Peygamber Efendimizin Örnek Ahlakı

Peygamber Efendimiz için Allah Teala Ahzab Suresinin 40. ayetinde “… ancak o, Allah’ın Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur.” diye Peygamber Efendimizin son peygamber olduğunu belirtmiştir.Yine Peygamber efendimiz için başka bir ayette Alemlere rahmet olduğu da bildirilmiştir.Yine Kuran’da Peygamber efendimiz için insanlara en güzel örnek O’nun olduğu bildirilmiştir.

Peygamber Efendimizi sadece Kuran’ı Kerim’e bakarak ne kadar üstün bir insan olduğunu, güzel bir ahlaka sahip olduğunu, takvasını, insanlığa neden örnek olduğunu , neden Allah’ın dostu olduğunu, Allah’ın habibi olduğunu ve daha fazlasını anlarız.

Hz. Muhammed’in (s.a.a) Hayatı

Hz. Muhammed, peygamber, islam, din, kuran

Allah, “Gerçek şu ki, Biz senin üzerine ‘oldukça ağır’ bir söz (vahy) bırakacağız” (Müzzemmil Suresi, 5) ayetiyle de bildirdiği gibi son peygamber olan Hz. Muhammed (s.a.a)’e önemli bir sorumluluk vermiştir. Peygamberimiz (s.a.a) ise, Allah’a olan güçlü imanı ile, Allah’ın kendisine verdiği sorumluluğu en güzeliyle yerine getirmiş, insanları Allah’ın yoluna, hidayete davet etmiş ve tüm inananların yol göstericisi ve aydınlatıcısı olmuştur.

Peygamberimiz (s.a.a)’i görmemiş olsak bile, Kuran ayetlerinden ve hadis-i şeriflerden, güzel tavırlarını, konuşmalarını, gösterdiği güzel ahlakı tanıyabilir, ona benzemek, ahirette onunla yakın bir dost olabilmek için elimizden gelen çabayı en fazlasıyla gösterebiliriz. Günümüzde insanlar, özellikle de gençler birçok insanı kendilerine örnek almakta, onların tavır ve konuşmalarına, üsluplarına, giyim tarzlarına özenmekte, onlar gibi olmaya çalışmaktadırlar. Ancak bu insanların büyük bir çoğunluğu doğru yolda olmadığı gibi, tavır ve ahlak güzelliğine de sahip değildirler. Bu nedenle insanları doğru olana, en güzel ahlak ve tavıra özendirmek önemli bir sorumluluktur. Bir Müslümanın, tavrına ve ahlakına özenmesi, benzemek için çaba göstermesi gereken kişi, Hz. Muhammed (s.a.a)’dir. Allah bu gerçeği bir ayetinde şöyle bildirmektedir:

“Andolsun, sizin için, Allah’ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah’ı çokça zikredenler için Allah’ın Resûlü’nde güzel bir örnek vardır.” (Ahzab Suresi, 21)

Peygamberimiz (s.a.a)’in “Size iki şey bırakıyorum. Bunlara uyduğunuz müddetçe asla sapıtmayacaksınız: Allah’ın Kitabı ve Resulü’nün sünneti” (Kütüb-i Sitte Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 2. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 328) hadis-i şeriflerinde de bildirdiği gibi, Müslümanların en önemli iki yol göstericisi Kuran ve Peygamber Efendimizin sünnetidir. Peygamber Efendimiz hem güzel ahlakı ile insanlara örnek olmuş, hem de insanları güzel ahlaklı olmaya çağırmıştır. “Müminin mizanında en ağır basacak şey güzel ahlaktır. Muhakkak ki, Allah Teala işi ve sözü çirkin olan ve hayasızca konuşan kimseye buğz eder” (G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 15/9) buyuran Peygamberimiz (s.a.a), bir sözünde de“Ruhumu kudret altında tutan Allah’a yemin ederim ki cennete sadece güzel ahlak sahipleri girer” (Huccetü’l İslam İmam Gazali, İhya’u Ulum’id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s.792) demiştir.

