Kısaca Fasulye 

Fasulye ülkemizde uygun şartları olan her bölgede yetişir. Yetişmesi için gerekli olan şartlar az olduğu için yetiştirilme alanı çok geniştir. Fasulye baklagiller sınıfından bir bitkidir. Burada bu bitki hakkında oldukça geniş tutulmuş bir derleme yazı bulacaksınız.

Fasulye (Phaseolus vulgaris), baklagiller (Fabaceae) familyasının Phaseolus cinsinden Orta Amerika menşeli, bir yılda yetişen otsu bir bitki türü.

Morfolojik özellikleri 

Boğumlu gövdesinde tüylü ve yeşil renkli bileşik yaprakları bulunur. Yaprakların koltuğundan salkımlar hâlinde çıkan kelebeksi çiçekler beyaz, pembe ya da mor renklidir. Dik çalı biçiminde (yüksekliği 30-75 cm) ve sarılıcı özellikte (yüksekliği 1-2 m) başlıca iki formu vardır. Yassı, yuvarlak, düz ya da kıvrık olabilen meyvelerinin uzunluğu 5-15 cm arasında değişir ve genellikle yeşil renktedir.

Ekolojik özellikleri 

Soğuğa duyarlı bir bitki olan fasulye, hemen her tür toprakta yetişir. Fasulyenin bugün dünyanın pek çok yerinde yaygın olarak tarımı yapılmaktadır. Yaklaşık 80 çeşidi vardır. Bütün baklagiller içinde en çok tüketilen sebzelerden biridir. Tohumdan yetiştirilir.

Çeşitleri 

Fasulye yeşil halde veya tohumları birleşik yapraklardan ayrılıp kurulumuş olarak tüketilebilir. Yeşil halde iken Çalı fasulyesi, Ayşe kadın fasulyesi gibi isimlerle adlandırılan çeşitleri vardır. Kurutulmuş halde de dermason, horoz, barbunya, boncuk, şeker, göbekli, börülce (karnıkara), Dombay fasulyesi diye adlandırılan çeşitlere sahiptir.

Barbunya ayrı bir alt tür olarak değerlendirilebilir. Karnıkara, tohumun göbek kısmının siyah renkli olmasından dolayı bu adı alır. Dombay, manda anlamına gelir ve bu tür fasulye -manda gibi- aşırı iri olduğundan bu ad verilmiştir. Ancak zaman içinde Bombay fasulyesi, Bomba fasulyesi gibi adlar da kullanılabilmektedir. Hatta “Bombay fasulyesi” galat-ı meşhur olmuştur. Soya fasulyesi ise yemeği yapılan bu fasulye çeşitlerinden farklı olarak sucuk, salam, sosis, hazır köfte gibi et ürünleri başta olmak üzere diğer gıda ürünlerine dolgu amacıyla katılarak maliyeti düşürmek için kullanılır.

 

Yüksekliği 2000 m yi aşmayan ve yaz döneminde sulanabilen tüm sahalarda yetiştirilir. En önemli yetişme alanları, kıyı bölgelerimizdeki ovalardır. Özellikle Çukurova ve Antalya ovaları ile Güney Marmara Bölümü’ndeki ovalarda fasulye tarımı yaygın olarak yapılır. İç bölgelerimizde ise, akarsu boylarındaki bahçelerde yetiştirilir. Yıllık fasulye üretimimiz 200 bin ton civarındadır.

Fasulyenin Üretimi ve Ekonomisi

Fasulye, dünyada ekim alanı ve üretimi yönünden yemeklik tane baklagiller içerisinde ilk sırada yer almaktadır. Kuru tane yanında taze sebze olarak ta yaygın bir şekilde tüketilmektedir. Dünyada kuru fasulye ekim alanları yaklaşık 27 milyon ha ve üretimi 19 milyon ton dolaylarındadır (FAO,2003).

Kıtalar dikkate alındığında, en geniş ekim alanı ve üretim Asya kıtasında bulunmaktadır. Ancak tane verimi en yüksek Amerika kıtasında elde edilmektedir. Ülkelere göre ekim alanı ve üretim durumlarına bakıldığında Hindistan ilk sırada yer almaktadır.Brezilya,Meksika,Çin,ABD dünyadaki diğer önemli kuru fasulye üreticisi ülkelerdir. Fasulye tarımının gelişmekte olan ülkelerde yaygın olmasına karşın verimi gelişmişülkelerde daha yüksektir.

