Geçmeyen Öksürüğün Tehlikeleri

Öksürük denen durum vücudun geliştirdiği savunma mekanizmalarından biridir. Denebilir ki öksürüğün savunma ile alakası nedir. Aslında bazen oluşan ve sık sık tekrarlayan öksürükle ilgili bir kaç önemli noktaya değineceğiz. İnatla devam eden ve kesilmeyen öksürük başka hastalıkların habercicisi olabileceği için şüpheyle karşılanmalı  ve hemen uzman bir hekime görünmelidir.

Astım hastalığı toplumda genellikle ‘nefes darlığı’ olarak biliniyor. Koşarken, oynarken ve hatta gülerken gelişen uzun süreli öksürük ya da nefes alma zorluğu, hırıltılı solunum, bu hastalığın başlıca belirtileri olarak biliniyor. Bazı hastalarda bu bulgular, aniden başlayabiliyor. İlerleyen dönemde görülen nefes darlığı ise giderek solunum yetmezliğine ve ölümle sonuçlanabilecek astım krizlerine yol açabiliyor.Çoğunlukla kalıtsal nedenlerden kaynaklanan astım hastalığının ortaya çıkmasında, çevresel faktörler de rol oynayabiliyor. Viral enfeksiyonlar, hava kirliliği, sinüzit ve bazı ilaçlar bu hastalığın oluşma nedenlerinin başında geliyor. Uzmanlar, erken çocukluk evresinde solunum güçlüğüne en fazla viral enfeksiyonların neden olduğunu belirtiyor. Ancak, her viral enfeksiyon sonucu nefes darlığı çeken çocuğun daha sonra astım olacağı gibi bir kural bulunmuyor. Öte yandan, ilk bir-iki yılda, ikiden fazla hırıltılı solunum, bronşit, ya da zatürree başlangıcı gibi tanılar konulan bebeklerin çok dikkatle izlenmesi ve alerjik bir alt yapılarının olup olmadığının incelenmesi gerekiyor.

Çocukluk çağında en sık görülen astım nedenlerinden biri de alerjiler. Erken çocukluk çağına özgün alerjenler olan tanımlanan inek sütü, yumurta ya da solunum yoluyla alınan küf, ev tozu akarları, evde yaşayan evcil hayvanlar, astım hastalığına zemin hazırlayabiliyor.

Astımda erken tanı büyük önem taşıyor. Erken tanı ile hastalığın yerleşmesi ve kemikleşmesi önlenebiliyor. Modern tıpta bu hastalığa karşı çok etkin ilaç tedavileri bulunuyor. Ancak, çevre faktörlerinin kontrol edilmesi, en az ilaç tedavisi kadar önem taşıyor. Çocuklarda hastalığın erken tanısı için birçok kan, deri ve solunum testleri bulunuyor. Uzmanlar, astım belirtileri gösteren çocukların bir an önce bir hekim tarafından incelenmesini ve gerekli önlemlerin mümkün olduğunca erken alınmasını öneriyor.

Çocuklarda Geçmeyen Öksürüğün Nedenleri

Bugün önce, çocuğunun rahatsızlığından hayli dertli bir okurumun e-postasını özetleyerek vermek istiyorum. Bu mektubu yayınlamamın sebebi, çok sık buna benzer mektuplar almam ve muayenehanemde neredeyse her gün bu tür hastalar görmem:

“Hocam selamlar ve saygılar sunarım. Benim 9 yaşında bir oğlum var. Sık sık bronşit oluyor ve akciğer enfeksiyonu geçiyor. Önce bir Tıp Merkezine götürdük. Balgamında tüberküloz mikrobu çıkmadığı halde PPD 14 mm olduğu için tüberküloz tanısı konuldu ve çocuğa 9 ay boyunca tüberküloz ilaçları kullandırıldı. Çocuğun şikayetleri geçmedi, o zamanlar 2 yaşında idi. Bizi başka bir yere de sevk etmediler. Biz de özel doktorları gezdik. Herkes bir şey söyledi. Kimi uzamış akciğer enfeksiyonu, kimisi geçirilmiş tüberküloz, kimisi sinüzit dedi.

Ben en son bir üniversite hastanesinin göğüs polikliniğine götürdüm, orada tetkikleri yapıldı. Ciğerleri çok temiz çıktı. Gene tüberküloz mikrobu arandı, üreme olmadı. PPD normal çıktı. Astım ve alerji konsültasyonu istediler. Koluna ilaç damlatarak alerji testi yaptılar ve alerjisi olmadığı söylendi. Solunum fonksiyon testi yaptılar, o da normal çıktı. Tekrar göğüs polikliniğine döndük. Reflüden şüphelendiler, gastroya gönderdiler. Asit ölçümü yapıldı ve reflü de çıkmadı ve biz yine göğüse döndük. Tekrar bizi alerji ve astım polikliniğine gönderdiler ve orada solunum fonksiyon testlerinden sonra astım olduğunu söylediler. Oysa ki bir ay önce astım olmadığı yönünde bilgi vermişlerdi. Bunu kendilerine anlattım. O zaman gözden kaçmış olabilir dediler ve bize iki tane ilaç verdiler. Bunları şubat ayına kadar kullanıp tekrar gideceğiz kontrole ve bunları kullanırken çocuk yine hastalandı, ama bu sefer o kadar ağırlaşmadı.

Şaşırmış durumdayız. Bize yardım ve yönlendirmelerinizi bekler saygılar sunarım” Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, Mynet okurları için yazdı.