Peygamberimiz (s.a.a)’in izinden giden Müslümanların da, hem tüm insanlığa güzel ahlakları ve iyi huyları ile örnek olmaları, hem de sözlü ve yazılı olarak onları güzel ahlaka davet etmeleri gerekir.

Kuran’da Peygamber Efendimiz’in Güzel Ahlakı

Peygamberimiz (s.a.a)’in çok güzel bir ahlaka sahip olduğunu Allah Kuran’da bildirmiş ve şöyle buyurmuştur:

“Nun. Kaleme ve satır satır yazdıklarına andolsun. Sen, Rabbinin nimetiyle bir mecnun değilsin. Gerçekten senin için kesintisi olmayan bir ecir vardır. Ve şüphesiz sen, pek büyük bir ahlak üzerindesin. Artık yakında göreceksin ve onlar da görecekler. Sizden, hanginizin ‘fitneye tutulup-çıldırdığını’. Elbette senin Rabbin, kimin Kendi yolundan şaşırıp-saptığını daha iyi bilendir; ve kimin hidayete erdiğini de daha iyi bilendir.” (Kalem Suresi, 1-7)

Allah bu ayette ayrıca Peygamberimiz (s.a.a) için kesintisi olmayan bir ecir olduğunu bildirmiştir. Bu, Hz. Muhammed (s.a.a)’in daima güzel ahlak gösterdiğini, takvadan hiçbir zaman ayrılmadığını gösteren bir bilgidir.

Peygamberimiz (s.a.a)’in de “İmanın kemali, güzel ahlakladır” sözleriyle belirttiği gibi, imanın en önemli alametlerinden biri güzel ahlaktır. Bu nedenle güzel ahlakın en güzel örneklerini öğrenmek ve uygulamak önemli bir ibadettir.

Peygamberimiz (s.a.a) Sadece Kendisine Vahyolunana Uymuştur

Peygamberimiz (s.a.a)’in Kuran’da da çok kereler zikredilen en önemli özelliklerinden biri, sadece Allah’ın indirdiğine uyması, insanların rızasını gözetmeden, insanlardan çekinmeden sadece Allah’ın bildirdiklerini yapmasıdır. Hatta, çağdaşı olan müşrikler ve diğer dinlerin mensupları Peygamberimiz (s.a.a)’den kendi çıkarlarına uygun hükümler getirmesini istemişlerdir. Bu kişiler sayıca ve kuvvetçe daha üstün konumda olmalarına rağmen, Peygamberimiz (s.a.a) Kuran’ı ve Allah’ın hükümlerini daima büyük bir titizlik ve kararlılıkla korumuştur. Bir ayette Allah, Peygamberimiz (s.a.a)’in bu insanların ısrarlarına nasıl karşılık verdiğini bizlere şöyle haber vermektedir:

“Onlara ayetlerimiz apaçık belgeler olarak okunduğunda, Bizimle karşılaşmayı ummayanlar, derler ki: ‘Bundan başka bir Kur’an getir veya onu değiştir.’ De ki: ‘Benim onu kendi nefsimin bir öngörmesi olarak değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben, yalnızca bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabbime isyan edersem, gerçekten ben, büyük günün azabından korkarım.’ De ki: ‘Eğer Allah dileseydi, onu size okumazdım ve onu size bildirmezdi. Ben ondan önce sizin içinizde bir ömür sürdüm. Siz yine de akıl erdirmeyecek misiniz?’” (Yunus Suresi, 15-16)

Peygamberimiz (s.a.a) de Allah’ın kendisine indirdiğinden başkasına uymayacağını büyük bir kararlılıkla kavmine tekrarlamıştır. Peygamberimiz (s.a.a)’in bu üstün ahlakını haber veren bir ayet şöyledir:

“De ki: ‘Size Allah’ın hazineleri yanımdadır demiyorum, gaybı da bilmiyorum ve ben size bir meleğim de demiyorum. Ben, bana vahyedilenden başkasına uymam.’ De ki: ‘Kör olanla, gören bir olur mu? Yine de düşünmeyecek misiniz?’” (Enam Suresi, 50)

