Karanlıktan Aydınlığa

İnsanoğlu yaratıldığı zamandan buyana  karanlıkta aydınlanabilmek amacıyla çeşitli ışık kaynakları kullanmıştır. Özellikle güneşin batmasıyla bu ihtiyaç daha fazlalaşmıştır. Önceleri ateş yakarak aydınlanmaya çalıştılar ama ateşin her ortamda taşımayacak olması yada çeşitli yetersizlikleri daha başka kaynaklara yönelmelerine neden olmuştur. Kandil ve yağ lambaları bunlardan bazılarıdır. İstedikki elektriğin henüz keşfedilmediği zamanlarda aydınlanabilmek için kullanılan  kandil ve yağ lambaları  hakkında bilgi verelim.

Yağ Lambası Nedir?

MÖ 70000 Sonradan tutuşturulacak olan yosun veya benzer bir malzemenin, içi hayvansal yağla dolu olan delik bir kayanın, kabuğun veya diğer doğal bulunan nesnelerin içine doldurulduğu bir sistem. Yağ lambaları 19. yüzyılın sonuna kadar sıklıkla kullanılmıştır. Yağ lambası daha sonra yerini endüstri’nin de gelişmesi ile gaz lambasına bırakmıştır. Yağ lambaları kullanıldıkları dönemde hayvansal ürün olduklarından dolayı kolaylıkla tercih edilmiş. Gerektirdiği teknolojinin azlığından dolayı bir çok medeniyette ilgi görmüştür. Ayrıca yağ lambalarının gövdesini yapmak toplumlarda güzel bir zanaat olarak benimsenmiştir

Kandiller

Kandil tarihi, gün battıktan sonra ışık verebilme özelliği olmadan için, büyüleyici, atalarımızın ‘ilerleme son derece yavaşlamış olurdu. Tarihi üzerinde ışık tutmak edelim, olur mu?

Tarih öncesi insan için ışık bir kıvılcım yaratmak için birlikte iki taş sürtünme tarafından ışık keşfetmek, insan uygarlığının için anahtar öncü an olarak tarihe geçti. Bu çok yanma desteklenen ve uzun süreler için ışık meşaleler de yardımcı petrol kullanımı izledi. Mütevazı kandil yaş için civarında olmuştur. Kelime lamba meşale anlamına gelen Yunanca kelime çin ipeği türetilmtir. Yavaş yavaş bu uzun meşaleler bir emzik ve ışık tutmaktadır bölümü bir fitil ile bir yay şeklinde konteyner bıraktı.

Yunan-Roma döneminde yağ kandilleri kil ve pişmiş toprak yapılmıştır. Hayvansal yağ veyazeytinyağı bu lambalar aydınlatma için kullanıldı. Zamanla bu ilk kandil, sonunda bronz, taş, kaymaktaşı ve diğer malzemelerin yapılmıştır.

1700 tarafından orijinal kandil ilk önemli makyaj var. İsviçreli kimyacı, Aime Argand, söndürme gelen alev korumak için dairesel fitil ve kullanılan cam baca dairesel bir yazıcı icat etti. Yavaş yavaş, lamba yakıt da gelişti. Bildiğiniz gibi, erken lambalar Hayvansal yağlar, zeytin yağı, balmumu ya da balina yağı kullanılır. Yeni lambalar sonuçta gazyağı kullanılır. Ancak, gazyağı, kömür veya petrol, hoş olmayan bir koku ve duman kapalı verdi. 1800 olarak, ucuz ve dumansız bir parafin yağı, tercih lamba yağı oldu.

Tarafından geç 1800 yılında elektriğin icadı ile Benjamin Franklin ve Thomas Edison, bu lambaların kullanımı geri ölçekli var. Bu mütevazı kandil herhangi bir kapalı alana tiyatro ekleyin ve çok güzel ve sıcak bir ortam sağlamak amacıyla otel ve restoranlar tarafından kullanılmaktadır. Yağ lambalarıelektrik hala bir lüks ışık ana kaynağı olarak dünyanın bazı bölgelerinde hala kullanılmaktadır.

