Matbaa 

Matbaa yazılı olan eserlerin harf baskısı yapılarak kitapların oluşmasını sağlamıştır. Matbaa yazılı olan eserlerin daha kolay yaygınlaşmasını sağlamıştır. Böylece yazıya dökülen düşünceler daha geniş kitlelere ulaşabilmiştir. Matbba bu özelliği bakımında teknolojik gelişmelerin sadece bir noktada kalmasını önlemiş daha geniş kitleler tarafından bilinip geliştirilmesine zemin hazırlamış denebilir. Yazı ile bu konu ile ilgili daha açıklayıcı bilgilere ulaşabilirsiniz.

Matbanın İcadı

Matbaa (1439): Yazılı bilgiyi ucuz olarak kitlelere ulaştırmak mümkün olmasaydı Rönesans da olmazdı, Pazar sabahı tam sayfa çengel bulmaca çözme keyfi de. Matbaa için gerekli çabaları Johann Gutenberg göstermiş ama safça bir insan olduğundan sürekli kandırılmış. İlk basılan İncil de Bay Gutenberg tarafından değil, makinesine el koyan ortağının oğlu tarafından matbaaya gitmiş. Neyse ki kitaplarda hep Gutenberg’in ismi var da adamcağızın kemikleri sızlamıyor.

Bilindiği gibi matbaa Johann Gutenberg tarafından icat edilmiştir. Gutenberg tek tek metal harflerle yüksek baskı tekniğini geliştirmiş. Gutenberg’in bu buluşundan sonra matbaacılık yaygın ve hızlı gelişen bir sektör olmuştur. Matbaanın ilk kez kullanılması Uzakdoğu’da başlamıştır. Bilinen ilk baskı VIII. yy’da Japonya’da yapılmıştır. İmparatoriçe Shotoko Budizm’in kutsal metinlerini Sanskrit dilinde Çin alfabesiyle bastırmıştır.

İlk kez tek tek harfler dökerek baskı yapmayı Pi Sheng (960-1297) adında bir Çinli denemiştir. Pi Sheng porselenden harfler kullanarak matbaanın gelişimine hız kazandırmıştır. Ancak çok harfli Çin alfabesinde tek tek harfler kullanarak baskı yapma nedeni hala anlaşılamamıştır. Matbaa Çinlilerden Uygurlara geçmişlerdir. Uygurların IX. yy’dan itibaren baskı yaptığı bilinmektedir. (Tun-Huang mağarasındaki buluntular.)

Avrupa’da matbaacılık özellikle XV. yy’da gelişme göstermiştir. Avrupa’da matbaacılığın üssü Hollanda olmuştur. Burada ki basım tekniği tahta kalıplarla yapılmaktadır. Hattatlarca yazılan tahta kalıplar. Hakkaklarca kazınmaktadır. Kalıplar bu yönetemle üretilmektedir. Harlem kentinde ilk kez tek tek harflerle baskı denemelerini 1430 yılında Lourens Janszoon Coster’in yaptığı sanılmaktadır.

Johann Gutenberg ise çırağı Fust ile birlikte Mainz şehrinde metal harflerle basım tekniğini uygulamıştır. Gutenberg bu çaılşmalara bilgi ve birikimlerini, Fust ise sermayesini katmıştır. İlk çalışmaları olan 42 satırlık İncil’i 1455 yılında basmışlardır. Fust ve Gutenberg işlerin yolunda gitmemesi neticesinde ortaklıklarına son vermiştir. 1462’de Nassau başpsikoposunun askerleri Mainz şehrine saldırdı. Kaçan basımcılar Avrupa’nın her yanına dağıldı.

Türkiye’de Matbaacılık

İlk Türk matbaacısı İbrahim Müteferrika’dır. Lale devri olarak bilinen dönemde 1726 yılında ilk Türk Matbaası kurulmuştur. Ülkemize matbaanın bu kadar gecikmesinin nedenleri dinsel tutuculuktan ziyade toplumun bu yönde bir isteğinin olmayışı, okur yazar oranının yüksek olmayışı, okuma alışkanlığının kazanılmamış olması, hattatlığın yaygın bir meslek oluşu ve matbaa için gerekli alt yapının hazır olmayışıdır. (Avrupa’da bir psikoposun askerlerine şehir bastırdığı düşünüldüğünde matbaanın gecikmesinin temel nedeninin dinsel tutuculuk olmadığı daha net anlaşılacaktır).