Allah, Peygamberimiz (s.a.a)’in, Allah yolunda kararlı ve sebatlı olması ile hak dini, en güzel ve en doğru şekliyle insanlara bildirmiştir. İnsanların büyük bir bölümü ile kıyas yapmak Peygamberimiz (s.a.a)’in bu üstünlüğünün daha da iyi anlaşılmasına vesile olacaktır.Günümüzde de geçmişte de insanların büyük bir bölümü zaaflara, hırslara, tutku dolu isteklere sahiptirler. Büyük bir çoğunluğu ise dini kabul etmelerine rağmen bu zayıflıklarına yenilirler. Zaaf ve tutkularını terk etmek yerine dinin hükümlerinden tavizler verirler. Örneğin dostlarının, eşlerinin, akrabalarının ne diyeceğinden çekinerek dinin bazı hükümlerini yerine getirmezler. Veya dine uymayan bazı alışkanlıklarını terk edemezler. Bu nedenle, dini kendi çıkarlarına göre yorumlar, kendilerine uyan hükümlerini kabul eder, diğerlerini görmezden gelirler.

Peygamber Efendimizin Örnek Tevekkülü

Allah’ın Kuran’da Peygamberimiz (s.a.a)’le ilgili olarak anlattığı olaylarda onun tevekkülü ve Allah’a teslimiyeti açıkça görülmektedir. Örneğin Peygamberimiz (s.a.a)’in, Mekke’den çıktıktan sonra arkadaşı ile birlikte gizlendiği bir mağaradaki sözleri tevekkülünün en güzel örneklerinden biridir. Allah ayette şöyle bildirmektedir:

“Siz O’na (peygambere) yardım etmezseniz, Allah O’na yardım etmiştir. Hani kafirler ikiden biri olarak O’nu (Mekke’den) çıkarmışlardı; ikisi mağarada olduklarında arkadaşına şöyle diyordu: “Hüzne kapılma, elbette Allah bizimle beraberdir.” Böylece Allah O’na ‘huzur ve güvenlik duygusunu’ indirmişti, O’nu sizin görmediğiniz ordularla desteklemiş, inkara edenlerin de kelimesini (inkar çağrılarını) alçaltmıştı. Oysa Allah’ın kelimesi, yüce olandır. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Tevbe Suresi, 40)

Peygamberimiz (s.a.a) hangi koşullarda olursa olsun, daima Allah’a teslim olmuş, O’nun yarattığı herşeyde bir hayır ve güzellik olduğunu bilmiştir. Allah’ın Kuran’da Peygamberimiz (s.a.a)’e, kavmine söylemesini bildirdiği şu sözler de bu tevekkülün bir göstergesidir:

“Sana iyilik dokunursa, bu onları fenalaştırır, bir musibet isabet edince ise: “Biz önceden tedbirimizi almıştık” derler ve sevinç içinde dönüp giderler. De ki: “Allah’ın bizim için yazdıkları dışında, bize kesinlikle hiçbir şey isabet etmez. O bizim Mevlamızdır. Ve müminler yalnızca Allah’a tevekkül etmelidirler.” (Tevbe Suresi, 50-51)

Peygamberimiz (s.a.a)’e uyan her müminin de, musibet gibi görünen olayları onun gibi tevekküllü karşılaması, herşeyde bir hayır ve güzellik olduğuna iman etmesi gerekir. Şunu da unutmamak gerekir ki, Allah’ın en takva kullarından biri olan Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.a), çok büyük zorluklarla ve şedid olaylarla denenmiştir.

Herşeyden önce tebliğ yaptığı kavimde her türlü zorluğu çıkarmaya hazır olan insanlar bulunmaktadır: İki yüzlü davranarak Peygamberimiz (s.a.a)’e tuzak kurmaya çalışanlar, atalarının dinini değiştirmeyi kabul etmeyen müşrikler, peygamberden nefislerine uygun ayet getirmesini isteyenler, Peygamberimiz (s.a.a)’i öldürmek, sürmek veya tutuklamak isteyenler ve daha birçokları sürekli olarak Peygamberimiz (s.a.a)’e zorluk çıkarmaya çalışmışlardır.