GECE GELEN ÖKSÜRÜK

Bu çocukların başlıca şikayeti aylardan beri devam eden ve bir türlü geçmeyen öksürük. Öksürük geceleri daha fazla oluyor ve çocuğu uykusundan uyandırabiliyor. Koşmak, gülmek… öksürüğü tetikleyebiliyor. Hastaların çoğunda bu şiddetli öksürüğe karşılık hiç balgam olmuyor, ama bazılarında, az miktarda zor çıkan, yapışkan, köpük niteliğinde balgama rastlanabiliyor.

Hastalığın bir özelliği çocuğun gece yatar yatmaz boyundan ve saç diplerinden terlemesi. Bunun dışında çocuğun ne ateşi oluyor, ne halsizliği, ne de iştahsızlığı. Astımlılardaki gibi hırıltı ve nefes darlığı da görülmüyor.

Bu çocukların kullanmadığı öksürük şurubu, antibiyotik… kalmamış oluyor, içlerinde verem tedavisi görenlerin sayısı da az değil.

Ellerinden birkaç akciğer ve sinüs röntgeni mutlaka oluyor. Hatta akciğer tomografisi olanların sayısı da az değil. Bunlara okuyucumuzun çocuğunda da olduğu gibi, yapılmadık tahlil de kalmamış oluyor. Alerji testleri, solunum testleri, reflü incelemeleri, kan tahlilleri… Geçmeyen öksürük nedeniyle bronkoskopi yapılan çocuklar bile var.

İSTANBUL BRONŞİTİ

Çocuklarda böyle uzun süre devam eden ve her türlü tedaviye direnç gösteren öksürüğe neden olabilecek hastalıkların başında, benim “İstanbul Bronşiti” ismini verdiğim bir hastalık geliyor.

Uzun Süren Öksürük Farenjit Olabilir

Soğuk kış günlerinde sıklıkla ortaya çıkan nezle, grip gibi hastalıklar farenjiti de beraberinde getiriyor.

Boğazda kızarıklık, şişlik, gıcık tarzında öksürük, boğaz temizleme gereksinimive yutkunma zorluğu da eklendiyse farenjit olmuş olabiliyor. Öksürük ve gıcıklanma hissinin azalmasına karşın bir türlü iyileşemiyorsanız kronik farenjit hastası olma ihtimali yükseliyor.

Boğaz iltihaplanması olan farenjit; geçmeyen öksürükler, boğazda gıcıklanma ve yanma hissi, yutkunma güçlüğü ve boğaz ağrısı gibi belirtilerle ortaya çıkıyor. Uzmanlar süresine ve yoğunluğuna bağlı olarak hastalığı ikiye ayırıyor. Akut durumlarda hastalık kısa süreli ve şiddetli seyrederken, kronik farenjitte belirtiler daha az şiddetli fakat çok daha uzun süreli görülüyor.

ÇEVRESEL FAKTÖRLER

Üst solunum yolu enfeksiyonlarının sebep olduğu virüsler akut farenjiti tetiklerken, kronik farenjit virüslerin yanı sıra yoğun sigara ve Alkol tüketimi, alerji, kuru ve kirli Hava, burun kemiğinde eğrilik, reflü, sinüzit, diş ve bademcik iltihapları gibi çevresel faktörlerin etkileriyle oluşuyor.

Ülkemizde farenjit hastalığının çok sık görüldüğünü belirten Özel Medline Aydın Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Aylin Eryılmaz, “Akut farenjitler viral veya bakteriyel kaynaklı olmalarına göre kolayca tedavi edilir. Ancak, kronik farenjit daha uzun ve zorlu bir tedavi süreci gerektirir. Uzun süre geçmeyen öksürükler kronik farenjit belirtisi olduğundan dikkate alınmalı ve muhakkak bir hekime danışılmalıdır” dedi.

TEDAVİ SÜRECİNDE NELERE DİKKAT EDİLMELİ?

En sık görülen boğaz hastalıklarının başında gelen farenjitin tedavisi aslında çok kolay. Antibiyotik kullanımı akut farenjitin tedavisi için yeterli olurken, kronik farenjitte hastayı daha uzun ve zorlu bir tedavi süreci bekliyor. Kronik faranjiitin tedavisinde ilaç kullanımının yanı sıra hastalığa sebep olan dış faktörlerin tespit edilerek bunların da tedavi edilmesi gerekiyor. Tedavi sürecinde hastaların gündelik hayatlarında bazı değişikliler yapmaları gerektiğinin altını çizen Op. Dr. Aylin Eryılmaz, dikkat edilmesi gereken konuları şöyle sıraladı: “Öncelikle kişinin sigara içmemesi ve sigara içilen ortamlardan uzak durması gerekiyor. Ayrıca, tozlu ortamlardan ve kirli havalardan da kaçınması gerekiyor. Bunların yanı sıra kişi yeme içme alışkanlıklarını değiştirmeli, aşırı Sıcak ve soğuk yiyeceklerle acı ve ekşi yiyeceklerden uzak durmalıdır. İyileşme sürecinde ise sürekli Su içerek tahriş olan bölgeyi nemli tutmak da faydalı olacaktır. Burundaki eğrilik sürekli ağız solunumu yapmaya neden olabilir. Özellikle bazı meslek gruplarında sesin kullanımı oldukça önemlidir. Bu gibi durumlarda reflü açısından burun muayenesi gerekmektedir”(İHA)