Yasin Suresi Sesli Okunuşu

Mekke döneminde inmiştir. 83 âyettir.

Alternatif

Yasin Suresi Okunuşu

Bismillahirrahmanirrahim.

(1) Yâsîn
(2) Vel Kur’ân-il hakîm
(3) İnneke leminel mürselîn
(4) Alâ sırâtın müstakîm
(5) Tenzîlel azîzirrahîm
(6) Litünzire kavmen mâ ünzire âbâühüm fehüm gâfilûn
(7) Lekad hakkalkavlü alâ ekserihim fehüm lâ yü’minûn
(8) İnnâ cealnâ fî a’nâkihim ağlâlen fehiye ilel ezkâni fehüm mukmehûn
(9) Ve cealnâ min beyni eydîhim sedden ve min halfihim sedden feağşeynâhüm fehüm lâ yübsirûn
(10) Ve sevâün aleyhim eenzertehüm em lem tünzirhüm lâ yü’minûn
(11) innemâ tünzirü menittebazzikre ve haşiyerrahmâne bilgaybi febeşşirhü bimağfiretin ve ecrin kerîm
(12) İnnâ nahnü nuhyil mevtâ ve nektübü mâ kaddemû ve âsârehüm ve külle şey’in ahsaynâhü fî imâmin mübîn
(13) Vadrib lehüm meselen eshâbel karyeh. İz câehel mürselûn
(14) İz erselnâ ileyhi müsneyni fekezzebûhümâ fe azzeznâ bisâlisin fekâlû innâ ileyküm mürselûn
(15) Kâlû mâ entüm illâ beşerün mislünâ vemâ enzelerrahmânü min şey’in in entüm illâ tekzibûn
(16) Kâlû rabbünâ ya’lemü innâ ileyküm lemürselûn (17) Vemâ aleynâ illel belâgul mübîn
(18) Kâlû innâ tetayyernâ biküm lein lem tentehû le nercümenneküm vele yemessenneküm minnâ azâbün elîm
(19) Kâlû tâirüküm meaküm ein zikkirtum bel entüm kavmün müsrifûn
(20) Vecâe min aksalmedineti racülün yes’â kâle yâ kavmittebiul mürselîn(21) İttebiû men lâ yeselüküm ecran ve hüm muhtedûn
(22) Vemâ liye lâ a’büdüllezî fetarenî ve ileyhi türceûn
(23) Eettehizü min dûnihî âliheten in yüridnirrahmânü bi-durrin lâ tuğni annî şefâatühüm şey’en velâ yünkizûn
(24) İnnî izen lefî dalâlin mübîn
(25) İnnî âmentü birabbiküm fesmeûn
(26) Kîledhulil cennete, kâle yâleyte kavmî yâ’lemûn
(27) Bimâ gaferelî rabbî ve cealenî minel mükremîn
(28) Vemâ enzelnâ alâ kavmihî min badihî min cündin minessemâi vemâ künnâ münzilîn
(29) İn kânet illâ sayhaten vâhideten feizâhüm hâmidûn
(30) Yâ hasreten alel ibâdi mâ ye’tîhim min resûlin illâ kânûbihî yestehziûn
(31) Elem yerev kem ehleknâ kablehüm minel kurûni ennehüm ileyhim lâ yerciûn
(32) Ve in küllün lemmâ cemî’un ledeynâ muhdarûn
(33) Ve âyetün lehümül ardul meytetü ahyeynâhâ ve ahrecnâ minhâ habben fe minhü ye’külûn
(34) Ve cealnâ fîhâ cennâtin min nahîlin ve a’nâbin ve feccernâ fîha minel uyûn
(35) Liye’külû min semerihî vemâ amilethü eydîhim efelâ yeşkürûn
(36) Sübhânnellezî halekal ezvâce küllehâ mimmâ tünbitül ardu ve min enfüsihim ve mimmâ lâ ya’lemûn
(37) Ve âyetün lehümülleyü neslehu minhünnehâre fe izâhüm muzlimûn
(38) Veşşemsü tecrî limüstekarrin lehâ zâlike takdîrul azîzil alîm
(39) Velkamere kaddernâhü menâzile hattâ âdekel urcûnil kadîm
(40) Leşşemsû yenbegî lehâ en tüdrikel kamere velelleylü sâbikunnehâri ve küllün fî felekin yesbehûn
(41) Ve âyetün lehüm ennâ hamelnâ zürriyyetehüm fil fülkil meşhûn