Özellikle Güney Asya, Hindistan, ışıklar Festivalde Diwali pompa ve göstermek çok kutlanır. Bu festivalde, kandiller önemli bir rol oynayabilir ve geleneksel insanlar ışık lambalarına hardal yağı kullanın. Bu özel kandil Diyas adlı mütevazı pişmiş toprak kaplar içinde ışıklı vardır.

Onlar hemen anında ortam ve rahatlama duygusu oluştururken Bugün çeşitli kandiller yüksek bilet spa ve restoran olarak kullanılmaktadır. Eski yağ lambaları herhangi bir kapalı alana bir nostaljik hissediyorum getirmek ve bu günlerde çok popüler. Biz zaman içinde modern ayarlara kullanımı dahil olarak kandil tarihi her zaman olduğu gibi uzun genişleyecektir.

Kandilleri Aydınlatma Aracı Olarak  Kullanılması

Ateşin kontrol altına alınmasıyla ortaya çıkan aydınlatma araçlarından kandil, aydınlatma işlevini koruyarak günümüze kadar gelmiştir. Antik Çağ’da mezar hediyesi, yeni yıl hediyesi, Tanrı’nın ışığı olarak kutsal anlam içermesi, adak olarak sunulması gibi işlevleri bulunan kandil, günümüzde şehirlerde dekoratif bir süs eşyası olarak kullanılırken, köylerde halen aydınlatma işlevini sürdürmüştür.

Aydınlatma işlevli kandiller önceleri sadece evlerde kullanılmış olmalıdır. İlk kandiller çanak şekilli olduğundan bunları taşımak zordu ve bunlar muhtemelen sabit duruyorlardı. Sonraları, kandil formunun değişmesi yani üzerinin kapanması ile bunlar genel mekanların, agoraların ve sokakların aydınlatılmasında baş rolde yer almışlar. İki burnu olan kandillerle (bilychnis) ikiden fazla burnu olan kandiller (polymyxus) daha çok cadde ve sokaklarda fazla ışık sağlamak amacıyla kullanılmışlardır.

Antik çağ boyunca tapınaklara, mezarlara ve ev temellerine adanan kandillerle karşılaşılır. Tapınaklara adanan kandiller bir Tanrı ya da Tanrıçaya adanmıştır. Bunlar daha çok insanların Tanrılarına şükranlarını sunması için adanan kandillerdir.

Mezarlarda adak kandilleri dışında hediye olarak bırakılmış kandillerle fonksiyonel kandiller de vardır. Bu kandiller, ölünün öbür dünyada kullanılması inancıyla bırakılmış olmalıdırlar. Çünkü ölülerin gittiği öbür dünya, inanışta karanlık bir yerdir. Bir diğer bırakılma nedeni, ölüyü gömüye hazırlayanların ve mezarlara belli zamanlarda yapılan ziyaretlerde ölü yakınlarının kullanması içindir.

Aydınlatma, adak ve mezar hediyesi amaçlarından başka yeni yıl hediyesi olan kandiller de zaman içinde karşımıza çıkar. Bunlar, üzerinde “mutlu ve verimli yeni yıl” yazan, daha çok temenni kandilleridir. Bunlar daha çok Roma geleneğine dayanır.

Kandiller günümüze yaklaştıkça daha çok dini yapılarda kullanılan aydınlatma aracı olarak ortaya çıkış işlevlerini korumuşlardır.

Antik çağda yaygın olan ve seri üretilen kandiller zamanla endüstri haline gelmiştir. Üretildikleri bölgeden hayvanlar veya gemilerle diğer bölgelere aktarılan kandillerin fiyatları hakkında kesin bilgimiz yok.

En erken kandil kullanımının Erken Paleolitik çağa kadar iner. Bu kandiller taş bir kase biçimindeydi. Ayrıca ilk kandil örnekleri arasında deniz kabukları da sayılabilir.