Ülkemizde kuru fasulye, ekim alam ve üretim yönünden nohut ve mercimekten sonra üçüncü sırada yer almaktadır. Fasulye ekim alanları 1970′li yıllarda 100 ha iken, 1990′lı yıllarda 170.000 ha ulaşmış ve günümüze değin fazla bir değişiklik göstermemiştir. Fasulye de verim ülkemizde yıllara göre 110-155 kg/da arasında değişmiştir.Son istatistiklere göre verimin 129 kg/da olduğu bildirilmektedir. Üretim, ekim alam ve verim değişiklerine bağlı olarak yıldan yıla azda olsa değişmiştir.Günümüzde fasulye kuru tane üretimi 225000 tondolaylarındadır .Ülkemiz kuru fasulye üretimi ve ihracatı bakımından dünyada önemli ülkeler arasında yer almamaktadır.

Ülkemizde fasulye ekim alanları en çok Karadeniz bölgemizde yaygın olup, bunu orta güney ( Kayseri, Konya, Niğde, Nevşehir) ve orta kuzey (Eskişehir, Kütahya, Uşak Yozgat) bölgelerimiz izlemektedir. İllere göre fasulye ekilisi ve üretimi en çok sırasıyla Kahramanmaraş, Samsun, Malatya ve Afyonda bulunmaktadır.

BesIeme Değeri ve Kullanımı

Fasulyenin kuru taneleri yanında, sebze olarak olgunlaşmamış meyve ve taneleri kullanılmaktadır. Taze meyve ve tanelerinde %90 dolaylarında su bulunmaktadır. Kuru tanelerinde ham protein oranı çeşit ve yetiştirme tekniğine göre değişmekle birlikte ortalama %22 dır. Fasulye proteini Lysin, Leucine, isoleucine amino asitleri yönünden oldukça zengin, Methionin, Tryptophan ve Cystine bakımından fakirdir. Tane, yeşil olgunluk döneminde fazla, kuru olgunluk döneminde ise daha az A vitamini (karoten) ve C vitamini içermektedir.

Fasulyenin Kökeni ve Tarihçesi

Fasulyenin kökenini bazı araştırıcılar Hindistan, bazı araştırıcılar ise Avustralya ve Afrika olarak bildirmiştir. Ancak en son olarak fasulyelerin kökeninin Amerika olduğu ileri sürülmüş ve kabul edilmiştir. Bugün ki kültür fasulyesinin yabani formunun tam olarak bilinmemekle birlikte Meksika ve Orta Amerika’daki tek veya çok yıllık sarılıcı formların olduğu tahmin edilmektedir. Bodur formlarda yabani fasulye bulunmamakta olup, mutasyon sonucu ortaya çıktığı belirtilmektedir.Fasulye tarımının Meksika da çok eski yıllardan beri tarımının yapıldığı saptanmıştır. Fasulye Amerika’nın keşfinden sonra İspanyollar tarafından Avrupa’ya getirilmiş buradan da Asya’ya geçirilmiştir.

Ülkemizde fasulye tarımının diğer yemeklik baklagillerden sonra başladığı ve yaklaşık 200 yıldan beri kültürünün yapıldığı tahmin edilmektedir.

Fasulyenin SınıfIandırılması

Fasulye Leguminosae( Baklagiller) familyasının Papilionoideae alt familyasından, Phaseolea oymağının Phaseolus cinsine bağlı bir türdür.

Dünyada kültürü yapılan başlıca türleri Amerika kökenli olup, beyaz yada kırmızı çiçekli, meyve ucu gagalı, kulakçıklar ince sivri ve küçük, bitki iri yapılıdır .Başlıca türleri:

1. P. acitufolius A. Gray (Tepary bean)

Tek yıllıktır. Gövde yarı yatık büyür, bitki bodur formlarda 10-20 cm kadar, sarılıcı tiplerde 2 m kadar boylanabilir. Fide durumu epigeal dir. Tohum şekli yuvarlak veya silindirik, tohum rengi beyaz, sarı veya kahverengi olabilir. Ekimde dekara 3.5kg tohumluk kullanılır. Tane verimi 50-80kg/da’dır.

