Doğal Afetler

İnsan için fiziksel ekonomik ve sosyal kayıplar meydana getiren normal yaşamı ve insan faaliyetlerini durdurarak kesintiye uğratan toplulukları etkileyen doğal, teknolojik ve insan kaynaklı olaylara afet denir. Doğal afet ise insan faktörü olmadan üretim, altyapı, ulaşım ve haberleşme gibi genel hayatın zorunlu vasıtalarının akışını bozacak şekilde aniden ve belirli bir süre içersinde meydana gelen doğal yer ve hava harekatıdır.

Hepimizin bildiği gibi doğal afetlerin bir kısmı önceden bilinmekle birlikte çeşitli tedbirler alınıp vereceği zarar engellenmekte veya en aza indirilmektedir. Ancak bazılarının ne zaman olacağı önceden bilinmemekle birlikte şiddeti ve etkisi hesaplanamamaktadır. Mesela depremi örnek gösterebiliriz. Diğer doğal afetleri de sayacak olursak;

- Su baskını, Kaya düşmesi, Toprak kayması. Kuraklık, Çığ, Fırtına , Kasırga Vb.

- Volkan patlaması, Tusunami, Yangın, Çevre kirliliği Vb.

Bu doğal afetlerden son yıllarda adından sıkça söz ettiren depremden bahsetmemek olmaz. Bu türden afetler üzerine yazılmış bazı edebi ürünleri paylaşmak isterim.

Doğal Afet Şiirleri

DEPREM

Gürültü kopar uzaktan,
Sular fışkırır topraktan.
İnsanlar yolu bulamaz,
Oluşan bir karanlıktan…

Bu bir depremin sesidir.
Bir canavar nefesidir…
Karanlık kaplar her yeri.
Bilmem kentin neresidir?

Anne ağlar, yavrum diye,
Çocuk ağlar, annem diye.
İnsanların hepsi şaşkın…
Bakamazsın bu sahneye.

Elimizden bir şey gelmez,
Bu felâket hiç sevilmez.
Bu sarsıntı yer küreden…
Daha önceden bilinmez.

Sağlam temel sağlam evler,
Sözüm size mimar beyler.
Sağlam yapın her binayı!
Yıkılmasın kentler, köyler!

Halkım hiç acı çekmesin,
Artık gözyaşı dökmesin!
Sağlam yapın her binayı,
Deprem bize kükremesin!

Çok üzgünüm acılardan,
Kurtulalım sancılardan…
Çığlıklara dönüp bakın,
Ders alalım buncalardan.

İbrahim ŞİMŞEK

DOĞAL AFETLER

Sel, deprem, erozyon, toprak kayması
Canlar gider, sakat kalır insanlar,
Ses verir göçük altından, zordur duyması,
Sevdiğinden ayrılır, kahrolur canlar.

Yaşayacağız depremle, bir doğal afettir,
Alınmalı tedbirler, yetkiliye bu davettir,
Ülkeni şehrini her zaman, doğru yönet ki,
Gönüllere taht kur, kendini affettir.

Depreme karşı hazırlan, al tedbirini,
Evleri betonarme,sert zemine yapmalı,
Eğit insanları aydınlat,bilinçlendir birbirini,
Afetten az zarar görmek için plan yapmalı,

Gecenin sessizliğinde, sel toprak kayması,
Zaman geçmek bilmez, nefeslerin tutulması,
Kurtarılmayı bekler canlar,saatler geçer,
Bekler umutla, ne zordur çıkanları sayması,

Birçok fay kırığı vardır, yurdumda gör farkını,
Al tedbirini doğru yere yap,evini barkını,
Zararlarını azaltırsın afetin,alacağın önlemlerle,
Acı çekme yıkılmasın evin, çıkarma kırkını

Doğal Afetler

fazla yağınca yağmur,
sel baskınları olur.
en verimli topraklar,
sellerden zarar görür.

derelerden uzağa ,
yapalım evimizi.
ağaç dikip toprağa
alalım önlemleri.

orman yangınlarının,
birçok nedenleri var.
yangınların sonunda,
zarar görür canlılar.

yangın çıkmasın diye,
dikkatli edavranalım.
ateşi söndürelim,
ormana kıymayalım.

Doğal Afet Türküleri

Marmara

Yoktur eşin yoktur dengin
Bir başkadır ahengin
Yar gözüne benzer rengin
Marmara

Neden bahtın kara
Sustun dalgalara
Kaderimiz aynı
Mahkum olduk kıyılara
Marmara

Mazimizin izi sende
Aşkımızın özü sende
Tüm dünyanın gözü sende
Marmara

Haydi yelkenlere fora
Kurban olduğum Marmara

İçini dök martılara
Kurban olduğum Marmara

Yut beni çek dalgalara
Kurban olduğum Marmara

Uğur Işılak

17 Ağustos Depremi

On yedi ağustos depremi tarihe geçti
Depremin şiddeti, 7.04 kuvvetine eşti
Deprem bu sefer de Marmara’yı seçti
Ölenler 17 bini, yaralılar 20 bini geçti

Bir uğultuyla birlikte Marmara sallandı
45 saniyede nice kullar ölüme yollandı
Bütün dünyadan acil yardımlar yollandı
Geriye kalanlar, devlet milletle kollandı

Saat, üçü iki geçe, Marmara salandı
Bu deprem taş üstünde taş koymadı
Toprak deniz her şey yerinden oynadı
On binlerce can aldı, yine de doymadı

Allah, insana bunca nimet verdi
İnsanoğlu kıymet bilmedi, yerdi
Allah bu deprem felaketini verdi
17 bin kişiyi, toprak altına serdi

