Depreme Haykırış

Bir deprem oldu ama dünyada değil,
Bu deprem Türkiyede değil,
Bu deprem İstanbul yada Pendiktede değil,
Bu deprem buralarda çok yakın bir yerde,
Bu deprem bu evde bu odada ve
Bu deprem yüreğimde oldu..
Bu deprem içimi yıktı perişan etti..!

Ve buradan bir haykırış yolluyorum.
Bu haykırış
Pendiğe veya İstanbul’a değil,
Türkiyeye değil,
Dünyaya değil,
Bu haykırışı depreme sebep fay hatlarına yolluyorum..!

Bu deprem beni yıkmadı,
İstanbul’u yakmadı,
Dünya bu depremi hiç takmadı,
Bu deprem sadece duygumu aldı götürdü..!

Bir daha fay hattı üzerinde dururmuyum.
Tokat yemiş yanımı yanıma alırmıyım.
Bir daha böyle yanarmıyım.
Bu deprem sadece benden seni aldı götürdü,
Bu depremle herkezin eteğindeki taşlar döküldü,
Sen ne dersen de,
Asıl ben değil deprem kendini yitirdi…!

Onur Şevik

Yer değişik-acı aynı Deprem sardı-can vatanı

Yine vurdu-yaktı bizi
Yüreklerde-kaldı izi
Hepten vurduk-yere dizi
Yer değişik-acı aynı
Deprem sardı-can vatanı
Üzüntüler-gerçek büyük
O ışıklar- kaldı sönük
Yüz ve gözler-oldu dönük
Yer değişik-acı aynı
Deprem sardı-can vatanı
Hep kaybettik-bizler canı
Yere döktük-nice kanı
Orda verdik-biz kurbanı
Yer değişik-acı aynı
Deprem sardı-can vatanı
Çerden çöpten-işte yapı
Dayanmıyor-çürük kapı
Yine bize-attı çarpı
Yer değişik-acı aynı
Deprem sardı-can vatanı
Okulumuz-ve pansiyon
Yıkımlara- verilsin son
Ayrılmalı-bunlara fon
Yer değişik-acı aynı
Deprem sardı-can vatanı
O canların-gitti hepsi
Kaybettiler-gör nefesi
Duyulmuyor-artık sesi
Yer değişik-acı aynı
Deprem sardı-can vatanı
Anne baba-çocuk dede
Soruyorlar-yavrum nerde
İnan düştük-bizler derde
Yer değişik-acı aynı
Deprem sardı-can vatanı
Karamsarlık-sıkıntılar
Gerilerde-bebekler var
Yapanlara-kalmasın kâr
Yer değişik-acı aynı
Deprem sardı-can vatanı
Yanlışlıklar-düzeltilsin
Vatanıma-huzur gelsin
Dost ve düşman-bunu bilsin
Yer değişik-acı aynı
Deprem sardı-can vatanı
Artıralım-güvenliği
Kapatalım-biz deliği
Üste koyun-şu yeleği
Yer değişik-acı aynı
Deprem sardı-can vatanı
Sözüm anne-dede baya
Kalmayalım-sakın yaya
Bakın eller-gitti Aya
Yer değişik-acı aynı
Deprem sardı-can vatanı
Söyler Hasan-sözü peşin
Şu yüzlerde-olmasın kin
Doğru yerde-durakta in
Yer değişik-acı aynı
Deprem sardı-can vatanı

Hasan Sancak

O Deprem

Sekiz yıl önce bugün olmuştu
Sallamıştı yeri yurdu o deprem
Nice bahçelerim gülü solmuştu
Habersizce gece vurdu o deprem

Gece yarısında ansızın geldi
Uyurken salladı sanki bir eldi
O ne fırtınaydı, ne de bir seldi
Tümden Marmara’yı yıktı o deprem

Deprem olağandı, yapılar kötü
Sanki üzerinden geçmişti ütü
Çürük yapanların bozuktu sütü
Harap yapıları sildi o deprem

Birçok ocakların tümünü sildi
Yıkılan bir değil, koskoca ildi
Herkes bu yıkımı depremden bildi
Çürük binaları yıktı o deprem

Mahir derki yapı sağlam olmalı
Deprem olur diye hazır kalmalı
İnsan yaptığından huzur bulmalı
Her an geri gelir belki o deprem.
.
Mahir Baspinar
(17 agustos2007)

Deprem

bir gürültüyle sarsılır her yer
yerle bir olur bir anda evler
enkaz altından geliyor sesler
insanları yaralar ağlatır DEPREM

her yer bir anda karanlık olur
heryerden çığlıklar yükselir
mahşer denen sanki bu olur
bir anda hüzüne boğar DEPREM

neşenin yerini acı hüzün alır
beklemeden bir anda gelir
ana çoçuğuna sarılır kalır
ananeyı kuzudan ayırır DEPREM