2.P. coccineus L. (Runner bean)

Ateş yada İspanyol fasulyesi olarak tanınır. Sarılıcı formlar çok yıllıktır. Gövde 4m kadar boylanabilir. Bodur formlar tek yıllık olup bitki boyu 60 cm kadardır. Kendine ve yabancı döllenme görülür. Sarılıcı formlar bahçe tarımında, bodur formlar tarla tarımında kullanılır.Kökler yumruludur.Çiçekleri genelde kırmızı renkli ve iridir. Fide durumu hypogeal dır.

3. P. lunatus (Lima veya siava bean)

Tek yıllık, 90 cm boylanır. İki formu yaygındır. Lima fasulyesi iri taneli ve bitkinin morfolojik yapısı da iridir. Lima fasulyesi daha çok sebze amaçlı kullanılır.Sieva fasulyesinin morfolojik yapısı ve tanesi Lima fasulyesine göre daha küçüktür.

4. P. vulgaris (Common bean)

Dünyada en fazla tanınan ve tarımı yapılan türdür. Sarılıcı ve bodur formları bulunmaktadır. Sanrılıcıların baklaları yeşil sebze amacıyla bahçe tarımında, bodur formlar kuru tane amacıyla tarla tarımında kullanılır.

P. Vulgaris değişik araştırıcılar tarafından bitkinin morfolojik ve tane özelliklerine göre sınıflandırılmıştır. Gradınoraff P. Vulgaris’i tohum karekterlerine göre aşağıdaki gibi sınıflandırılmıştır.

  • vulgaris sp. sphaericus: Tohumlar yuvarlağımsıdır.
  • vulgaris sp. elipticus: Tohumlar elips şeklindedir.
  • vulgaris sp. oblangus: Tohumlar uzun silindirik ve böbrek şeklindedir.
  • vulgaris sp. subcompressus: Tohumlar uzun silindirik ,böbrek şeklinde ve yassıdır.
  • vulgaris sp. compressus: Tohumlar basık, geniş ve uzundur.

Türkiye’de yetiştirilen bodur fasulye çeşitleri Türk Standartları Enstitüsü tarafından morfolojik özellikleri ve pazar durumu dikkate alınarak fasulye çeşitleri sekiz gruba ayrılmıştır.

1.Tombul :Tane küçük ve ovaldir.

2.Çalı: Tane orta iri böbreğimsidir.
3.Dermason:Tane irice, dolgun ve yassı
4.Horoz:Tane orta iri uzunca ve silindiriktir.
5.Barbunya: Tane iri,yuvarlağımsı,oval,renk düz bej zemine alacalı,lekeli veya benekli olmaktadır.
6.Şeker:Tane iri veya irice,yuvarlağımsıdır.
7.Battal :Tane iri,böbreğimsi,ovalimsi ve yassıdır.
8.Selanik:Tane iri,yassı,uçlan yuvarlakdır.

Tombul ve horoz çeşit grupları P. vulgaris sp. oblangus alt türünün beyaz tohumlu formlarını içermektedir.

Çalı çeşit grubu P. vulgaris L. elipticus alt türünün beyaz tohumlu formlarını içerir. Dermason çeşit grubu, P. vulgaris sp. submcopressus alt türlerini içerir.

Selanik ve battal P. vıılgaris sp. compressus alt türünün iri taneli formları bu gruba girmektedir.

Şeker ve barbunya çeşit grubu P. vulgaris sp. sphearicus alt türünün iri beyaz formlarım içerir.

Fasulyenin Bitkisel Özellikleri

Kök: Fasulyede, zayıf ve dallanan bir kazık kök sistemi bulunmaktadır. Çiçeklerime dönemine kadar hızlı gelişen kökün çiçeklenme döneminde gelişmesi yavaşlar. Kök sistemi genellikle yüzlek olmakla birlikte çeşide ve toprak koşullarına bağlı olarak bazen derinlere de gidebilir.

Fasulye köklerinde Rhizobium phaseoli bakterilerinin oluşturduğu küresel nodüller bulunur.. Nodül sayısı çiçeklenme döneminde en fazladır.