Salladı dağı taşı ve denizi beşik gibi
İzmit ile Adapazarı’nı yaptı eşik gibi
Ayırmadı hiç yaşlı genç, zengin fakir
Nice zengini, yaptı 45 saniyede fakir

Kul önce anlayamadı, ne olduğunu
Çok geç anladı, hesap sorulduğunu
Sabah ortaya çıktı felaketin gerçek boyutu
17 bin insanın ölü, 20 bin de yaralı olduğu

Ölenlerin ekseriyeti şehit ve paktı
Yaralılardan oluk oluk kanlar aktı
Tüm dünya milletleri yardım yaptı
Hayatta kalanlar nice ağıtlar yaktı

Yedi sekiz ay tutmadı, depremin freni
Susmadı gece gündüz ambulans sireni
Susmadı! nice insanların feryadı figanı
Binlerce insanların aktı gözyaşı ile kanı

Belki de bu insanoğluna bir ihtardı
Tüm insanlara korku ve endişe sardı
İlahi kudret her yeri (dağı-denizi) yardı
Hayatta kalanlar devletle yaraları sardı

Ölenler için sayısız divana duruldu
Yaralılar için hastahaneler kuruldu
Kalanlar için çadır kentler kuruldu
En çok müteahhitler suçlu bulundu
Zaman zaman yağmur yağdı, sel oldu
Zaman zaman rüzgâr estikçe yel oldu
Bu zor günde bazı dostlar bile el oldu
Depremle nice tomurcuk güller soldu

Saf dışı kaldı telefonlar kesildi irtibat
Binlerce ev yıkıldı, viran oldu, berbat
Anında kesildi elektrik, bastı karanlık
Bir bir kaybolduk, her yerden arandık

Oy Marmara, Marmara
Niceleri için oldun, çok bahtı kara
Çok derin açtın, iyi olmaz, bu yara
Devlet millet el ele sarılsın bu yara

Kullar korkuyla yattı, endişeyle kalktı
Bazı insanlar için deprem, kara bahttı
45 bin apartman dayanamayıp yan yattı
Bazı insanlar korkudan kendini yere attı

Müteahhitler, çürük çürük bina yaptı
Bunları, hiç acımadan insanlara sattı
Bu binalar depremde bir bir yan yattı
Müteahhitler, vicdan hapissinde yattı

Bence suçlular için dikilmeli, darağacı
Herkes deprem için olmalı, birer savcı
Her şeyden önce, suçu kendisinde aramalı
Önce kendini, sonra da suçluyu yargılamalı

Şair Bayram, daha fazla anlatamaz bu acıyı
Dayanamadı görenlerin yüreği, bunca acıyı
Bugüne kadar bulunamadı şu depremin ilâcı
Geride kalanlar için deprem, ölümden de acı

Elbet bir gün olur, o yüce divan kurulur
Bütün bu suçların bir bir hesabı sorulur
Belki, o an suçlular sırattan bile kovulur
Unutma, sağlam yapıyla, insan korunur

Şair Bayram der; bundan bari ibret alına
Bu husustaki verilen sözlere sadık kalına
Bir daha kıymayalım insanın malı ve canına
Yoksa, hiç yakışmaz, Türk insanının şanına

Bayram TUNCA

Viran Erzincan

Sana dedik cansın can,
Enkaz altında nice taze kan,
Sızlar yara akar, damarda kan,
Viran oldu o güzel canım Erzincan…
Gözümde yaşlar oluk, oluk,
Döküldü sokağa hep çoluk, çocuk.
Çığlıklar acı, hava çok soğuk,
Titreme dik dur koca Erzincan…
Bakardım dörtyola mutlu, gururlu,
Nerdesin Selimoğlu, Vakıflar, Urartu.
Burası çiçekler, meyveler, güzeller yurdu,
Bahçede güllerin soldu Erzincan…
Fırat hüzünlü, bülbüller suskun,
On üç Mart doksanikide kırıldı çarkın.
Sendeleyen sarhoştan kalmadı farkın,
Deli olma kendine gel gülüm Erzincan…
Kiminin geliyor boğuk sesleri,
Boşlukta titriyor güzel elleri,
Ezilmiş başları, kırık belleri,
Cani olamazsın vefa Erzincan…
Sana can dedik, can alamazsın,
Bize hep böyle küs kalamazsın.
Umarız bir daha hiç sallanmazsın,
Baharın güz oldu viran Erzincan…
Kar üstünde ateş yanmaz mı sandın.
Bu günlerde ben işte bunu anladım
Allah’ıma dua edip çok yalvardım,
Tanrı aşkına bizi koru Erzincan…
Bu memleket geniş, dar sanmazdık,
Koca dairelere hiç sığmazdık.
Düşman yapsa asla aldırmazdık,
Bir çadıra mahkum ettin Erzincan…
Ayrıldık dostlardan bağrımız yanar,
Kalbimiz hüzünlü, yürekler kan ağlar.
Durdurun bu göçü ağlar, beyler,
Kovma diyarından bizi Erzincan…
Kırkbini verdik karnın doymadı,
Seksen üçte fidyeye asla kanmadı.
Bu İlkbaharda bize hiç acımadı,
Yüzlerce canı rehin aldı Erzincan…
Bu topraklar hasta, içten inliyor,
Kulaklar pür dikkat nabzın dinliyor.
Zamanla ne olacak kimse bilmiyor,
Kadersiz, güvensiz kalan Erzincan…
Dertli Kemal söyler, söyler ağlarım,
Güzel canlara ateş olur yanarım.
Elbet açar gazel döken bağlarım,
Olmadı baharın mutlu Erzincan,
Kara bayramların kutlu Erzincan…

Anonim-Ağıt