Peygamberimiz (s.a.a) inkarcıların bu tavırlarına daima sabretmiş, büyük bir kararlılıkla Allah’ın dinini tebliğ etmiş ve Müslümanları tehlikelerden koruyarak onları Kuran ile eğitmiştir. Onun bu azminin, başarısının ve cesaretinin temelinde Allah’a olan güçlü imanı, tevekkülü ve teslimiyeti yatmaktadır. Peygamberimiz (s.a.a), mağarada olduğu gibi her durumda Allah’ın kendisi ile birlikte olduğunu bilmiş, her olayı Allah’ın yarattığına ve Rabbimiz’in herşeyi en güzel ve en hayırlı şekli ile sonuçlandıracağına iman etmiştir.

İslam dininin en temel özelliklerinden biri, insanın tüm yaşamını Allah korkusu üzerine bina etmesi ve tüm ibadetlerini de yalnızca Allah’ın rızasını, rahmetini ve cennetini kazanmak için yapmasıdır. Allah bir ayetinde müminlere “De ki: ‘Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah’ındır’” şeklinde buyurmaktadır. (Enam Suresi, 162)

Allah, Kuran’da, “Ancak tevbe edenler, ıslah edenler, Allah’a sımsıkı sarılanlar ve dinlerini katıksız olarak Allah için (halis) kılanlar başka; işte onlar mü’minlerle beraberdirler. Allah mü’minlere büyük bir ecir verecektir” (Nisa Suresi, 146) ayetiyle de müminlere, dini sadece Allah için, başka hiçbir amaç katmaksızın yaşamalarını emretmiştir. Bir kimsenin Allah’a sımsıkı sarılması, Allah’tan başka bir ilah olmadığını bilerek, hayatını yalnızca O’nu razı etmeye adaması ve her ne olursa olsun Allah’a olan sadakatinden vazgeçmemesi o kişinin ihlas sahibi olduğunu gösterir.

İhlas sahibi bir mümin, yaptığı işler ve ibadetlerle Allah’ın dışında bir başkasının sevgisini, hoşnutluğunu, takdirini, ilgi ve beğenisini elde etmeye çalışmaz. İhlas sahibi müminlere en güzel örnek Hz. Muhammed (s.a.a) ve diğer peygamberlerdir.

Peygamber Efendimiz, sadece Allah’ın hoşnutluğunu aramış, hiçbir çıkar veya dünyevi bir kazanç düşünmeden, hayatı boyunca Allah’ın rızasını, rahmetini ve cennetini kazanmak için çaba göstermiştir. Peygamberimiz (s.a.a) bu güzel ahlakını birçok kereler kavmine de tekrarlamıştır. Allah Kuran’da Peygamber Efendimizin bu sözlerini şöyle aktarmaktadır:

“(Ey Peygamber) De ki: ‘Ben, buna karşı sizden bir ücret istemiyorum ve (kendiliğinden) bir yükümlülük getirenlerden de değilim.’” (Sad Suresi, 86)

“De ki: ‘Ben sizden bir ücret istemişsem, artık o sizin olsun. Benim ecrim (ücretim), yalnızca Allah’a aittir. O, herşeye şahid olandır.’” (Sebe Suresi, 47)

Peygamber Efendimizin Güzel Sabrı

Hz. Muhammed (s.a.a), peygamberliği boyunca, türlü zorluklarla karşılaşmıştır. Kavminden inkar edenler ve müşrikler ona karşı son derece incitici sözler söylemişler, hatta büyücü veya delidir demişler, bazıları da Peygamberimiz (s.a.a)’i öldürmek dahi istemiş ve bunun için planlar kurmuştur. Buna rağmen, Peygamberimiz (s.a.a) her kültürden ve karakterden insanı eğitmeye, onlara Kuran’ı, dolayısıyla güzel ahlakı, güzel tavrı öğretmeye çalışmıştır.