Dönem ilerledikçe insanlar kendi yaptıkları pişmiş toprak küçük çanakları kandil olarak kullanmışlardır. Bronz çağına gelindiğinde bu çanak şekilli, elde şekillendirilen kandillerin bir tarafının fitili koymak için dışarı doğru büküldüğü görülür. Demir çağında bu formu koruyan kandilin derinleştiği ve fitil koymak için bükülmüş kısmın daraldığı gözlenir.

Bundan yaklaşık 400–500 yıl sonra kandillerin infundibulum kısımlarına delikler yapıldığı görülür ki bu Arkaik döneme rastlar. Bu deliklerin etrafı da içine konan yağın dışarı taşmaması için yükseltilmiştir. Bu dönemde henüz discus kısımları oluşmamış kandillerin burun kısmı oluşmuş ve burun kısımları gövdeye bitişiktir.
Klasik dönemde eklenen kulp, kandile büyük işlevsellik kazandırarak onun taşınan bir ışık kaynağı olmasında önemli rol oynamıştır. Bu dönemde özellikle stilize bant kulplar kullanılmıştır. Kandillerin esas kulp profili bir sonraki devir yani Hellenistik dönemde şekillenir.

Kandillerin discus kısmının belirginleşmesi Hellenistik devre rastlar. Kandillerde belirginleşen kaide kısmı dikkat çeker. Kandil tiplerinde bölgelere göre çeşitlilik ortaya çıkar. Discus deliği oldukça küçülür.

Roma döneminde, Hellenistik devrin, gövdeden belirgin bir şekilde ayrılan kaide formunun yerini, düzleşmiş ve zemine tam oturan tabanlar almıştır. Roma Dönemi’ne gelindiğinde gövde kısalmış, basık discoid bir görünüm almıştır. Omuz daralmış ve dik bir profille alt gövdeye geçiş başlamıştır.

M.S. 3. yy’daki savaşlardan ötürü kandil endüstrisi zayıflamış ve bu tarihten sonra kandillerin, zaman zaman değişikliğe uğrasalar da kötü taklitleri yapılmıştır.

Hristiyanlığın egemen olduğu Bizans döneminde doğal olarak kandiller üzerinde haç gibi Hristiyanlıkla ilgili betimlemeler yer alır. Roma sanatından olduğu gibi etkilenen Bizans sanatı, onun geleneğini sürdürerek, sanat eserlerine yeni eklentiler yapmışlardır. Kulpların haç şeklini alıp, uzadığı örnekler görülür. Bizans üzerinde egemen güç olan Hristiyanlığın kandiller üzerindeki etkisi de açıkça görülür. Bu dönemde kandillerin kaideleri tekrar yükselmeye başlar.

İslami dünyada büyük ölçüde dini nitelik kazanan kandiller, Tanrının ışığı gibi görülüp önemli ölçüde değer kazanmışlardır. Bu dönemde kandillerin vazo şeklini alıp, boyutları büyür ki bunun nedeni de, cami gibi büyük mekanları aydınlatmada kullanılmaları ve oraya yeterli ışığı sağlamalarını istemektir.
Günümüzde de halen devam eden ve ilk defa M.S. 17. yy’da ortaya çıkan, kandillerle yazılan yazı yani mahya sanatı, dekoratif bir aydınlatma unsuru olup, kandillerin taşınabilir ışık kaynakları olmasının etkisidir.

Kandillerin yüzyıllar boyu bu evrelerden geçmesi, şekil ve işlevinde farklılıkların meydana gelmesinin nedeni, insanoğlunun yenilik ve değişikliğe doyumsuzluğu olarak gösterilebilir. Günümüzde yapılan yeni keşiflerin yanı sıra eskiye bağlılık da devam eder. Bunun, tez konumla ilgili olmasından dolayı da, en güzel örneği, antik çağda kullanılan yağ lambalarının yani kandillerin günümüzde dekoratif amaçlı kullanılması gösterilebilir. Bunlar elektrik kesintisinde devreye girer diye düşünülse de özellikle şehirlerde ışıldak denen pille çalışan aydınlatma araçları kullanılmaktadır. Yağ ve gaz lambaları, bugün elektriğin olmadığı kırsal kesimlerde işlevsel olarak halen kullanılmaktadır.