İlim ve Bilimin Önemi

Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, başarı için, hedefe ulaşmak için en gerçek yol gösterici ilimdir, fendir. İlim ve fennin dışında yol gösterici aramak gaflettir, cehalettir, doğru yoldan sapmaktır, doğru yolu göstermeyene yol sormaktır. Yalnız: İlmin ve fennin yaşadığımız her dakikadaki aşamaların gelişimini anlamak ve ilerlemelerini zamanında takip etmek şarttır. Bin, iki bin, binlerce yıl önceki ilim ve fen dilinin çizildiği kuralları şu kadar bin yıl sonra, bugün aynen uygulamaya çalışmak elbette ilim ve fennin içinde bulunmak değildir.

Bilim: Çeşitli konularda gözlem ve deneye dayanarak gerçekleri ortaya koyan düzenli bilgi demektir. Bir ülkede bilim, ancak bilgiyi benimseme ve onu üretme yoluyla gelişebilir. Bilime önem veren milletler teknolojik alanda da ileri giderler. Atatürk’ün “ Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir.” Sözü onun insan aklına, çağdaş bilime ve teknolojiye ne kadar önem verdiğini gösterir. Bizler çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkmak istiyorsak, bilime, bilimsel düşünceye, teknolojiye önem vermeli yılmadan, yorulmadan çalışmalıyız.

Yurdumuzun en bayındır, en göz alıcı, en güzel yerlerini üç buçuk yıl kirli ayaklarıyla çiğneyen düşmanı mağlup eden zaferin sırrı nedir? Orduların sevk ve idaresinde bilim ve fen ilkelerinin kılavuz edinilmesindedir. Milletimizin siyasi ve içtimai hayatı ile ulusumuzun düşünüşsel eğitiminde de yol göstericimiz bilim ve fen olacaktır. Türk milleti, Türk sanatı, Türk ekonomisi, Türk şiiri ile edebiyatı okul sayesinde ve okulun vereceği bilim ve fen sayesinde bütün olağanüstü incelikleri ve güzellikleriyle oluşup gelişecektir.

http://www.yeditepe.edu.tr/yeditepe/GetFile.aspx?aliaspath=%2FYeditepeUniverSiteSi%2Fhukuk%2Fkutuphane%2F43_jpg

Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir

Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir

Atatürk’ ün Bu Sözle Ne Demek Istediğini Anlatabilmek Için önce “mürşit” Sözünün Anlamını Açıklayalım:

Mürşit Demek Doğru Yolu Gösteren, Kılavuz Demektir. Buna Göre, Insanların Ve Toplumların Hayatında En Gerçek Yol Gösterici, En Yanılgısız Kılavuz Bilim Oluyor. Simdi Bu Söz üzerinde Duralım. Bilim Yalnızca Gerçeği Arar Ve Ona Değer Verir. Gerçek Dışı şeylerin Bilimde Yeri Yoktur. O Halde, Bilimi Kendine Kılavuz Yapan Insan Ve Toplumlar Gerçeğin Yolunda Ilerlerler. Bu Yol Doğrunun, Doğruluğun Yoludur. Doğruluğun Olduğu Yerde De Iyilik Ve Güzellik Vardır.

Insan Ya Da Toplum Bu Yolda Dünyayı, Geleceği Ve Her şeyi Olduğu Gibi Görebilir. Böyle Olunca Da Uygarlık Yarışında Güvenli Adımlarla Ilerler. Her Yeni Gün Bir Ilerleme, Bir Gelişme Ve Bir Kalkınma Günü Olur. çünkü Bu Yolda Tutuculuk Yoktur, Geri Kalma Yoktur. Akıl, Yeteneklerini Gerektiği Gibi Kullanabilir. Insan Bilgisizlikten, Bilgisizliğin Karanlığından Kurtulur. Yasadığı Hayatı Daha Iyi Tanır. Daha Iyi Yaşamanın Yollarını Bulur. Bilimin Yasaları Vardır Birtakım Varsayımlar, Kişisel Görüşler Ve Kalıplaşmış, Katı Düşüncelerin Bilim Diye Tanıtılması Her Zaman Olagelmiştir. Ama Bunlar Bilim Olmadığı Gibi Bilimin Ortaya Koyduğu Gerçeği De Hiçbir Zaman Değiştiremezler.

Bilim Ancak Doğrunun Ve Gerçeğin Ortamında Oluşur. Ancak Onunla Iyiye Ve Güzele Gidilebilir. Böyle Olduğu Için, Bilim, Insanda Hoşgörü Yaratır. Katı Ve Kalıplaşmış Düşünceli, ön Fikirli Olmayan Insanlar Yetiştirme Ortamını Oluşturur Bilimin Verileri Ile Iyi Insan, Iyi Vatandaş Yetiştirme Olanakları Elde Edilebilir. Bilime Dayalı Gerçeklerle Yetiştirilmiş Insanlar Hiçbir Görüş Ve Düşüncenin Tutsağı Ve Yobazı Olmazlar. Bir ülke Bilimi Kendine Kılavuz Seçerse Her Alanda Büyük Ilerlemeler Gösterir. Dünya Uygarlık Düzeyinin üstüne çıkar.
“hayatta En Hakiki Mürşit Ilimdir.”