Osmanlı matbaasında basılan ilk kitap Kitab-ı Lügat-ı Vankulu (Vankulu sözlüğü)’dur. Mütefferika yaşamı boyunca 17 farklı eser basmıştır. Ancak kitapların maliyetlerinin ve buna bağlı olarak fiyatlarının çok yüksek olması matbaacılığın yaygınlaşmasını engellemiştir. Mütefferka’nın ölümünden sonra matbaa zaman zaman atıl kalsa da çalışmaya devam etmiştir. Matbaanın başına 1754 yılında İbrahim ve Ahmet Efendiler, 1783 yılından sonra Beylikçi Raşid Mehmed Efendi ve Vak’a-nüvis Vasıf Efendi geçmişlerdir.

1796 yılında Abdurrahman Efendi Mühendisane matbaasını kurmuştur. Daha sonra Üsküdar matbaası(1802) ve sonrasında Takvimhane-i Amire adında bir matbaa daha açıldı. (1831) Bu sırada Mısır’da Kavalalı Mehmet Ali Paşa Bulak matbaasını kurdu. (1822) 1833 yılında ülkede 54 matbaa (15’i litografi) 1948 yılında 509 matbaa ve 1983 yılında 3537 matbaa bulunmaktaydı.

Günümüzde Türk matbaacılığı teknolojik gelişmelere bağlı olarak gelişimini sürdürmektedir. Basım sektörü Avrupa’daki emsalleriyle aynı kalitede ürünler üretebilmektedir. Hazır teknoloji üretici ülkelerden alınmakta ülkemizde başarı ile uygulanmaktadır. Ancak Türkiye bazı istinalar hariç teknoloji üretmekten uzak, fakat iyi bir teknoloji takipçisi durumundadır.

Matbaanın Önemi ve Matbaanın Faydaları

Matbaalar, birçok alanda işimize yaramaktadır. Özellikle basım ve tasarım alanında kullanabileceğimiz matbaalar, birçok farklı alanda kullanabileceğimiz bir sektör hizmetidir.Ajans matbaa olarak da adlandırabileceğimiz matbaalar, hem tasarım; hem de basım anlamında hizmet sunmaktadır. Bu tür matbaalar aracılığı ile her türlü içeriği bastırabiliriz. Elbette basım kuralları adı verilen kurallar dâhilinde bu işlemler yapılmaktadır.

Matbaa ajansları, özellikle yazı ve resim basımında hizmet sunmaktadır. İstediğimiz resim ve yazıları, bu matbaalar aracılığı ile materyal haline getirebiliriz. Özellikle resmi yayın yapan yazılı basın organları, bu matbaalardan yararlanmaktadır.

Matbaalar, elbette sadece gazete, dergi ve benzeri materyalleri basmak için çalışmazlar. Birçok firmanın ya da kişinin kullanabileceği katalogların basımında da yine matbaalar görev almaktadır. Katalog basımı için biz de matbaalardan yararlanabiliriz.

Katalog baskısı, farklı alanlarda ve sektörlerde kullanılabilmektedir. Müşterilerine farklı ürün ve hizmet modelleri sunan firmalar başta olmak üzere, birçok firma ve kuruluş, katalog baskılardan yararlanmaktadır. Katalog baskıların genel amacı; herhangi bir ürünü ya da hizmeti, müşteriye resimli ve yazılı olarak tanıtmaktır.

Firmalar ve çeşitli iş yerleri, müşterilerine daha rahat ulaşmak adına kartvizitkullanmaktadır. Bu kartvizitlerde çeşitli bilgiler yer almaktadır. Başta firma adı ve iletişim bilgileri olmak kaydı ile ürünlerle ya da hizmetlerle ilgili bilgiler ya da sloganlar da yer alabilir. Bu tür kartvizitler, matbaalar tarafından basılmaktadır ve tasarımına dikkat etmek çok önemlidir. Çünkü bu kartvizitler, firma ve mağaza vitrini açısından büyük önem arz eder.

Kartvizit basımı, üzerinde önemle durulması gereken bir konudur. Eğer insanlar kartvizitinizden etkilenirse, bu durum sizin için bir avantaj göstergesi olacaktır. Tersi durumda da prestijiniz oldukça sarsılabilir. Bu yüzden kartvizit bastırırken bu işle özel olarak ilgilenmeniz daha mantıklı olacaktır. Aynı zamanda kartvizit basımını yapacak olan matbaa da bu konuda bir hayli büyük önem taşır. Kaliteli firmalarla çalışarak, daha sağlıklı sonuçlar elde edebilirsiniz.

Yazı, kâğıt ve matbaanın uygarlık tarihi açısından önemini kavramak.

Uygarlık tarihinde pusula, barut ve matbaanın çok önemli bir yeri vardır; pusula ve barut Avrupa’nın kabuğunu kırıp deniz aşırı seyahatler yaparak yeni kıtalar keşfetmesine yol açarken, matbaa da kültürel yaşamda yeniliklerin başlatıcısı olmuştur. Matbaanın gelişimini hazırlayan ise yazı ve kâğıdın icadıdır.