ışık yok olur herkes ses arar
yara derin şimdi kim sarar
baba evladının sesini arar
acının katmerlisi olur DEPREM

mezarlar sıra sıra kazılır
gidenlere ağıtlar düzülür
geride kalanlar hep üzülür
anadan babadan ayırır DEPREM

haykırışları olurmu duyan
bir yudum suya olunur kurban
oanda işte olur muhtac insan
zenginliği sıhhati bitirir DEPREM

allah göstermesin zor olur
bu her insanın başına gelir
dünyaya hükümdarlıkmı olur
niçe varlıkları yok eder DEPREM

Hasan Gençay

Marmara’da Deprem Oldu
Senemiz tam doksan dokuz
Marmara’da deprem oldu
Gün on yedi, ayı sekiz
Marmara’da deprem oldu

Saat üç, gece sarıldı
Gölcük, İzmit hep karıldı
Sakarya’da yer yarıldı
Marmara’da deprem oldu

Şiddet yedi derecede
Bitti, kırk beş saniyede
Yollar kapandı, ülkede
Marmara’da deprem oldu

Eskişehir, Düzce, Bolu
Yalova, Bursa’nın yolu
Her tarafta ceset dolu
Marmara’da deprem oldu

Deprem İstanbul’u sardı
Sarsıntılar sürdü, durdu
Allah şamarını vurdu
Marmara’da deprem oldu

Çobanoğlu yol izliyor
Yaptığını kim gizliyor?
Allah, bizleri gözlüyor
Marmara’da deprem oldu

(30.08.1999)

Şevki Çobanoğlu

17 Ağustos Depremi

Yedi nokta dörttür deprem şiddeti
Geceyi ikiye böldü bu deprem
İstanbul Sakarya Bursa İzmit i
Marmara yi sanki deldi bu deprem

Gürültüyle bomba gibi patladı
Binaları beşik gibi salladı
Köprüler yıkıldı yollar çatladı
Bir gecede canlar aldı bu deprem

Depremin şiddeti gece duyuldu
Ana kalktı çocuğuna sarıldı
Kaçamadı bir köşeye yığıldı
Bebeğimi gece çaldı bu deprem

Enkazların altı hep insan dolu
Vücutları ezik kırılmış kolu
Kimi imdat diyor kurtarın beni
İnsanlara mezar oldu bu deprem

Sardı yurdumuzu acı felaket
Vatan kan ağlıyor bütün memleket
Yetişti imdada askerle millet
Başımızı derde saldı bu deprem

Tuncay feryat eder dayanmaz yürek
Enkazın altında yatıyor bebek
Anaları yavrum,yavrum diyerek
İçimizde acı kaldı bu deprem

17.08.1999

Tuncay Akdeniz

Deprem

Bir bulutsuz yaz gecesi
Ağustosun onyedisi
Deprem oldu Marmara’da
Yerle bir oldu yarısı

Ocaklar yaktı bu deprem
Umutlar yıktı bu deprem
Binlerce öksüz ve yetim
Geride bıraktı bu deprem

İzmit ve Adapazarı
Yıkılmış tüm binaları
Saçını başını yoldu
Öksüz cocuk anaları

Ocaklar yaktı bu deprem
Umutlar yıktı bu deprem
Binlerce öksüz ve yetim
Geride bıraktı bu deprem

Sarsıldı Yalova Gölcük
Sönmüş tütmüyor tek ocak
”anam babam nerde”
Diyor onbınlerce cocuk

Ocaklar yaktı bu deprem
Umutlar yıktı bu deprem
Binlerce öksüz ve yetim
Geride bıraktı bu deprem

Ne oldu sana Marmara
Sen inanmazdın nazara
Binlerce gonca bebeği
Kefensiz gömdün mezara

Ocaklar yaktı bu deprem
Umutlar yıktı bu deprem
Binlerce öksüz ve yetim
Geride bıraktı bu deprem

Cengiz Özkan

DOĞAL AFETLER

Sel, deprem, erozyon, toprak kayması
Canlar gider, sakat kalır insanlar,
Ses verir göçük altından, zordur duyması,
Sevdiğinden ayrılır, kahrolur canlar.

Yaşayacağız depremle, bir doğal afettir,
Alınmalı tedbirler, yetkiliye bu davettir,
Ülkeni şehrini her zaman, doğru yönet ki,
Gönüllere taht kur, kendini affettir.

Depreme karşı hazırlan, al tedbirini,
Evleri betonarme,sert zemine yapmalı,
Eğit insanları aydınlat,bilinçlendir birbirini,
Afetten az zarar görmek için plan yapmalı,

Gecenin sessizliğinde, sel toprak kayması,
Zaman geçmek bilmez, nefeslerin tutulması,
Kurtarılmayı bekler canlar,saatler geçer,
Bekler umutla, ne zordur çıkanları sayması,

Birçok fay kırığı vardır, yurdumda gör farkını,
Al tedbirini doğru yere yap,evini barkını,
Zararlarını azaltırsın afetin,alacağın önlemlerle,
Acı çekme yıkılmasın evin, çıkarma kırkını

DEPREM

Gürültü kopar uzaktan,
Sular fışkırır topraktan.
İnsanlar yolu bulamaz,
Oluşan bir karanlıktan…

Bu bir depremin sesidir.
Bir canavar nefesidir…
Karanlık kaplar her yeri.
Bilmem kentin neresidir?