(42) Ve halâknâ lehüm min mislihî mâ yerkebûn
(43) Ve in neşe’ nugrıkhüm felâ sarîha lehüm velâhüm yünkazûn
(44) İllâ rahmeten minnâ ve metâan ilâ hîn
(45) Ve izâ kîle lehümüttekû mâ beyne eydîküm vemâ halfeküm lealleküm türhamûn
(46) Vemâ te’tîhim min âyetin min âyâti rabbihim illâ kânû anhâ mu’ridîn
(47) Ve izâ kîle lehüm enfikû mim mâ rezakakümüllâhü, kâlellezîne keferû, lillezîne âmenû enut’ımü menlev yeşâullâhü et’amehû, in entüm illâ fî dalâlin mübîn
(48) Ve yekûlûne metâ hâzel va’dü in küntüm sâdikîn
(49) Mâ yenzurûne illâ sayhaten vâhideten te’huzühüm vehüm yehissimûn
(50) Felâ yestetîûne tevsıyeten velâ ilâ ehlihim yerciûn
(51) Ve nüfiha fîssûri feizâhüm minel ecdâsi ilâ rabbihim yensilûn
(52) Kâlû yâ veylenâ men beasena min merkadina hâzâ mâ veaderrahmânü ve sadekal mürselûn
(53) İn kânet illâ sayhaten vâhideten feizâ hüm cemî’un ledeynâ muhdarûn
(54) Felyevme lâ tuzlemu nefsün şeyen velâ tüczevne illâ mâ küntüm tâ’melûn
(55) İnne ashâbel cennetil yevme fîşüğulin fâkihûn
(56) Hüm ve ezvâcühüm fî zılâlin alel erâiki müttekiûn
(57) Lehüm fîhâ fâkihetün ve lehüm mâ yeddeûn
(58) Selâmün kavlen min rabbin rahîm (59) Vemtâzül yevme eyyühel mücrimûn
(60) Elem a’hed ileyküm yâ benî âdeme en lâ tâ’buduşşeytâne innehû leküm adüvvün mübîn
(61) Ve enî’budûnî, hâzâ sırâtun müstekîm
(62) Ve lekad edalle minküm cibillen kesîran efelem tekûnû ta’kılûn
(63) Hâzihî cehennemülletî küntüm tûadûn
(64) Islevhel yevme bimâ küntüm tekfürûn
(65) Elyevme nahtimü alâ efvâhihim ve tükellimünâ eydîhim ve teshedü ercülühüm bimâ kânû yeksibûn
(66) Velev neşâü letamesnâ alâ a’yunihim festebekussirâta feennâ yübsirûn
(67) Velev neşâü lemesahnâhüm alâ mekânetihim femestetâû mudıyyen velâ yerciûn
(68) Ve men nüammirhü nünekkishü filhalkı, efelâ ya’kilûn
(69) Ve mâ allemnâhüşşi’ra vemâ yenbegî lehû in hüve illâ zikrün ve kur’ânün mübîn
(70) Liyünzira men kâne hayyen ve yehıkkal kavlü alel kâfirîn
(71) Evelem yerav ennâ halaknâ lehüm mimmâ amilet eydîna en âmen fehüm lehâ mâlikûn
(72) Ve zellelnâhâ lehüm feminhâ rekûbühüm ve minhâ ye’külûn
(73) Ve lehüm fîhâ menâfiu ve meşâribü efelâ yeşkürûn
(74) Vettehazû min dûnillâhi âliheten leallehüm yünsarûn
(75) Lâ yestetîûne nasrahüm ve hüm lehüm cündün muhdarûn
(76) Felâ yahzünke kavlühüm. İnnâ na’lemü mâ yüsirrûne vemâ yu’linûn
(77) Evelem yerel insânü ennâ halaknâhü min nutfetin feizâ hüve hasîmün mübîn
(78) Ve darebe lenâ meselen ve nesiye halkahu kale men yuhyil izâme ve hiye ramîm
(79) Kul yuhyihellezî enşeehâ evvele merretin ve hüve bikülli halkın alîm
(80) Ellezî ceale leküm mineşşeceril ahdari nâren feizâ entüm minhü tûkidûn
(81) Eveleysellezî halakassemâvati vel arda bikâdirin alâ en yahlüka mislehüm, belâ ve hüvel hallâkul alîm
(82) İnnema emrühû izâ erâde şey’en en yekûle lehû kün, feyekûn
(83) Fesübhanellezî biyedihî melekûtü külli şey’in ve ileyhi türceûn.

