Şekersiz Çay ve Kilo

Şekersiz çay kilo aldırır mı sorusunun cevabı şöyle vermek doğru olur. Şekerli çay yerine şekersiz çay içmek kilo aldırmaz. Daha doğrusu şekerli çaya nazaran şekersiz çay kilo aldırmaz.Düşük kalorili yiyecek ve içecekleri tüketmek yine kilo aldırır fakat günlük harcadığımız kalori bunlardan aldığımız kaloriden daha fazla olduğu için bu yiyeceklerin kilo verdirdiği sanılır. Kilo vermedeki temel mantık günlük harcadığınız kaloriden daha az kalori almanızdır.

Şunu da unutmamak gerekir ki kalorinin düşük olması her şey değildir. O yiyeceklerin kalorisi gibi pH derecesi de düşük ise, o zaman onlar yüksek kalorili yiyeceklerden bile daha fazla kilo almanıza sebep olurlar.

Çay Kahve Kilo Aldırır Mı?

Çayda ve kahvede bitkisel asitler vardır. Gereğinden fazla çay ve kahve içmekle, pH derecesi düşük (yani asitli) sıvı tüketimimiz fazlalaşır, bu da kilo almamıza sebep olur. Çünkü insan bünyesi, yediği içtiği şeylerdeki asitlilik çok fazla olduğunda yağları depolamaya girişir. Sonuçta kilo alırız. Aslında, çayın ve kahvenin faydası zararından daha çok. Hepten bırakalım demiyorum. Sadece azaltmalıyız, aşırıya gitmemeliyiz.

pH 7 nötr, daha düşüğü asitli, daha yükseği alkalinlidir. pH derecesi aralıkları çok hassastır.  Mesela 7,2 bile çok şeyi değiştirir. Küçümsenecek bir rakam değil. Faydası olur. Bunu göz önünde bulundurarak, günlük beslenme rejiminde pH derecesi 7′den daha yüksek (alkalinli) gıdalara yeterince ağırlık verip dengeyi sağlarsak kilo alma risklerimizi azaltmış oluruz.

pH Değeri Düşük İçeceklerin Zararları

İnsan kanının pH değeri hafif yüksektir ve bünye bunu titizlikle korumaya çalışır. Biz eğer pH değeri oldukça düşük olan çayı kahveyi ve diğer meşrubatları fazla tüketirsek bünyemiz bir de bunun için fazladan çaba harcamak zorunda kalır. Bu bir yana, yan etkileri, vücutta yağ depolama faaliyetlerinin artması gibi şeylerdir. Öte yandan, yine pH düşük yiyecekleri içecekleri çok fazlaca tüketmemiz sonucu bağışıklık sistemimizde de dengesizlik baş gösterir. Bunun sonucunda sedef hastalığı gibi sebepsiz görünen alerjik reaksiyonlar baş gösterir. Alerjik tepkiler olmasa bile, kortizol hormonunun dengesi bozulur. Buna zaten stres de yol açıyor. Stresten ve/veya pH değeri düşük içeceklerden dolayı artan kortizol da bünyenin besin ve yağ depolamasına sebep olur. Yani fazlaca düşkün olduğumuz çay, kahve, kola gibi pH değeri düşük içecekler yüzünden birkaç farklı yolla kilo alıp dururuz.

Dengelemek için musluk suyu en etkili ve en kolay çözüm
Yiyeceklerimizin çoğunda pH düşüktür. Dengeyi sağlamak için her zaman pH değeri yüksek gıda bulamayız. O halde hiç olmazsa çayı kahveyi kolayı gazozu azaltalım ve alkalin değeri yüksek su bol bol içelim. Musluk sularımız genelde kireçlidir, pH yüksektir. Eğer belediyeniz içilebilir garantisi veriyorsa sağlığınız için bol bol musluk suyu için.

Şeker Mi Tatlandırıcı Mı?

Şeker yerine kalorisiz tatlandırıcı ile içilen çaylar kahveler, light cola, zero bilmem ne içeceklerden de (fazlasından) uzak durmamız gerektiğini anlamış bulunuyoruz. Bu tür içeceklerin pH derecelerinin düşük olması şekerli olması kadar tehlikelidir bunu iyi bilelim.

Çay Kahve Ne Kadar İçilmeli?