Yazı, insanın zorlu kültürel sürecindeki arayışları ve denemeleri sırasında geliştirdiği bir iletişim aracıdır. Yazı sayesinde insan düşüncesini somutlaştırmış yani zihninden çıkarıp içinde yaşadığı fiziksel dünyaya uyarlamıştır (Ong, 2003).düşünce, yazıyla birlikte unutulmaktan ve belleklerden silinmekten kurtularak kalıcı izlere dönüşmüştür. İnsanlar kültür birikimini daha sonraki nesillere aktarma olanağı elde etmiştir. Yazıyla, bilgi birikimi hem nicel hem de nitel olarak daha da büyümüş; insan, uygarlık ve kültürün taşınmasında çok güçlü bir araca kavuşmuştur. Bu nedenledir ki, insanlığın yazı öncesi dönemleri “tarih öncesi”, yazının bulunuşundan sonraki dönemleri ise “tarihi çağlar” olarak adlandırılmaktadır.

Kâğıt, yazıyla ifade edilen duygu ve düşüncelerin biriktirilmesini, taşınmasını, başka insanlara ve daha sonraki nesillere aktarılmasını kolaylaştırmıştır. Kâğıttan önce kurutulmuş hayvan derisi, ağaç ve taş parçacıkları, kil tabletler, kumaş ve benzeri maddelerin yüzeylerine yazı yazıldığı bilinmektedir. Ancak, bu maddelerin yeterince kullanışlı olmaması; örneğin kil tabletlerin taşımak için çok ağır; taşın yazı yazmak için çok sert; kumaş veya hayvan derilerinin ise çabuk deforme olması insanları daha kullanışlı ve dayanıklı bir baskı maddesi arayışına yöneltmiştir.

Çin’de M.S. 200 yılından itibaren keten ve pamuklu paçavralardan bir çeşit kâğıt üretimi yapıldığı bilinmektedir. Arapların Çinlilerle yaptıkları savaşlarda bu kâğıdı ülkelerine taşıdıkları, 14. yüzyılda Avrupa toplumlarının Endülüs yolu ile Müslümanlardan, kökeni Çin’e uzanan kâğıdı öğrendikleri ve üretimine başladıkları öne sürülmektedir. 15. yüzyıla gelindiğinde ise gazetelerin ortaya çıkıp gelişmesine de koşut olarak, hammaddesi odun olan kâğıdın bol miktarda üretimi başlamıştır. Kâğıt, yazı yazma ve yazılı ürünü dağıtmayı fiziksel açıdan kolaylaştırırken matbaanın teknolojik evrimine de katkı sağlamıştır (Ong, 2003).

Matbaa, yazı aracılığıyla fiziksel varlık kazanan insan düşüncesinin hızlı ve daha kolay şekilde çoğaltılmasına yol açmıştır. Bilginin çok daha geniş insan topluluklarına yayılmasını ve düşüncenin özgürleşmesini sağlamıştır. Modern çağların başlatıcısı olarak kabul edilen matbaanın Avrupa’da kullanımından çok önce Çin, Kore, Uygur ve Japonya’da kullanıldığı bilinmektedir. Ne var ki, doğulu toplumlarda matbaa, Avrupa’da yol açtığı toplumsal ve siyasal dönüşümleri gerçekleştiremedi. Çünkü matbaa ve yayınevleri bu toplumlarda halk arasında yaygınlaşamadı.

Matbaanın Etkileri

Matbaa toplumların kültürel gelişiminde hayli önemli etkilere sahip bir çoğaltım teknolojisidir. Bu etkileri birkaç başlıkta özetleyelim:

Söylentiye dayalı Kültürün Zayıflaması: 15. yüzyılda oynar harfli matbaada basılan ürünler bir kültür dönüşümüne yol açmıştır. Elle yazarak çoğaltma tekniğinden baskıya geçiş, bilgiyi işitme aracılığıyla edinme yerine göz aracılığıyla zihne yerleştirme sürecini başlatmıştır. Gözle okuma, işiterek bilgiye ulaşmadan çok daha fazla ve daha hızlı bir “alım/algılama” potansiyeli sağladı. Ayrıca, söylentiye dayalı kültürü zayıflatarak bireyin kendisinin tanıklığıyla ve daha kesin sayılabilecek bilginin gelişimine olanak sağladı. Böylelikle, bir kişinin okuyup diğerlerinin anladığı şekilde yazması veya işitebildiği oranda anlamasının yerini, bilgiye aracısız ulaşma aldı. Aynı bilginin değişikliğe uğramadan pek çok insana ulaşması sağlandı.