Gövde: Fasulye gövdesi otsu yapıda dik veya sarılıcı, boğumlu ve hafif tüylüdür.. Gövde toprak yüzeyinden ilk boğuma kadar yuvarlak, bundan sonra köşelidir. Gövde sarımtırak yeşil, renkli tohumlarda genellikle kırmızımsı veya mor olabilir. Sarılıcı formlarda, ana sap ince ve sarılıcı olup, fazla dallanmaz.Bitki boyu, bodur tiplerde 20-50 cm, yan sarılıcılarda 50-100 cm. sırık formlarda, 150-300 cm arasındadır. Bodur tiplerde boğum sayısı fazla ve boğum araları kısadır. Dal uçlarında sülük, yaprak koltuklarında çiçek salkımı bulunur. Baklaların olgunlaşması eş zamanlı olmayan sarılıcı formlar daha çok yeşil sebze amacıyla yetiştirilen bahçe tarımına uygun tiplerdir”. Bodur formlarda boğum sayısı az olup bitki fazla boylanmaz. Dallanma fazla ve gövde diktir. Ana sap ve yan dalların ucunda çiçek salkımı bulunur. Bodur tipler dik büyümesi ve eş zamanlı olgunlaşması nedeniyle kuru tane üretimine ve makineli hasada daha uygundur.Bitki boyu, 20-50 cm arasındadır.

Yaprak: Fasulyede çimlenmeden sonra kotiledon yapraklarının üzerinde, kalp biçiminde karşılıklı iki adet yaprakçıktan oluşan ilk yapraklar ortaya çıkar. Daha sonra üç yaprakçıklı asıl yapraklar görülür. Orta yaprakçık şekli çeşitlere göre değişiklik gösterip, ucu oval, sivri veya kısa olabilmektedir. Yaprak sapının dala birleştiği yerde iki, iki yaprakçığın yaprak sapına birleştiği yerde iki, orta yaprakçığın kendi sapına birleştiği yerde iki olmak üzere, her yaprakta üçgen şeklinde altı kulakçık bulunmaktadır. Yaprak tüylülüğü çeşitlere göre değişmekle birlikte yaprakların alt yüzeyi, üst yüzeye göre daha tüylüdür. Bodur formlarda bitkinin ilkboğumlardaki yapraklar büyük olup, sonraki boğumlarda giderek küçülür. Olgunlaşma sonunda, yaprak alanı az bir düşme göstermekle birlikte çok sayıda yaprak ,bitki üzerinde kalmaktadır. Sarılıcı formlarda ise çiçeklenmenin başlaması ile birlikte yapraklar aşagı yukarıya doğru dökülmeye başlar ve gelişmenin sonunda tüm yaprakçıklar dökülür.

Çiçek: Çiçekler yaprak koltuklarından çıkmaktadır. Çiçek topluluk şekli salkımdır. Salkımdaki çiçek sayısı 3-15 arasındadır. Çiçek salkımları, çiçek sapçıklarının salkım saplarına bağlanış durumuna bağlı olarak rozet şeklinde, salkım şeklinde ve her ikisi arasında geçit tipinde olmak üzere üç farklı şekilde olabilir.

Fasulyede 5 çanak, 5 taç yaprak ve 10 erkek organ bulunmaktadır. Taç yaprak 2 kayıkçık, 2 kanatçık ve 1 bayrak yapraktan oluşmuştur. Kayıkçık ucu kısmi helezon vari kıvrıktır. Çiçek rengi beyaz, kırmızı, mor veya mavi olabilir. Erkek organ durumu dialdelphous’dur. Çiçeklenme bitkide ve salkımda aşağıdan yukarıya doğru olur. Çiçek kendine döllenmekle birlikte %l-2 oranında yabancı tozlanma görülmektedir.

Meyve: Meyve yumurtalığın dış çeperinin gelişmesi ile oluşur. Fasulye meyvesine, bakla ve fasulye de denir. Fasulye meyveleri taze iken tüketilir. Bakla kabuğunun sertliği, dikiş yerindeki liflerin kalınlığı, meyvenin etlilik durumu kaliteyi oluşturan faktörlerdir. Meyveler taze iken yeşildir. Olgunlaştıkça kahverengiye döner. Renkli tohum kabuğu olan çeşitlerde meyve olgunlaştıkça renkler, lekeler ve noktalar oluşur. Meyve rengi, şekli çeşit yanında yetiştirme tekniğinden de etkilenmektedir. Meyve uzunluğu 8-12 cm, genişliği 6.0-25.0 mmarasında değişir. Bitkide meyve sayısı çeşit ve yetiştirme tekniğine bağlı olmakla birlikte ortalama 4-23 adet arasındadır. Bodur tiplerde baklaların çoğu yan dallarda bulunurken, sarılıcı tiplerde ana saptaki bakla sayısı yan dallara göre daha fazladır. Fasulyede meyve şekli düz, kıvrık ve S şeklinde olabilir.Meyvenin enine kesiti yassı, eliptik, eliptik, etli veya yuvarlak etli olabilmektedir.