Önemli Açıklama:
Arapça okumasını bilmeyenlere ezberlemede kolaylık olsun diye sûre ve duaların okunuşları Türk harfleri ile de yazılmıştır. Ancak, Arapça harflerindeki bazı harflerin Türk alfabesindeki karşılıkları olmadığından sûre ve duaların yeni harflerle doğru olarak öğrenilmesi mümkün değildir. Bu sebeple sûre ve duaları, iyi bilen bir öğreticinin ağzından dinleyerek yanlışsız öğrenmek gerekir.

Örneğin (” î ” harfi ” iy ” olarak telafuz edilmektedir. “Rahîm – Rahiym”)

Yasin Suresi Meali / Anlamı

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adı ile.

1.Yâ Sîn.

2,3,4.(Ey Muhammed!) Hikmet dolu Kur’an’a andolsun ki, sen elbette dosdoğru bir yol üzere (peygamber) gönderilenlerdensin.

5,6.Kur’an, ataları uyarılmamış, bu yüzden de gaflet içinde olan bir kavmi uyarman için mutlak güç sahibi, çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir.

7.Andolsun, onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler.

8.Onların boyunlarına demir halkalar geçirdik, o halkalar çenelerine dayanmıştır. Bu sebeple kafaları yukarıya kalkık durumdadır.

9.Biz, onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. Artık görmezler.

10.Onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.

11.Sen ancak Zikr’e (Kur’an’a) uyanı ve görmediği hâlde Rahmân’dan korkan kimseyi uyarırsın. İşte onu bir bağışlanma ve güzel bir mükâfatla müjdele.

12.Şüphesiz biz, ölüleri mutlaka diriltiriz. Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) bir bir kaydetmişizdir.

13.(Ey Muhammed!) Onlara, o memleket halkını örnek ver. Hani oraya elçiler gelmişti.

14.Hani biz onlara iki elçi göndermiştik de onları yalancı saymışlardı. Biz de onlara üçüncü bir elçi ile destek vermiştik. Onlar, “Şüphesiz biz size gönderilmiş elçileriz” dediler.

15.Onlar şöyle dediler: “Siz de ancak bizim gibi insansınız. Rahmân, hiçbir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz.”

16.(Elçiler ise) şöyle dediler: “Bizim gerçekten size gönderilmiş elçiler olduğumuzu Rabbimiz biliyor.”

17. “Bize düşen ancak apaçık bir tebliğdir.”

18.Dediler ki: “Şüphesiz biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer vazgeçmezseniz, sizi mutlaka taşlarız ve bizim tarafımızdan size elem dolu bir azap dokunur.”

19.Elçiler de, “Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Size öğüt verildiği için mi (uğursuzluğa uğruyorsunuz?). Hayır, siz aşırı giden bir kavimsiniz” dediler.

20.Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: “Ey kavmim! Bu elçilere uyun.”

21.“Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun, onlar hidayete erdirilmiş kimselerdir.”

22“Hem ben, ne diye beni yaratana kulluk etmeyeyim. Oysa siz de yalnızca O’na döndürüleceksiniz.”

23“O’nu bırakıp da başka ilâhlar mı edineyim? Eğer Rahmân bana bir zarar vermek istese, onların şefaati bana hiçbir fayda sağlamaz ve beni kurtaramazlar.”

24.“O taktirde ben mutlaka açık bir sapıklık içinde olurum.”

25.“Şüphesiz ben sizin Rabbinize inandım. Gelin, beni dinleyin!”

26,27. (Kavmi onu öldürdüğünde kendisine): “Cennete gir!” denildi. O da, “Keşke kavmim, Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını bilseydi!” dedi.

28.Kendisinden sonra kavmi üzerine (onları cezalandırmak için) gökten hiçbir ordu indirmedik. İndirecek de değildik.

29.Sadece korkunç bir ses oldu. Bir anda sönüp gittiler.

30.Yazık o kullara! Kendilerine bir peygamber gelmezdi ki, onunla alay ediyor olmasınlar.

31.Kendilerinden önce nice nesilleri helâk ettiğimizi; onların artık kendilerine dönmeyeceklerini görmediler mi?