Söz konusu içeceklere hepten elveda dememiz şart değil. Sadece elimizden geldiğince azaltmalıyız. Mesela kahvaltıda, beş çayında birkaç bardak çay, günde bir veya iki fincan Türk usulü kahve, akşam yemeklerinde bir bardak kola ile yetinmeliyiz. Bunlardan fazlası pH düşüklüğü açısından zarardır. İçecek olarak en çok alkalin değeri yüksek su içmeliyiz.

Ellerinizde pet şişe, her yerde su içiyorsunuz ama…
O “marka” suların pH derecelerine dikkat edin (üstlerinde yazıyor). 7′den yüksek ise çok iyi. Daha azsa kilo almanıza yardım ediyor demektir. Kilo almak istemiyorsanız içtiğiniz suya bile dikkat edeceksiniz!

Ofis İçecekelerinin Zararları

Beslenme, pek çok insan tarafından karın doyurmak, canın istediği besinleri yemek, içmek şeklinde tanımlanıyor. Halbuki vücudun ihtiyaç duyduğu enerji ve 50’ye yakın türde besin öğesinin, yeterli ve dengeli bir şekilde besinler yolu ile alınması gerekiyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Turgay Köse, tek tip beslenerek, sürekli öğün atlayarak, bir besinden fazla miktarda yiyerek vs sağlıklı kalabilmenin pek mümkün olamadığını belirtiyor.

Köse, “Besin çeşitliliğine önem verilmelidir. Ancak iş ortamında her zaman için sağlıklı mönüler ile karşılaşma imkanı bulunmuyor. Genelde kısıtlı bir zaman diliminde, alelacele yenilen fast food tarzı besinler hem sağlık hem de temizlik açısından kuşku uyandırmakta. Bu sıkıntılara ofise konulan çay, kahve, sıcak çikolata, capuccino makinelerinden alınan içecekleri de ekleyebiliriz. Bu tür içeceklerde bulunan kafein, kişide farkına varamasa bile az da olsa bağımlılık yapmakta, hatta birey çalışmadığı günlerde bu tarz içecekleri içmediği için uyanmakta güçlük çekmekte, baş ağrısı ile karşılaşmaktadır. İlave olarak şeker eklenmesi de fazla enerji alımına yol açmaktadır.

Çay Ne Kadar Kilo Aldırır?

Örnek olarak; her gün 2 şekerli olarak içilen 3 adet çay 72 kkal. enerji vermektedir. Göz ardı edilecek kadar az görünen bu enerji kişiye senede 3.75 kg ağırlık kazandırmaktadır. Ağırlık çok değişken bir kavramdır, gün içerisinde bile baskülde 1 – 2 kg farklılıkla karşılaşılmaktadır. Ancak 10 sene süresince bu şekilde içilen çay 37.5 kg olarak geri dönmektedir. İşte size obezite ve beraberinde 40’ı aşkın hastalık için çıkartılan bir davetiye. Halbuki o çayların içerisine yapay tatlandırıcı atıldığı durumlarda böylesi bir sorun ortaya çıkmamaktadır. Bu nedenle aşırı şeker tüketiminden kaçınmakta yarar vardır.

Öte yandan bu tarz hiçbir makinede “yapay tatlandırıcılı” gibi bir seçenek bulunmamakta, kişi de şeker tadını rafine şekerden karşılama yoluna başvurmaktadır. Son zamanlarda şeker kullanımının hızla artmasıyla birlikte kalp – damar hastalıkları, diyabet, kanser, sindirim sistemi hastalıkları ve romatizmal hastalıkların görülme sıklıklarında artışlar olmaktadır” dedi.

Ne İçmeliyiz?

Beslenme ve Diyet Uzmanı Turgay Köse, çay, kahve, gazlı içeceklerin diüretik (idrar söktürücü) etkiler gösterdiklerinden vücuttaki su dengesi üzerine olumsuz etkiler yarattığını kaydetti. Köse, ” O nedenle suyun yerini tutmazlar. Su vücuttan toksinleri uzaklaştırmaya yardımcı olur. Gün içerisinde kahve molası yerine su molası vermek daha sağlıklıdır. Kuşburnu, ıhlamur, adaçayı, zencefil, rezene, nar, ekinezya, kekik otu gibi bitki çaylarının da yaygın görünen kış hastalıklarına karşı olumlu etkileri bulunmaktadır. Bunlarla birlikte doğal maden suları, süt, ayran, salep, taze sıkılmış veya piyasada artık sıkça karşılaştığımız % 100 meyve suları yemeklerle birlikte ve/veya ara öğünlerde rahatlıkla içilebilir” diye konuştu.