Tane: Döllenmiş yumurta hücresinin olgunlaşmasıyla oluşan tohumun rengi, şekli, büyüklüğü çeşitlere göre değişiklik gösterir. Tohum şekli silindirik, yassı veya böbrek şeklinde olabilir. Tohumun en dışında tohum kabuğu bulunur. Tohum kabuğu( %6-9), tohum taslağında dış örtünün farklılaşması ile oluşur. Tohum kabuğunun kalınlığı fasulye tanesinin pişme kalitesini etkiler, ince kabuklu olanlar daha çabuk çimlenir ve pişer. Tane kabuğunda tohum göbeği (Hilum) bulunur. Hilum, tohumun meyve kabuğuna bağlandığı yerinkalıntısıdır. Hilumun altında mikropil denilen, çiçek tozu borucuğunun yumurtalıktan girdiği kısmın oluşturduğu nokta şeklinde bir kısım bulunur.

Fasulye tanesinde, tahıllardaki endosperm yerini alan ve besin maddelerini depolayan kotiledonlar bulunur. Endospermi olmayan bu tanelere albuminsiz(exalbuminous) tohumlar denilir. Tanede, yeni bitkiyi meydana getiren embriyo(%l), kök (radicula), sapçık (hypocotyl) ve gövde taslağı (plumula) dan oluşmaktadır. Fasulye de bin tane ağırlığı ekolojik koşullara ve genotipe bağlı olarak 150-500 g arasında değişmektedir.

Fasulyede verim kadar tanelerin pişme kalitesi de önem göstermektedir. Kuru fasulyede pişme kalitesini etkileyen faktörlerden en önemlisi tane kabuğudur. Tane kabuğunda phytin miktarı azaldıkça ve Ca, Mg miktarı ve lignin arttıkça pişme süresi uzamaktadır. Tane kabuğunun kalınlığının artması, suyun taneye girişini yavaşlatmakta ve pişme süresini uzatmaktadır. Yetiştirme tekniği ve çeşit ıslahı ile tane kabuğunun kalınlığı azaltılabilmektedir. Pişmeden önce tanelerin ılık suda 5-6 saat bekletilmesi pişme süresini kısaltır.

İklim ve Toprak İstekleri

Fasulye tohumu 15-20 °C’de çimlenmekte,15° C nin altında yavaşlamakta, 10 °C’nin altında ve 35°C’nin üstünde ise çimlenme çok az veya hiç olmamaktadır. Çıkış ekimden sonra optimum nem ve sıcaklıkta 7-10 gün sonra olur. Çimlenme 15° C nin altında yavaşlar. Düşük sıcaklıklarda çıkış süresi 20-25 gün olabilir. Fasulyede fide durumu epigeal dır.

Fasulyede vejatasyon süresi 70-140 gün arasındadır. Vejetasyon süresi, bitkinin sarılıcı ve bodur olmasına, erkenci veya geçci olması yanında bölgenin ekolojik koşullarına göre de değişmektedir. Bodur çeşitlerde çiçeklerime 10-15 gün, yan sarılıcılarda 20-25 gün sarılıcı çeşitlerde 30 günün üzerindedir.

Bodur tiplerde vejatasyon süresi 70-80 gün, sarılıcı tiplerde 130-140 gün, yarı sarılıcı tiplerde 80-90 gün arasındadır. Toprak nemi yeterli değilse çiçeklerime süresi kısalır, çiçeklerime azalır. Yüksek sıcaklık ve düşük nem çiçek tozlarının çimlenmesini engellediği için çiçeklerin dökülmesine neden olur. Özellikle 30 °C’nin üzerinde çiçekler dökülmekte ve verim oldukça düşmektedir. Erkenci çeşitler ve erken ekimle bu durum önlenebilmektedir.Çiçeklenmede optimum sıcaklık 20-25°C dir.Olgunlaşma döneminde hava kuru olmalıdır. 10°C nin altındaki sıcaklıklar tanenin olgunlaşmasını engeller.

