlılık ortaya çıkarılıyor. Bitkilerin ortaya çıkarılması. En son gökyüzü düzenleniyor. Neden? Çünkü yeni yaratılanlar için mevcut atmosfer uygun değil de ondan. 4 günde yaratılanların yaşama devam edebilmeleri için uygun atmosferik koşulların oluşması gerekir ve dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı yeryüzünün korunması gerekir. Yani yeryüzündeki oluşumlara göre bir atmosfer düzenlemesi yapılıyor. Bunun ne kadar önemli olduğunu ozon tabakamızdaki delikten herkes anlayabiliyor sanırım. Küresel ısınma konuları hani.

Toplam 6 gün süren bu oluşumların, gerçek 6 dünya günü olmasının bir nedeni daha var. Yeryüzündeki ve gökyüzündeki dengeler birbirine fazlasıyla bağımlı. Bütün işlemler ince bir ayara bağlı olarak yürüyor. Eğer bu dengeler doğal yollarla oluşmuş olsaydı ya da uzun bir sürecin sonucunda oluşmuş olsaydı, kurulan bu dengelerin biraz bozulması halinde canlılık şimdiki gibi tehlikeye girmezdi. O yüzden Dünyamızın dengeleriyle fazla oynamayalım.

Sonuç olarak; yukarıda verdiğim Kuran’da geçen ayetler Dünya’nın yaratılmasıyla değil, Dünya’nın düzenlenmesiyle ilgilidir. Allah, yeryüzünde canlılığın yada insanın oluşumu için belli bir süreç içinde Dünya’daki fiziksel ortama müdahale etmiş, insanın ortaya çıkış şartlarını uygun hale getirmiştir.