Alternatif İçeceklerin Faydaları

Beslenme ve Diyet Uzmanı Turgay Köse, bazı içeceklerin yararlarını şöyle sıraladı;

Elma suyu: Pektin, potasyum, magnezyum, kalsiyum E ve K vitamini içerir. Elma suyu içinde kuvvetli antioksidan özellikler gösteren farklı fitokimyasallar da içeriyor. Elma suyu %9-34 oranında (kötü huylu) LDL oksidasyonunu önleyici, kalp hastalıkları ve bazı kanser risklerini azaltıcı etki içermektedir.

Kayısı suyu: Bir bardak kayısı suyu günlük A vitamini gereksiniminin 1/3’ünü karşılamaktadır. Demir, magnezyum, potasyum ve fosfor da içermektedir. Yapılan çalışmalar, karotenoitlerin antioksidan özellikler gösterdiğini ve kansere karşı potansiyel koruyucu etkisi olduğunu ortaya koymaktadır.

Portakal suyu: Kalsiyum, magnezyum ve C vitamini deposudur. Potasyum ve folik asit için iyi kaynaktır. Portakal suyunun oksidatif stresi azalttığını, (iyi huylu) HDL-kolesterolü yükselttiği bilinmektedir.

Üzüm suyu: Potasyum, demir, folik asit, A ve C vitamini ile polifenollerden zengindir. Özellikle mor üzüm ve mor üzüm suyunda bulunan polifenollerin kalp hastalıklarına karşı koruyucu etkilerinin olduğu uzmanlar tarafından onaylanmaktadır. Antioksidan özelliğinden ötürü cildin yaşlanmasını geciktirmektedir.

Meyve-sebze özlü kokteyller: Soğuk ve kirli havaların yol açabileceği olumsuzluklara karşı güçlü bir sağlık ve güzellik iksiridir. Taze sebze ve meyvelerin zengin içeriği organizmanın günlük gereksinimini karşılarken soğuk ve puslu havalarda korumasız kalan cildin de içeriden beslenmesini sağlar. Bu nedenle içinde bulunduğumuz şu günlerde günde en az bir bardak meyve kokteyli içilmesinde yarar vardır.

Yapılan bilimsel çalışmalarda biyoaktif bileşenlerin sebze ve meyvelere kıyasla sebze ve meyve sularından daha kolay emilebildiği belirtilmektedir. Bu nedenle sebze ve meyve yemenin yanında ara sıra taze sıkılmış sebze ve meyve sularının hazırlanması ya da Uluslararası standartlara ve Türk Gıda Kodeksi’ne göre içerdiği meyve oranı % 100 olan ve hiçbir gıda katkı maddesi içermeyen % 100 meyve sularının içilmesi tercih edilmelidir.

Ekinezya: Soğuk algınlığı, nezle, boğaz ağrısı ve idrar yolları enfeksiyonlarının tedavisinde önerilmektedir.

Ihlamur: Yatıştırıcı, idrar söktürücü, dolaşımı düzenleyici, göğsü yumuşatıcı ve balgam söktürücü özellikler içeren ıhlamur mide için de faydalı etkiler göstermektedir.

Kuşburnu: Yüksek oranda C vitamini içeren kuşburnu, yaygın görünen kış hastalıklarından koruyucu etkiler içermesinin yanında kanı temizler, bağırsakları yumuşatır, mide kramplarına iyi gelir. Genel olarak karaciğeri fazla yormaması adına bu tür içecekleri günde 3 – 5 fincandan fazla içmemekte yarar vardır. Azı karar, çoğu zarar prensibi bu tür içeceklerde de geçerlidir. Örneğin yeşil çayın kanserden koruyucu etkileri bilimsel olarak kanıtlansa da, “çok faydalı” diyerek günde 5 fincandan fazla içerseniz kalp ritminde sıkıntılara yol açmaktadır.