Fasulye tınlı, PH 7-8 olan tuzluluk ve alkali sorunu olmayan verimli topraklarda iyi yetişir. Fasulye’nin çinko elementi isteği yüksektir.

Fasulyenin Yetiştirme Tekniği

Sonbaharda 20-25 cm derinlikte sürülen toprak, ilkbaharda diskaro ve tırmık gibi ikinci toprak işleme aletleriyle hazırlanır. Ekim ve çıkış öncesi kullanılabilen kimyasallar ile yabancı ot savaşı yapılabilir.

Ülkemizde son yıllarda kuru fasulye tarımına uygun Şehirali-90(Horoz-Bodur), Yunus-90(Horoz-Bodur),Göynük -98(Horoz-Bodur), Akman-98(Dermason- Yan sarılıcı) gibi bazı çeşitler geliştirilmiştir.Buna karşın günümüzde hala populasyon karekterindeki yerel çeşitlerin tarımı yaygın bir şekilde yapılmaktadır.

Kuru fasulye üretimi için ekim, Orta Anadolu bölgemizde Nisan ayının son haftasından Mayıs ayı başlarına, Doğu Anadolu da Mayıs ayı ortalarından Haziran ayı başlarına kadar, kıyı bölgelerde Mart ayı içerisinde yapılmalıdır.

Fasulye sıraya veya ocak usulü şeklînde ekilebilmektedir. Bodur ve yarı sarılıcılarda sıraya ekim yöntemi uygulanır. Ekimde sıra arası, çeşit ve yetiştirme koşullarına göre 40-60 cm, sıra üzeri 5-15 cm arasında değişmektedir .Ekimde en uygun bitki sıklığı bodur tiplerde m2 de 20-25 bitki,yarı sarılıcılarda m2 10-15 bitkidir. .Türkiye de değişik bölgelerde yapılan araştırmalarda, bodur çeşitlerde 40×5 cm( Şehrali, 1980) ve 40×10 cm( Özcan ve Özdemir,1996.,Akdağ ve Tayyar, 1995) en uygun ekim sıklığı olarak saptanmıştır.

Fasulye sıraya pulluk çizisine ekilebileceği gibi, mısır ve pamuk mibzerleri ile de sıraya ekilebilir. Fasulye yurdumuzda serpme olarak da ekilmektedir. Bu durumda çıkışlar yeknesak olmadığı gibi fazla tohumda kullanılmaktadır.Özellikle sebze üretimi amacıyla fasulye ekim yöntemi “ocak” usulü ekimdir. Sıra arası 70-80 cm, sıra üzeri 25-30 cm olacak biçimde 10-15 cm çapında açılan ocaklara 4-5 tohum atılır. Çıkıştan sonra ocaklarda seyreltme yapılır. Ocak usulü ekim, sırık fasulyelerde uygulanır.

Fasulye ekiminde iri tohumlar özellikle hafif kumlu topraklarda daha derine, küçük tohumlar ağır topraklarda yüzeye yakın ekilmelidir. Ekim derinliği hafif topraklarda ve iri tohumlarda 5-10 cm, ağır topraklarda ve küçük tohumlarda 3.0 – 5.0 cm arasındadır.

Tohumluk miktan çeşidin bodur veya sarılıcı olması, ekim sıklığı, ekim yöntemi ve tohum iriliğine bağlı olarak değişmektedir. Sıraya ekimde küçük tohumlu çeşitler 6-7 kg/da, orta büyüklükteki çeşitler 7-10 kg/da, büyük tohumlu çeşitlerde ise 10-12 kg/da tohumluk kullanılmaktadır.

Bir baklagil bitkisi olan fasulye, köklerindeki nodüller ile havanın serbest azotundan yararlanması nedeniyle, bakteri ile tohumlar aşılandığında veya daha önceden o toprakta

fasulye tarımı yapılmış ise, fazla bir azotlu gübrelemeye gerek yoktur. Köklerdeki nodüllerin aktif hale gelinceye kadarki dönemde bitkinin gereksinimin karşılanması için 2-3 kg/da saf azotun taban gübresi olarak verilmesi yeterlidir.Aksi takdirde fide döneminde 8-10kg/da ilave saf azot gübresi uygulanmalıdır. Ayrıca ekimle birlikte 6-7 kg/da P2O5 uygulanmalıdır. Gübreleme ekim öncesi, toprak hazırlığı sırasında veya en iyi yöntem olarak tohum sıralarının 3-5 cm uzağına ve tohum derinliğinin 4-5 cm altına bant a uygulanmalıdır. Gübrenin tohumla birlikte aynı sıraya verilmesi çimlenmeyi olumsuz etkiler. Üst gübrelemeye gerek yoktur. Konya’da yapılan çalışmalarda 8 kg/da P2O5uygulamasının ekonomik olduğu saptanmıştır (Alptürk,1983).

