Akıl ve Ruh Sağlığı

Sağlık kavramı sadece vücut ve organlarla ilişkili bir kavram değildir. Aynı zamanda akıl ve ruh sağlığı kavramlarıda bu konu içine girmektedir. Her ne kadar akıl ve ruh sağlığı soyut kavramlarda olsalar sonuçları düşünülünce somut kavramlar olarak ifade edilebilmekteler. Sonuçları fiziksel rahatsızlıklara yol açtığı için bu konuda verilen bilgileri okumanızı tavsiye ederim.

Akıl Sağlığı

Akıl sağlığını tarif etmek zordur. İlgililer, nesiller boyu bunu tartıştılar. Akıl sağlığı, coşku veya çelişki olmaması hali değildir. Daha çok yaşamdaki geçişlere, yaralayıcı tecrübelere ve kayıplara karşı kişiliğinizin sağlam kalabilme yeteneğidir ve hatta hissi gelişmeye katkısı olabilmesidir. Akıl sağlığı olan kimseler, bütün çelişkileri ve üzüntüleri bastırmaya çalışmak yerine onları kabul etmeyi, anlamayı ve onlarla başa çıkmayı öğrenirler. Böylece yaşam devam edebilir.

Görülüyor ki akıl sağlığının tarifi bir dereceye kadar çevreye ve kültüre bağlıdır. Değişik kültürlerde stresle başa çıkma yolları farklıdır. Örneğin, bir ülkede yakın bir akrabanın ölümünde feryat figân ağlandığı halde diğer bir ülkede hislerin gösterilmemesi sağlıklı sayılır. Bir kültürde çok acaip olarak kabul edilen davranış biçimi bir diğerinde tamamen hoş görülebilir.
Genelde günlük yaşamda akıl sağlığının belirli karakteristik özellikleri vardır. Bunlardan iş yapabilmek en belirgin olanıdır. Akıl sağlığı olan bir kimse, ailesi ve arkadaşları ile sürekli ilişki kurabilir, işinde ve evinde mesuliyetlerini taşıyabilir. Bu mesuliyetler çeşitjidir sürekli bir iş sahibi olmak, çocuklara bakmak veya bazı diğer faaliyetler fakat akıl sağlığı olan kimselerin ortak noktası, bu mesuliyetleri sevdikleriyle toplumla uyum ve benzerlik içinde taşımalarıdır.

Sağlıklı kimseler, diğer insanların ilerde yapacakları hareketler üzerinde gerçeğe uygun tahminler yapabilirler. Bu tahminlerin postacı ön kapıda molotof kokteyli fırlatacak gibi garip kuruntularla ilgisi yoktur. Teorik olarak sağlıklı olan kimsenin düşünme tyçimi esasjnda mantıklı ve makuldür. Psikotiklere (ruh hastalarına) benzemez. Diğer kimselerle karşılıklı görüşme de makul ve mantıklıdır. Fikirler daldan dala atlamak yerine mantıklı olarak birbirini izler.

Sağlık, bedensel, ruhsal ve toplumsal iyilik hali olarak tanımlanır. Bu çok genel tanımdır. Her belirti bir hastalık değildir, eger her belirtiyi bir hastalık olarak düşünecek olursak hiç kimsenin sağlıklı olduğunu
söyleyemeyiz.

Ruh Sağlığı

Sağlığın tanımını yapmak, sayrılığı (hastalık) tanımlamaktan daha güçtür.Sağlık, «bedensel, ruhsal ve toplumsal iyilik durumu» olarak tanımlanmaya çalışılmıştır. Bu tanım yanlış değilse de çok geneldir. Hekimlikte, belli belirtiler bir arada görülünce belli bir sayrılık tanısı konur. Ancak her belirti, kişinin sağlıksız olduğunu kanıtlamaz. Örneğin, her diş çürüğü ya da baş ağrısı birer belirtidir, ancak gerçek anlamda sayrılık değildirler.

Bunun gibi her korku, üzüntü ya da kaygıyı bir ruhsal bozukluk saymak da yanlış olur. Sağlıklı durumdan her türlü sapmayı bir sayrılık sayarsak «Yeryüzünde sağlıklı insan yoktur» demek zorunda kalırız. Daha gerçekçi ölçütler yardımıyla da ruh sağlığı tanımı yapılabilir: Ruh sağlığı, kişinin kendi kendisiyle ve çevresiyle sürekli bir denge ve uyum içinde olmasıdır, diyebiliriz. Ancak bu denge ve uyumun katı ve durağan bir nitelik taşımayıp, değişken bir denge ve esnek bir uyum olduğunu belirtmek gerekir. Ruhsal bakımdan sağlıklı bir insanda aranacak özellikleri, ayrıntılara inerek açıklayalım:

Ruh Sağlığı Yerinde Olan Kişinin Özellikleri

a) Kişinin kendi kendisiyle uyumlu olması her şeyden önce ruh hekimliğinde bunaltı (anksiyete) denen kaygılardan, kuruntu ve kuşkulardan uzak olmasına bağlıdır. Günlük kaygılar ve üzüntüler her sağlıklı insanda vardır ve ruhsal uyumsuzluk belirtisi sayılmazlar. Ancak nedeni belli olmayan ya da uzun süren bunaltı ve kaygılar ruhsal dengeden sapmanın göstergeleri olabilirler.