32.Onların hepsi de mutlaka toplanıp (hesap için) huzurumuza çıkarılacaklardır.

33.Ölü toprak onlar için bir delildir. Biz, onu diriltir ve ondan taneler çıkarırız da onlardan yerler.

34,35.Meyvelerinden yesinler diye biz orada hurmalıklar, üzüm bağları var ettik ve içlerinde pınarlar fışkırttık. Bunları onların elleri yapmış değildir. Hâlâ şükretmeyecekler mi?

36.Yerin bitirdiği şeylerden, insanların kendilerinden ve (daha) bilemedikleri (nice) şeylerden, bütün çiftleri yaratanın şanı yücedir.

37.Gece de onlar için bir delildir. Gündüzü ondan çıkarırız, bir de bakarsın karanlık içinde kalmışlardır.

38. Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. Bu, mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen Allah’ın takdiri (düzenlemesi)dir.

39.Ayın dolaşımı için de konak yerleri (evreler) belirledik. Nihayet o, eğrilmiş kuru hurma dalı gibi olur.

40.Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir

41.Onların soylarını dolu gemide taşımamız da onlar için bir delildir.

42.Biz, onlar için o gemi gibi binecekleri nice şeyler yarattık.

43.Biz istesek onları suda boğarız da kendileri için ne imdat çağrısı yapan olur, ne de kurtarılırlar.

44.Ancak tarafımızdan bir rahmet olarak ve bir süreye kadar daha yaşasınlar diye kurtarılırlar.

45.Onlara, “Önünüzde ve arkanızda olan şeylerden (dünya ve ahirette göreceğiniz azaplardan) sakının ki size merhamet edilsin” denildiğinde yüz çevirirler.

46.Onlara Rablerinin âyetlerinden bir âyet gelmez ki ondan yüz çeviriyor olmasınlar.

47.Onlara, “Allah’ın sizi rızıklandırdığı şeylerden Allah yolunda harcayın” denildiği zaman, inkâr edenler iman edenlere, “Allah’ın, dilemiş olsa kendilerini doyurabileceği kimselere mi yedireceğiz? Siz ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz” derler.

48.“Eğer doğru söyleyenlerseniz, bu tehdit ne zaman gelecek?” diyorlar.

49.Onlar ancak, çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak korkunç bir ses bekliyorlar.

50.Artık ne birbirlerine tavsiyede bulunabilirler, ne de ailelerine dönebilirler.

51.Sûra üfürülür. Bir de bakarsın, kabirlerden çıkmış, Rablerine doğru akın akın gitmektedirler.

52.Şöyle derler: “Vay başımıza gelene! Kim bizi diriltip mezarımızdan çıkardı? Bu, Rahman’ın vaad ettiği şeydir. Peygamberler doğru söylemişler.”

53.Sadece korkunç bir ses olur. Bir de bakarsın, hepsi birden toplanıp huzurumuza çıkarılmışlardır.

54.O gün kimseye, hiç mi hiç zulmedilmez. Size ancak işlemekte olduğunuz şeylerin karşılığı verilir.

55.Şüphesiz cennetlikler o gün nimetlerle meşguldürler, zevk sürerler.

56.Onlar ve eşleri gölgelerde koltuklara yaslanmaktadırlar.

57.Onlar için orada meyveler vardır. Onlar için diledikleri her şey vardır.

58. Çok merhametli olan Rab’den bir söz olarak (kendilerine) “Selâm” (vardır).

59. (Allah, şöyle der:) “Ey suçlular! Ayrılın bu gün!”

60,61.“Ey Âdemoğulları! Ben, size, şeytana kulluk etmeyin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır. Bana kulluk edin. İşte bu dosdoğru yoldur, diye emretmedim mi?”

62. “Andolsun, o sizden pek çok nesli saptırmıştı. Hiç düşünmüyor muydunuz?”

63.“İşte bu, tehdit edildiğiniz cehennemdir.”

64.“İnkâr ettiğinizden dolayı bugün girin oraya!”

65. O gün biz onların ağızlarını mühürleriz. Elleri bize konuşur, ayakları da kazandıklarına şahitlik eder.

66.Eğer dileseydik, onların gözlerini büsbütün kör ederdik de (bu hâlde) yola koyulmak için didişirlerdi. Fakat nasıl görecekler ki?!