Fasulye 4-5 yapraklı iken el veya kaz ayağı tipi aletlerle çapalanır.Bu şekilde hastalıklara karşı toprağın havalanması sağlanır.Aym zamanda topraktaki bakteri çalışmasına olumlu etkide bulunmuş olunur.Fasulye tarımında, çimlenme döneminde gerekiyorsa sulama yapılır. Çıkıştan sonra fide döneminde kök ve gövde çürüklüğüne neden olmayacak şekilde, çiçeklenmeye kadar 1 veya 2 kez sulanmalıdır. İklim ve toprak koşullarına bağlı olarak çiçeklerime döneminde ve tohum oluşturma döneminde 2-3 kez sulamaya gereksinim gösterebilir. Fasulyenin toplam 300-500 mm suya gereksinimi vardır. Fasulyede karık yada yağmurlama sulama yapılır.

Sulamada hastalıkların ortaya çıkmaması için suyun göllenmesi önlenmelidir. Sulamanın yeterli olmaması çiçek sayısı ve bakla tutmayı ve tane iriliğini azaltmaktadır.

Hasat baklaların saranp,tanelerin iyice sertleştiği zaman yapılmalıdır..Erken hasatta tohumlar büzülmüş olarak kalır. Geç hasatta baklalar çatlar ve tohumlar dökülür.Hasat elle yolunarak veya biçilerek yapılır. Hasat edilen bitkiler tarlada birkaç gün bırakılarak kurutulur.Harman ülkemizde sopalarla dövülerek veya küçük traktörlerle üzerinden geçilerek yapılır. .Ancak bu uygulamalar tanelerin kırılmasına ve çimlenme yeteneğinin kaybolmasına neden olur.Gelişmiş ülkelerde hasat-harman kombine makinelerle yapılır. Bu durumda tanedeki nem oram 18-20 olmalıdır.Baklalann çatlamaması için hasat sabahın eken saatlerinde hava nemli iken yapılmalıdır.

Harmandan sonra elde edilen üründe olgunlaşmamış, buruşuk,böcek zararı olan taneler,kırıktaneler,taş,toprak parçaları temizlenir. Temizlenen fasulye taneleri uygun koşullarda depolanırsa uzun yıllar besleme değeri ve canlılıklarını korur.Fasulye için uygun depolama koşulları tanedeki nemin % 14 ün,depolama sıcaklığının 10 C°nin üzerine çıkmadığı ve depo hava neminin 65 in üzerine çıkmadığı durumlardır.Bu durumda 1 yıl süreyle tohumlar iyi bir şekilde saklanabilir Depolama sıcaklığı.depo nemi ve tane nemi yukarıda belirtilen sınırların altına düştükçe fasulye tohumlarını 6-7 yıl kadar canlılıklarını kaybetmeden saklamak mümkündür.Düşük nem tanede solunumun çok az düzeylerde olmasını sağlar.Solunum fazla olursa tanelerde çürüme ve küflenme ortaya çıkar.

Fasulyede tane verimi çeşit, iklim ve toprak koşullarına göre 100-400 kg/da arasında değişir.

Fasulye Zararlıları

Mekanik Zararlar : Hasat harman ürün taşınması ve depolanması sırasında ortaya çıkan tane kırılması, embiryo zedelenmesi çimlenmeyi olumsuz etkilemektedir. Tanelerin çok kuru olması ortaya çıkan zararı artırmaktadır.

Gübre zararı: Gübreler fazla miktarda ve tohumla birlikte aynı sıraya verildiğinde çimlenme gecikir, fide gelişmesi yavaşlar. Bunun için gübrelerin tohumun yan tarafına banda uygulanması önerilmektedir.

Güneş ve sıcaklık zararı: Çok nemli havalardan sonra ortaya çıkan fazla güneş, yaprak ve baklalarda bakteri simtomlarına benzer şekilde kahverengi ve kırmızımsı noktalar oluşturur. Bunun sonuncunda dokularda inceleşme ve kurumalar ortaya çıkar.

