Kalemin Önemi

Kalemler, uzun süre önce yazı yazabilmek amacıyla icad edilen bir araç. İcadından binlerce yıl sonra bile hala elden düşürülmeyen bir araç. Teknolojik olarak hemen her alanda bir çok gelişme yaşandı ama kalemin yerini alabilecek bir alternatif ortaya konulmadı. Belki dijital olarak bir çok yazı yazabilme aracı olduğunu hatta bunların kağıda baskı yapabilecek seviyelerde olduğunu söyleyebilirsiniz ama ben tüm bunların hala kalemin yerini tamamen dolduramadığını düşünenlerdenim. Bunun için burada kalemin bir çeşidi olan dolma kalemlerden söz etmeye çalışacağım.

Tükenmez Kalemin Yapılışı ve Düzenekleri

Tüy Kalemlerin Yapılışı ve Düzenekleri

Kamış Kalemin Yapılışı ve Düzenekleri?

 

Dolmakalem Nedir?

Dolmakalem, bir yazma aracıdır. İçine mürekkep doldurulan bir depo, altın ya da paslanmaz çelikten yapılmış bir uç (yazma ucu) ve mürekkebi uca ileten hava delikleri ile akıntı kanalları sisteminden oluşur. Mürekkep besleme sisteminde, kılcal etki ve yüzey gerilimi gibi doğal olaylardan yararlanılır.

Batı’da patenti 150 yılı aşkın bir süre önce alınan ilk dolmakalemler, kılcal etkiden yararlanmıyordu. Yalnızca, mürekkep akışını sağlamak için, kullananca sık sık çalıştırılması gereken bir piston düzeni bulunuyordu. Günümüzün dolmakalemlerindeki kanallar ve hava deliklerine besleme mekanizması denir. Bunlar, ilk olarak A.B.D.’nde L.E. Waterman tarafından, 1880’lerde başarıyla uygulanmıştır. Waterman’ın dolmakalemleri çok beğenilmiş ve milyonlarca satılmıştır.

Dolmakalem Yapısı ve Kullanımı

Dolmakalem içindeki akıtma kanalı, en uygun boyutta olmalıdır. Kanal çok küçük olursa, mürekkep akmaz; çok büyük olursa, fazla akarak, kağıdı lekeler. Kılcal etki, bir boru içindeki sıvının yüzey gerilimi sonucu ortaya çıkar. Sıvı, borunun çeperlerine yapışır ve besleme sisteminin dibinden bir bölümü alınmadıkça akmaz. Dolmakalemde sıvı, mürekkeptir ve yazma yoluyla besleme sisteminin altından bir bölümü alınır. Mürekkep, ucunda dikey bir yarık bulunan kalem ucuna doğru akar. Mürekkebin yüzey gerilimi, bu yarığa yönelmesine, ama uçtan akıp gitmemesine neden olur. Yazma sırasında ucun hafifçe kağıda bastırılmasıyla, yarık genişler ve mürekkep akar.

Yüzey gerilimi, sıvıyı, düşen bir yağmur damlası gibi küresel biçim almaya yönelten bir özelliktir. Sıvı molekülleri birbirini çeker. Bu yüzden, sıvı damlası, tıpkı lastik bir kaba benzer. Bir iğnenin suyun üstünde yüzmesi, bu özelliğe bağlıdır. İğne, gerçekte taşırdığı sudan daha ağırdır; ama, yüzey gerilimini yok edecek kadar ağır değildir.

Dolmakalemlere mürekkep, çeşitli biçimlerde doldurulur. Bazı depolar lastikten ya da ona benzer bir yumuşak maddeden yapılır. Bu tür depolar, sıkıştırılıp mürekkebe daldırılır. Kol gevşetilir ve depo, doğal biçimine dönerken mürekkebi emer. Bazı dolmakalemlerdeyse, bir pistonlu emme düzeni ya da bir ‘şnorkel’ (uçta bulunan ve tulumbayla mürekkebi emen bir boru) bulunur. Kartuşlu dolmakalemlerde, değiştirilebilen kartuş, mürekkep deposudur. Dolmakalemin arka ucu açılır, içine kartuş yerleştirilir. Dolmakalem vidalanarak kapatıldığında, kartuşun ucundaki mekanizma açılır.

Mürekkep depolarının çoğunda, gerekli basıncı sağlamak için, mürekkebin arkasındaki bölmede hava delikleri bulunur. Kullananın isteğine göre, aynı dolmakaleme değişik genişlikte, çeşitli uçlar takılabilir. Dolmakalemlerin, vidalı ya da geçmeli olarak kapatılan kapakları vardır. Bunlar, kalem kullanılmadığı zaman mürekkebin kurumasını önler ve cepte taşınırken giysileri korur.

 

Dolma Kalemlerin Düzeneği

Kaz tüyünün 1000 yıldan fazla kullanılmasının nedeni, onun niteliklerine eşdeğer bir madde bulunamamasından geliyordu. Kâğıdı yırtmayacak kadar yumuşak ve esnek tek maden altındı ve bu çok pahalıya geliyordu. Elle yapılan çelik kalemler çok sert olduğu için istenilen sonuç elde edilemiyordu. Endüstri Devrimi ile gelişen mekanik yöntemler, ucuz ve nitelikli çelik kalemlerinin üretimini de beraberinde getirdi. Ne ki, 1884 yılında Lewis Edson Waterman, o güne kadar yapılan kalemlerden daha iyi bir kalem tasarladı. Bu dolmakalemin ucunda bir hava deliği ve üç küçük kanal yer alıyordu. Böylece mürekkep kâğıda damlamıyor ve kalemin ucuna daha kolay gelebiliyordu.

Bugün de bir dolmakalemde, geliştirildiği yıllardaki gibi dört ana bölüm bulunur. Kâğıtla temas eden uç, uca mürekkep sağlayan altındaki mekanizma, kalemi tutmamıza yarayan birleştirici silindir ve silindirin içindeki mürekkep haznesi. Bu hazneye mürekkep doldurmak için 20. yüzyılın ilk çeyreğinde özel basınç sistemleri kullanıldı. 1950’lere gelindiğinde ise, bugün kullandığımız değiştirilebilir kartuşlar geliştirildi. Ne ki, 50’lerde dolmakalemin pabucu çoktan dama atılmıştı.