67.Yine eğer dileseydik, oldukları yerde başka yaratıklara dönüştürürdük de ne ileri gidebilirler, ne geri dönebilirlerdi.

68.Kime uzun ömür verirsek, onu yaratılış itibariyle tersine çeviririz (gücünü azaltırız). Hâlâ düşünmeyecekler mi?

69.Biz, o Peygamber’e şiir öğretmedik. Bu, ona yaraşmaz da. O(na verdiğimiz) ancak bir öğüt ve apaçık bir Kur’an’dır.

70.(Aklen ve fikren) diri olanları uyarması ve kâfirler hakkındaki o sözün (azabın) gerçekleşmesi için Kur’an’ı indirdik.

71.Görmediler mi ki, biz onlar için, ellerimizin (kudretimizin) eseri olan hayvanlar yarattık da onlar bu hayvanlara sahip oluyorlar.

72.Biz, o hayvanları kendilerine boyun eğdirdik. Onlardan bir kısmı binekleridir, bir kısmını da yerler.

73.Onlar için bu hayvanlarda (daha pek çok) yararlar ve içecekler vardır. Hâlâ şükretmeyecekler mi?

74.Belki kendilerine yardım edilir diye Allah’ı bırakıp da ilâhlar edindiler.

75.Onlar, ilâhlar için (hizmete) hazır asker oldukları hâlde, ilâhlar onlara yardım edemezler.

76.(Ey Muhammed!) Artık onların sözü seni üzmesin. Çünkü biz, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz.

77.İnsan, bizim, kendisini az bir sudan (meniden) yarattığımızı görmedi mi ki, kalkmış apaçık bir düşman kesilmiştir.

78.Bir de kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek getirdi. Dedi ki: “Çürümüşlerken kemikleri kim diriltecek?”

79.De ki: “Onları ilk defa var eden diriltecektir. O, her yaratılmışı hakkıyla bilendir.”

80. O, sizin için yeşil ağaçtan ateş yaratandır. Şimdi siz ondan yakıp duruyorsunuz.

81.Gökleri ve yeri yaratan Allah’ın, onların benzerini yaratmaya gücü yetmez mi? Evet yeter. O, hakkıyla yaratandır, hakkıyla bilendir.

82.Bir şeyi dilediği zaman, O’nun emri o şeye ancak “Ol!” demektir. O da hemen oluverir.

83.Her şeyin hükümranlığı elinde olan Allah’ın şanı yücedir! Siz yalnız O’na döndürüleceksiniz.

Yasin Suresi Hakkında

Yasin Suresi (Arapça: سورة يس) Kur’an’ın 36. suresidir.Mekke döneminde yazılan 83 ayetten oluşur ve adını ilk ayeti olan “Ya-Sin” harflerinden alır.

Surede başlıca insanın sorumlulukları, vahiy, Hz.Muhammed’i (s.a.a.) yalanlayan Kureyş, Antakya halkına giden Hırıstiyan elçiler, Allah’ın birliğini ve kudretini gösteren deliller, şeytan, öldükten sonra dirilme, kıyamet, hesap ve ceza konu edilmektedir.

Yasin Suresinin Faziletleri

Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:

“Her gece Yasîn sûresine devam edip, bu hâl üzere iken vefât eden kimse şehid olur.)

(Kur’ân-ı kerîmdeki bir sûre, okuyana şefaat eder, dinliyenin affına sebep olur, âhırette korktuğundan emin olur. Bu Yâsin sûresidir.”

“Ölüm hastası yanında Yâsin-i şerîf okununca, her harfi için bir melek gelip rûhun kolay çıkmasına duâ eder. Yıkanırken yanında bulunurlar. Cenazesi ile birlikte giderler. Namazında, defninde bulununlar ve hep duâ ederler.”

“Şeytanlar, Yasîn sûresinden ve bir de Haşr sûresinin son kısmı ile Mu’avvizeteyn sûrelerinden kaçarlar.”

“Kabristana giren kimse, Yasîn sûresini okusa, o gün meyyitlerin azâbları hafifler. Meyyitlerin sayısı kadar, ona da sevâb verilir.”

“Yanında Yasîn-i şerîf okunan hasta, suya kanmış olarak vefât eder ve doymuş olarak kabre girer.”