Allah’ın Kuran ayetlerinde bildirdiği gibi, bazı kişiler en temel görgü kurallarından dahi habersiz olduğu için Peygamberimiz (s.a.a) gibi ince düşünceli, üstün ahlaklı bir insana sıkıntı verebileceklerini düşünmemişlerdir. Peygamberimiz (s.a.a) ise tüm bunlara karşı büyük bir sabır göstermiş, her durumda Allah’a yönelerek Allah’ın yardımını istemiş ve müminlere de sabrı ve tevekkülü tavsiye etmiştir.
Allah, Kuran’da Peygamber Efendimize birçok ayeti ile, inkar edenlerin söylediklerine karşı sabırlı olmasını şöyle tavsiye etmektedir:

“Öyleyse sen, onların dediklerine karşılık sabret ve Rabbini güneşin doğuşundan önce ve batışından önce hamd ile tesbih et.” (Kaf Suresi, 39)

“Onların sözleri seni üzmesin. Şüphesiz ‘izzet ve gücün’ tümü Allah’ındır. O, işitendir, bilendir.” (Yunus Suresi, 65)

“Andolsun, onların söylemekte olduklarına karşı senin göğsünün daraldığını biliyoruz.” (Hicr Suresi, 97)

“Şimdi onların: ‘Ona bir hazine indirilmeli veya onunla birlikte bir melek gelmeli değil miydi?’ demeleri dolayısıyla göğsün daralıp sana vahyolunanlardan bir kısmını terk mi edeceksin? Sen yalnızca bir uyarıcısın. Allah herşeye vekildir.” (Hud Suresi, 12)

Peygamberimiz (s.a.a)’in nelere sabır göstererek üstün bir ahlak sergilediğini düşünen müminlerin karşılaştıkları olaylarda kendilerine onu örnek almaları gerekir. Nefislerine ters düşen en küçük bir olayda ümitsizliğe kapılanlar, en küçük bir itirazda tahammülsüzlük gösterenler, Allah’ın dinini anlatmaktan vazgeçenler ya da yaptıkları ticarette başarısız olunca mutsuz olanlar, bu tavırlarının Allah’ın Kitabı’na ve Peygamberimiz (s.a.a)’in sünnetine uygun olmadığını bilmelidirler. İman edenler, her olayda sabır gösterip, Allah’ı vekil tutup O’na hamd ederek, Peygamberimiz (s.a.a) gibi üstün bir ahlak göstermeli ve Rabbimiz’in rızasını, rahmetini ve cennetini ummalıdırlar.

Peygamber Efendimizin Hoşgörüsü

Peygamberimiz (s.a.a)’in yanında her karakterden, her düşünceden insan vardı. Ancak Peygamberimiz (s.a.a) hayatı boyunca her biri ile tek tek ilgilenmiş, her birinin eksiklerini ve hatalarını düzeltmek için onları uyarmış, temizliklerinden imanlarına kadar onları her türlü konuda eğitmeye çalışmıştır. Onun bu şefkatli, hoşgörülü, anlayışlı ve sabırlı tavrı, birçok insanın kalbinin dine ısınmasına ve Peygamberimiz (s.a.a)’e büyük bir içtenlik ve sevgi ile bağlanmalarına vesile olmuştur. Allah, Peygamber Efendimizin çevresindekilere gösterdiği bu güzel tavrını Kuran’da şöyle bildirmektedir:

“Allah’tan bir rahmet dolayısıyla, onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın onlar çevrenden dağılır giderlerdi. Öyleyse onları bağışla, onlar için bağışlanma dile…” (Al-i İmran Suresi, 159)

Allah bir başka ayetinde ise Peygamberimiz (s.a.a)’e çevresindekilere karşı nasıl davranması gerektiğini şöyle bildirmiştir:
“Biz onların neler söylediklerini daha iyi biliriz. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin; şu halde, Benim kesin tehdidimden korkanlara Kur’an ile öğüt ver.” (Kaf Suresi, 45)

Peygamberimiz (s.a.a), çevresindekilere dini zor kullanarak veya şart koşarak kabul ettirmeye çalışmamış her türlü durumda güzellikle anlatmıştır.