Modern İnsanın ve Yeni Bir Kavrayışın Gelişimi: Kendi başına bilgiye ulaşabilen, ulaştığı bilgi üzerinde yorum yapabilen ve kendisiyle de hesaplaşabilen modern insanın özne veya birey olarak kimlikleri ön plana çıktı. Matbaanın yerleştirdiği kitap kültürü sayesinde yeni bir algılayış ortaya çıktı ve bu algılayış sonucunda gelişen kültürel ortamda laikliğin temelleri atılmış oldu.

Bilginin Kolay, Ucuz ve Hızlı Yayılması: Matbaanın sağladığı en önemli kolaylık bilgiye ulaşmayı kolaylaştırması, ucuzlatması ve hızlandırmasıdır. El yazması kitaplar çok pahalıydı ve bu kitapları ancak alım gücüne sahip soylular alabiliyor; böylelikle de hem bilgiye hem de bu el yazması kitaplarla uzun vadeli yatırım olarak düşündükleri koleksiyonlara sahip oluyorlardı. Matbaada çoğaltılan yazılı metinler ise el yazmaları gibi pahalı değildi. Böylelikle, varlıklı olmayan insanlar için de kitap alıp okumak veya bilgiye ulaşmak lüks olmaktan çıktı; kitap geniş insan topluluklarına mal oldu.

Orta Çağ’da din kurumunun düşünce üzerindeki sınırlayıcı etkisini aşmada matbaa yoluyla çoğaltılan kitapların da etkisi vardır. Kitabın ucuzlaması ve dağıtımının kolaylaşması din adamlarının ve soyluların bilgi üzerinde tekelinin kırılmasına yol açtı. Gelişmekte olan burjuvazi yani ticaretle uğraşan kent soylu insanlar, o zamanki Avrupa’nın toplumsal ve ekonomik düzenini tümüyle değiştirecek tartışmaların başlatıcısı oldular. Çünkü yeni fikirler, tartışmalar, eleştiriler ve çözüm arayışları matbaa sayesinde hızla basılı ürüne dönüştürülüyor; geniş insan topluluklarına ulaştırılabiliyordu. Bu mücadeleye, artık kitaba ve bilgiye rahatlıkla ulaşabilen okuryazar insanlar da destek verebiliyorlardı.

Gutenberg’in icadı olan baskı makinesi. İncil’in ilk baskısının 1455′te bu makinede yapıldığı kabul edilir.

Uzman Kadroların Oluşumu: Her konuda genel bilgi sahibi olma yerine belli konularda derinlemesine bilen uzman kadrolar oluştu. Yeni kadrolar daha sınırlı alanda ama daha ayrıntılı bilgiler üretmeye başladılar. Böylece bilgi üretimi, hem nicel hem de nitel olarak artış gösterdi.

Bilgi Akışında Süreklilik ve Kesinleşme: Matbaayla birlikte bilgi üretimi ve yayımında kopukluklar ortadan kalktı. Bilgi üretimi ve dolaşımı bir süreklilik kazandı. Ayrıca, sözlü olan ve kaydedilmemiş bilgilerin yol açtığı unutma, çarpıtma, bozma ve güvensizlik yerini kesinliğe ve güvenirliğe bıraktı. Bilginin kaydedilmesi, kavramların anlamında ve kullanımında standartlaşmayı kolaylaştırdı.

Laikleşme Sürecinde Hızlanma: Hıristiyanlığın Martin Luther’in öncülüğünde başlayan en önemli kuramsal kavgası, dinde Reform hareketini canlandırdı. Özgür düşüncenin önünde bir engel olan kilisenin etkinlik alanı daralmaya başladı. Matbaanın ucuzlattığı kitaplarla din adamlarının aracılığına gerek duymaksızın okuyan ve özgürce düşünmeye başlayan insanlar, düşüncelerini kamusal ortamlarda ifade etmeye ve tartışmaya başladılar. İşte bu tartışmalar insan aklına olan güvenin artmasına, toplumların dini öğretilerle değil, akıl ve sağduyu aracılığıyla yönetilmesi gerektiğini savunan laiklik bilincinin gelişmesine zemin oluşturdu.

Kamuoyu İçin Yeni Bir Zemin Oluşması: Toplumun, isteklerini açıklamak için çoğu kez şiddete başvurduğu bir ortamda, matbaa gazete, dergi gibi yazılı materyallerin seri ve ucuz üretimini sağlayarak çok daha barışçıl, etkili ve kullanışlı bir araç oluşturmuştur. Ayrıca, basılı malzemelerin seri üretimi basımevlerinin ticari bir işletme olarak tutunmalarını da sağlamaktaydı.