“Müslüman bir hasta yanında Yasîn-i şerîf okunursa, Rıdvân ismindeki melekCennet şerbeti getirir. Suya kanmış olarak rûh teslim eder. Doymuş olarak kabre girer. Suya ihtiyacı olmaz.”

“Yasîn okuyunuz. Onda on bereket vardır. Aç okursa, doyar. Çıplak okursa, giyinir. Bekâr okursa, evlenir. Korkan okursa, emin olur. Mahzun okursa ferahlar. Misafir okursa, seferde yardım görür. Kayıp bulunur. Hasta okursa şifâ bulur. Ölü üzerine okunursa azabı hafifler. Susayan okursa, suya kavuşur.”

“Bir kimse ana-babasının veya birinin kabrini her Cuma ziyaret eder ve orada Yasîn okursa Allahü teâlâ ona, Yasîn’in her harfi miktarınca mağfiret eder.”

“Kur’ân-ı kerîmin kalbi Yasîn’dir. Muhakkak ki o dertlere şifâdır. Allahı ve âhıret yurdunu dileyerek bir kimse Yasîn’i okursa, Allah kendisini mutlaka bağışlar.”

“Her gece Yasîn sûresini okuyan kimse, muhakkak sûrette şehid olarak ölür.”

“Cuma geceleri Yasîn sûresini okuyan kimse, Allahü teâlânın magfiretine kavuşmuş halde sabahlar.”

Yasîn sûresinin faydaları

Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:

“Kur’ân-ı kerîmde bir sûre vardır ki, ona Allah katında “Azîme” denir. O sûreyi okuyan kimse, kıyâmet günü çok kimseye şefaat edecektir. O sûre Yasîn sûresidir.”

Yasîn sûre-i şerîfesini okumanın faidelerinden birkaçı:

1- Eceli gelmiyen hasta şifâ bulur.

2- Eceli gelen hasta ölüm acısı duymaz.

3- Ölürken Cennet meleklerini görür.

4- İnsan korktuğundan emin olur.

5- Garipler yardımcı bulur.

6- Aç olan, tok olur. Yani ummadığı yerden rızık gelir.

7- Susuz olan, kanıncaya dek su bulur.

8- Bekarların evlenmesi kolay olur.

9- Elbisesi olmayan elbise bulur.

10- Gayb olan şey bulunur.

Fakat bunlara niyyet ederek ve inanarak okumak lazımdır.

İmâm-ı Şa’rânî buyuruyor ki:

“Hastam iyi olursa veya şu işim hasıl olursa, sevâbı Seyyidet Nefîse hazretlerine olmak üzere, Allah için, üç Yasîn okumak veya bir koyun kesmek nezrim olsun derse, bu dileğinin kabul olduğu çok tecrübe edilmiştir.”

Malik bin Yesar (ra)’ dan rivayet edilmiştir: Peygamber (sav); “Kur’an’ın kalbi Yasin-i Şerif’tir. Kim onu Allah rızasını talep ederek ve ahiret sevabı için okursa, Allah onun günahlarını magfiret eder. Onu ölülerinizin üzerine okuyunuz.” buyurdu.

-Enes (ra)’ dan rivayet edilmiştir: dedi ki; Rasulullah (sav) buyurdu: “Herşeyin bir kalbi vardır ve Kur’an’ın kalbi de Yasin’dir. Her kim Sure-i Yasin’i okursa Allah ona bu sureyi okuması sebebiyle Kur’an’ı on kere okumuş kadar sevap ihsan eder.”

-Hz. Ali (ra)’ den rivayet edildigine göre Rasulullah (saa) kendilerine şöyle demiştir: “Ya Ali! Yasin Suresini oku, zira Yasin Suresinde on bereket vardır;

1-Yitigi olan okursa yitigine kavuşur,

2-Mahkum okursa hapisten kurtulur,

3-Çıplak okursa giydirilir,

4-Onu okuyan aç doyar,

5-Bekar okursa evlendirilir,

6-Yolcu okursa yolculugunda yardım görür,

7-Susuz okursa suya kanar,

8-Hasta okursa afiyet bulup iyileşir,

9-Korku içinde olan okursa korktugundan emin olur,

10-Ölümcül hastanın yanında okunsa elem ve ızdırabı hafifler.

-Aişe (ra)’ dan; “Muhakkak ki Kur’an’da bir sure vardır. Kendisini çok okuyana şefaat eder. Dinleyen ise magfiret olunur. O, Sure-i Yasin dir.