Peygamberimiz (s.a.a) güçlü vicdanı ile ümmetini her yönüyle sahiplenmiş, onlara her konuda bir velinimet olmuştur. Bu özelliklerinden dolayı Peygamberimiz (s.a.a) Kuran’ın birçok ayetinde “sahibiniz” (arkadaş, sıkı dost, sahip) olarak zikredilir. (Sebe Suresi, 46/Necm Suresi, 2/ Tekvir Suresi, 22)

Hz. Muhammed (s.a.a)’in Örnek Adaleti

Allah Kuran’da müminlere “Allah için şahidler olarak adaleti ayakta tutun. (Onlar) ister zengin olsun, ister fakir olsun; çünkü Allah onlara daha yakındır. Öyleyse adaletten dönüp heva (tutkuları)nıza uymayın” (Nisa Suresi, 135) şeklinde buyurmaktadır. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.a), hem Müslümanlar arasında verdiği hükümler, hem diğer din, dil, ırk ve kavimlerden olan kişilere karşı adil ve hoşgörülü tutumu, hem de Allah’ın ayetinde bildirdiği gibi zengin, fakir ayırmaksızın herkese eşit davranmasıyla tüm insanlar için çok büyük bir örnektir.

Allah bir ayetinde Resulüne şöyle buyurmaktadır:

“Onlar, yalana kulak tutanlardır, haram yiyicilerdir. Sana gelirlerse aralarında hükmet veya onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirecek olursan, sana hiçbir şeyle kesin olarak zarar veremezler. Aralarında hükmedersen adaletle hükmet. Şüphesiz, Allah, adaletle hüküm yürütenleri sever.” (Maide Suresi, 42)

Peygamberimiz (s.a.a) böylesine zorlu bir kavmin içinde dahi, Allah’ın emrine uymuş ve hiçbir zaman adaletten taviz vermemiştir. Daima “Rabbim adaletle davranmayı emretti…” (Araf Suresi, 29) diyerek her devirde tüm insanlara örnek olmuştur.

Hz. Muhammed (s.a.a)’in peygamberliği süresince adil tutumuna örnek teşkil eden birçok olay yaşanmıştır. Peygamberimiz (s.a.a)’in yaşadığı coğrafyada çok çeşitli din, dil, ırk ve kabileden insan birarada yaşıyordu. Bu toplulukların birarada huzur ve güven içinde yaşamaları, aralarına nifak sokmaya çalışanların etkisiz bırakılmaları çok zordu. En küçük bir sözden veya tavırdan hemen bir grup diğerine karşı öfkelenip saldırabiliyordu. Ancak Peygamberimiz (s.a.a)’in adaleti, Müslümanlar için olduğu kadar bu topluluklar için de bir huzur ve güvence kaynağı olmuştur. Asr-ı Saadet döneminde Arabistan Yarımadasında Hıristiyan, Musevi, putperest, ayırt etmeksizin herkese adil davranılmıştır. Peygamberimiz (s.a.a) Allah’ın “Dinde zorlama (ve baskı) yoktur…” (Bakara Suresi, 256) ayetine uyarak, herkese hak dini anlatmış ancak seçimlerini yapmak konusunda serbest bırakmıştır.

Allah, Peygamberimiz (s.a.a)’e bir başka ayetinde de, farklı dinlerden insanlara karşı nasıl bir adalet ve uzlaşma içinde olması gerektiğini şöyle bildirmiştir:

“Şu halde, sen bundan dolayı davet et ve emrolunduğun gibi doğru bir istikamet tuttur. Onların heva (istek ve tutku)larına uyma. Ve de ki: ‘Allah’ın indirdiği her kitaba inandım. Aranızda adaletli davranmakla emrolundum. Allah, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bizim, sizin amelleriniz sizindir. Bizimle aranızda ‘deliller getirerek tartışma (ya, huccete gerek)’ yoktur. Allah bizi biraraya getirip-toplayacaktır. Dönüş O’nadır.’” (Şura Suresi, 15)
Peygamberimiz (s.a.a)’in Kuran ahlakına uyarak gösterdiği bu güzel tavrı, bugün farklı dinlerden insanların birbirlerine karşı tutumları konusunda örnek olmalıdır.