Anne ağlar, yavrum diye,
Çocuk ağlar, annem diye.
İnsanların hepsi şaşkın…
Bakamazsın bu sahneye.

Elimizden bir şey gelmez,
Bu felâket hiç sevilmez.
Bu sarsıntı yer küreden…
Daha önceden bilinmez.

Sağlam temel sağlam evler,
Sözüm size mimar beyler.
Sağlam yapın her binayı!
Yıkılmasın kentler, köyler!

Halkım hiç acı çekmesin,
Artık gözyaşı dökmesin!
Sağlam yapın her binayı,
Deprem bize kükremesin!

Çok üzgünüm acılardan,
Kurtulalım sancılardan…
Çığlıklara dönüp bakın,
Ders alalım buncalardan.

İbrahim ŞİMŞEK

DEPREMLE SELLE BİZİ TAŞAN TOPRAĞA KATMA

Pakistan harap olmuş gönül artık gülmüyor
Gönül mızrabı kırılmış artık oda artık çalmıyor
Bu kadar felaketten sonra Müslümanlar ders almıyor.
Depreme uygun teknolojik binalarda yapmıyor.
Depren senin dünya senin engellenmiyor
Müslümanları gafletten uyandır sen koru yarabbi
Yarabbi Müslümanlar gaflet içinde doğal afetinle yakma
Sahibimiz sensin doğal afetlerle bizi hesaba çekme.
Sen gafurur rahimsin bizi perişan edip yıkma
Depremle selle bizi taşan toprağan katma Allah’ım

Halil ÇOLAK 7.11.2005 Ankara

KONUT DEYİNCE

Konutumuz sağlam olsun,
Depremde hiç yıkılmasın.
Gece-gündüz neşe dolsun,
Kem gözlerle bakılmasın.

Konutumuz geniş olsun.
Eşyalara yer bulunsun.
Merdivenler dar gelirse,
Asansörden çıkış olsun.

Konutumuz temiz olsun,
Pencereler geniş olsun.
Her adaya güneş girsin,
Perdesinde korniş olsun.

Her durağa yakın olsun,
Mobilyamız takım olsun.
Gürültüden çok uzakta.
Konutumuz sakin olsun.

Aylık gelir dolgun olsun,
Kira, biraz uygun olsun.
Çarşılara gitmek zordur,
Manava da yıkın olsun.

Her köşede oyuncaklar,
Bahçesinde salıncaklar,
Mahallemizde çocuklar,
Benimle arkadaş olsun.

Bahçesinde çiçek açsın,
Ağacında kuşlar ötsün,
Komşularla hep birlikte,
Günlerimiz güzel geçsin.

İbrahim ŞİMŞEK

SAKAT

Kâr üstüne kâr
hırsıyla sırf,
kurulmuş kat kat…
Zemin sakat…
Bina sakat…
Bani sakat…

Fay hattının
insafına kalmış hayat…
Durum sakat…

(1 Aralık ‘99)
Muammer Erturan

VERİN ZAVALLILARA (DEPREM)

Depremde yıkılmış bir köy… Şu yanda bir çatının
Çürük direkleri dehşetle fırlamış,ötede
Çamur yığıntısına benzeyen bir zemin katının
Yıkık temelleri gözüküyor, uzakta bir ev
Yere doğru eğilmiş, hemen yıkılıp gidecek
Önünde bir kadın…Of artık istemem görmek!
Bu levha yüreğimin çarpması içinse yeter;

Tevfik FİKRET

Erezyon Şiirleri

Erozyon

İnatla tutunurum
Kaybetmemek için
Diken sevdana,
Avuçlarım kanar…
Yinede kayıp gidersin
Ellerimden…

Yaşanmış her acı
Her yalan
Sarfedilmiş
Her zehir söz
Ve inançlarımın
Yok oluşu…
Bir parça alıp götürür
Yüreğimden…

Aysun Elagöz

Erozyon

Ağaçlar dikelim nefes alalım
Erozyon belası bitsin gardaşım.
Gelin hep beraber birlik olalım,
Erozyon belası bitsin gardaşım.

Yeşile hasretiz toprak bitiyor,
Her yıl iki milyar toprak gidiyor.
Sanki vatanıma düşman giriyor.
Aymazlık belası bitsin gardaşım.

Sel, yel toprağımı alıp gidiyor
Düşmanlar bir olup kıs kıs gülüyor.
Sanki tabiatın canı gidiyor,
Kuraklık belası bitsin gardaşım.

Çorak toprağada tohum ekilmez,
Kuruyan ağaçlar geri dikilmez.
Yanan ormanlara evler yapılmaz,
Kirlilik belası bitsin gardaşım.

Tema’yı kuranlar cennet erleri,
Yemyeşil edelim kurak yerleri.
Her insan olmalı TEMA neferi,
Kuru çöl belası bitsin gardaşım.

İNCE yeşil ile sevgiye hasret,
Yeşil pehlivanlar giysinler kısbet,
Vatanım yemyeşil toprağa hasret,
Hasretlik belası bitsin gardaşım.

Kayseri – 02.12.1998

Sabit İnce