b) Kişi, içinde yaşadığı yakın ve uzak çevrede ilişkiler kurup sürdürebilmelidir. Aile üyeleriyle birlikte başka meslektaş kümeleri ve topluluklarla işbirliğine girebilmeli; iş ilişkileri dışında arkadaşlıklar kurabilmelidir.

c) İnsanlarla geçinme ve işbirliği yapmanın ötesinde, sevgiye ve saygıya dayalı bağlar kurabilmelidir. Aile üyeleriyle bağlılığını sürdürürken toplum içindeki ilişkiler alanını genişletebilmelidir. Karşı cinsle de sevgiye dayalı ilişkilere yönelmeli, eş seçmede kendi başına sorumluluk alabilmelidir. Başka bir deyişle, kişi sevebilmeli ve karşılığında sevgi bulabilmelidir.

d) Kişinin kendine güveni olmalıdır. Davranışlarını ve yeteneklerini gerçekçi olarak tartabilmelidir. Kendini başkalarının gözüyle de görebilmelidir Yete nekleriyle orantısız bir üstünlük ya da aşağılık duygusu içinde olmamalıdır. Gerçeğe uygun bir özsaygısı olmalıdır.

e) Kişi, toplumda bir yeri ve görevi olduğu duygusunu edinmiş olmalıdır. Yeteneklerini geliştirebilmeli ve verimli işe yöneltebilmeli, çalışmasından ve başarılarından ian tat almalıdır.

f) Kişinin, geleceğe dönük tasarıları olmalı bu amaçlara ulaşmak için gerçekçi bir yolda çabalamalı, sıkıntılara katlanabilmelidir. Gerçekleşmeyen isteklerini başka yollardan doyum sağlayabilmelidir.

g) Kişinin karşılaştığı güç durumlarda baş vuracağı bir yedek gücü bulunmalı ve yeni durumlara uyma esnekliği gösterebilmelidir.Başarısızlıklardan yılmamalı, güç durumlarda kendini koyvermemelidir.Geleceğe dönük umudu ve savaşım gücü ile karşılaştığı engelleri yenmeye çalışmalıdır.

h) Bağımsız olarak girişimler yapabilmelidir. Kendi başına kararlar alıp uygulayabilmen, eylemlerinin sorumluluğunu taşıyabilmen ve sonuçlarına katlanabilmelidir. Yanılma ve başarısızlıklardan ders alabilmeli, yanlışlarını düzeltmeye çalışmalıdır. Yanılgılarını başkalarına yüklememeli, kendini eleştirebilmelidir.

i) Kişinin yaşadığı çevre ve toplumla ters düşmeen, inandığı değerleri ve inançları olmalıdır. Hiç kime toplumun törelerini, geleneklerini, değer yargılarını e ahlâk kurallarını tümden yadsıyamaz; ya da kendili onların dışında ve üstünde göremez. Ancak kişi yedliklere de açık olabilmeli, toplumun çağdışı yasaları e değer yargıları önünde eli kolu bağlı kalmamalıdır, iaşka bir deyişle, toplumun başı eğik bir üyesi olmak merine, onu etkileyen ve katkı yapan bir üyesi olmaya çalışmalıdır. Örneğin, ırk ayrımı, din ayrılığı konusunla çevresine önyargılarıyla bağlanıp kalmamalıdır. Bunun yanında başkalarının inançlarına, paylaşmasa la, saygılı ve hoşgörülü olmalıdır.

j) Son olarak, ruhça sağlıklı bir insanın, mesleği dışında eğlendirici, dinlendirici ve kişiyi geliştirici uğraşıları olmalıdır. Bu uğraş, sanat, spor ve toplumsal yardımlaşma alanlarında olabilir.

Büyük ruh hekimi Sigmund Freud, ayrıntıya girmeden, ruh sağlığını «Sevmek ve Çalışmak» diyerek iki sözcükle özetlemiş. Gerçekten sevebilen ve verimli çalışan bir kişi, ruh sağlığına oldukça yaklaşmış bir dişidir. Ruhsal sorunları olsa da dengesi bozuk değildir.

Yukarıdaki açıklamalardan anlaşıldığı gibi, ruhça sağlıklı kişide aranan nitelikler, olgun bir insanda bulunması gereken niteliklerdir. Olgun kişi sever ve sevilir. Davranışları tutarlı, gerçekçi ve özgürdür. Çevresiyle ilişkileri olumludur. Toplumda bir yeri ve görevi olduğunun bilincindedir. Yeteneklerini belli bir amaca yöneltir, doğru ve verimli olarak kullanır. Kendine güvenir, engeller karşısında umutsuzluğa kapılmaz. Esnekliği ve hoşgörüsü vardır. İnsanların davranış ve tutumlarım gülmece (mizah) açısından görebilir. Başkalarının olduğu gibi, kendi yanılgılarına da yerinde gülüp geçebilir. Alman ozanı Goethe’nin dediği gibi «Olgun insan, kendine gülebilen insandır.»