Su ve Alkali zararı

Aşın yağış veya sulamadan sonra yapraklarda sararmalar görülür. Daha sonra ortaya çıkan kurak dönemde yapraklar normal rengini alır. Fazla su tutan ağır topraklarda aşırı alkali etkisi, köklere zarar verir ve yapraklarda kurumaya neden olur. Bitki büyümesini durdurur.

 

Hastalık ve Zararlılar

Fasulyenin bazı önemli hastalık ve Zaralıları:

Kök çürüklüiğü(Fusariussp, rhizoctîna spp, sclerotina): Kök boğazında kahverengi lekeler ortaya çıkar, bitki bodur kalır ve bunun sonuncunda kurumalar ortaya çıkar. Hastalık tohumla bulaşır. Organik cıvalı preparatlarla tohum ilaçlanarak ve,hastalıksız tarladan tohum alınarak hastalığın yaygınlaşması önlenebilir. Ancak hastalığa dayanıklı çeşit geliştirmek en iyi çözüm yoludur.

Bakteriyel solgunluk ( Cornyebacterium sp):Gövde ve yapraklarda solgunluk ve kurumalar ile bakladapörsüme oluşur. Hastalıksız tarladan tohumluk alınarak, hastalık görülen tarlaya ekim yapılmayarak, tohumluk ilaçlanarak hastalık kontrol altına alınabilmektedir.

Pas( Uromyces phaseoli):Yapraklarda kahverengi lekeler görülür. Daha sonra yapraklar kurur ve dökülür. Ilıman ve yağışlı dönemlerde hastalık yayılma göstermektedir. Toleranslı çeşit hastalığı en iyi kontrol yöntemidir. Ancak toleranslı çeşit geliştirme hastalık etmeninin çok fazla ırkı bulunması nedeniyle oldukça zordur, hastalıklı tarlaya ekim yapılmamalı, bitki artıkları tarladan uzaklaştırılmalıdır. Hastalık fazla yaygınlaşmadan Manebli ve Zinebli ilaçlar 15′er gün arayla 3-4 kez kullanılarak hastalık kontrol altına alınabilmektedir. Bununla birlikte toleranslı çeşit kullanma en etkili yoldur.

Ascochyta yanıklığı: Dal bakla, kök boğazı, ve yapraklarda kahverengi yanık şekilde uzun lekeler ortaya çıkar. Hastalık nemli koşullarda yayılma gösterir. Hastalık tohum ve toprakla bulaşması nedeniyle hastalıksız tarladan tohum alınması ve hastalık görülen tarlaya üst üste ekim yapılmamasına dikkat edilmelidir.ü

Fasülye Anraknozu( Colletotrichum lindemuthianum): Ilıman, nemli ve yağışlı havalarda epidemi yapar. Fide devresinde kotiledonlarda, baklalarda kırmızı kenarlı, kahverengi lekeler oluşur ve bitki cılızlaşır.Ekim nöbeti uygulaması, hastalıksız tarladan tohum alınması,bitki artıklarının tarladan uzaklaştırılması, toleranslı çeşit kullanılması, tohum ve bitki ilaçlaması ile hastalık kontrol altına alınabilmektedir.

Adi mozaik virüsü(Phaseolus Virüsü I): Yapraklarda açık yeşil ve sarı mozaik şeklinde lekeler oluşur, bitkinin ilk gelişme devrelerinde ortaya çıkarsa bitkide cüceleşme görülür. Daha ileri devrelerde virüs ortaya çıkarsa yapraklarda sararma ve kurumalar, yaprak damarlarında siyahlaşmalar görülür, virüs konukçu bitkilerden yaprak bitleri ve tohumla bulaşır. Toleranslı çeşit ve virüssüz tohum kullanma ve konukçuları tarladan uzaklaştırma ile hastalık kontrol altına alınabilmektedir.

Sarı Mozaik virüsü(Phaseolus virüsü II): Yapraklarda san ve yeşil renkte ayrı bölgeler görülür. Yapraklarda kıvrılmalar ve bitkide bodurlaşma ortaya çıkar. Hastalık üçgül, taş yoncası gibi konukçu bitkilerden yaprak bitleriyle taşınır.Virüssüz tohum ve toleranslı çeşit kullanılarak konukçular tarladan uzaklaştırılarak hastalık kontrolü yapılabilir.