Peygamberimiz (s.a.a) Müslümanların Üzerlerindeki Zorlukları Kaldırmıştır

Peygamberimiz (s.a.a) müminlerin üzerlerinden ağır yüklerini almış, onların akıl erdiremeyecekleri veya zorlukla yapacakları işlerde onlara yol göstermiştir. Bunun yanında, insanların bir kısmı kendi kendilerine zulmetmeye, kendilerine zorluk çıkarmaya, kendi akıllarından kurallar çıkarıp, bu kurallara uyduklarında kurtuluş bulacaklarına inanmaya çok yatkındır. Tarih boyunca dinlerin tahrif edilmesinin altında yatan nedenlerden biri de insanların bu özelliğidir. Birçok topluluk, dinde olmayan kurallar uydurmuş, bunlara uyulduğunda da takva olacaklarına kendilerini ve insanları inandırmışlardır. Peygamberimiz (s.a.a)’in en önemli vasıflarından biri ise, insanlar üzerindeki bu kendi elleriyle oluşturdukları zorlukları kaldırmaktır. Allah bir ayetinde Peygamberimiz (s.a.a)’in bu özelliğini şöyle bildirir:

“Onlar ki, yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de (geleceği) yazılı bulacakları ümmi haber getirici (Nebi) olan elçiye (Resul) uyarlar; o, onlara marufu (iyiliği) emrediyor, münkeri (kötülüğü) yasaklıyor, temiz şeyleri helal, murdar şeyleri haram kılıyor ve onların ağır yüklerini, üzerlerindeki zincirleri indiriyor. Ona inananlar, destek olup savunanlar, yardım edenler ve onunla birlikte indirilen nuru izleyenler; işte kurtuluşa erenler bunlardır.” (Araf Suresi, 157)

Allah’ın ayette bildirdiği “ağır yük” ve “zincirler” insanların üzerlerindeki zorluklardır. Peygamberimiz (s.a.a) ise hem hayatı ile onlara örnek olup, hem de Allah’ın ayette bildirdiği gibi onları iyiliğe davet edip, kötülüklerden sakındırarak, insanların üzerlerinden zorlukları kaldırmıştır.

Peygamber Efendimiz müminlere çok düşkün ve şefkatliydi

Peygamber Efendimiz çok içli, şefkatli, anlayışlı, sevgi dolu bir insandı. Dostlarının, yakınlarının, kendisine tabi olan tüm müminlerin maddi ve manevi her türlü sorunu ile ilgilenir, sağlıkları, güvenlikleri, neşeleri için tüm tedbirleri alır, onlara koruyucu kanatlarını gerer, imanlarını ve takvalarını sürekli takviye ederek ahiret hayatlarını düşünürdü. Allah Peygamberimiz (s.a.a)’in bu tüm insanlığa örnek olan güzel özelliklerini ayetlerinde şöyle bildirmektedir:

“Andolsun size, içinizden sıkıntıya düşmeniz O’nun gücüne giden, size pek düşkün, müminlere şefkatli ve esirgeyici olan bir elçi gelmiştir.” (Tevbe Suresi, 128)

“Ve müminlerden, sana tabi olanlara (koruyucu) kanatlarını ger.” (Şuara Suresi, 215)

Peygamberimiz (s.a.a)’in eğittiği müminler de onun güzel özelliklerini kendilerine örnek aldıkları için, Kuran’da da zikredilerek tüm insanlığa duyurulan fedakarlıklarda, şefkatli ve merhametli tavırlarda bulunmuşlardır. Allah bir ayette müminlerin birbirleri için yaptıkları fedakarlıkları şöyle anlatır:

“Kendilerinden önce o yurdu (Medine’yi) hazırlayıp imanı (gönüllerine) yerleştirenler ise, hicret edenleri severler ve onlara verilen şeylerden dolayı içlerinde bir ihtiyaç (arzusu) duymazlar. Kendilerinde bir açıklık (ihtiyaç) olsa bile (kardeşlerini) öz nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin ‘cimri ve bencil tutkularından’ korunmuşsa, işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır. “ (Haşr Suresi, 9)

Hz. Muhammed (s.a.a)’in Ümmetini Düşünmesi

Allah, Peygamberimiz (s.a.a)’in müminlere olan sevgisinin ve düşkünlüğünün bir sonucu olarak, onların hataları için Kendisi’nden bağışlanma dilediğini Kuran’da şöyle bildirir:

“Ey Peygamber, mümin kadınlar, Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleri ve ayakları arasında bir iftira düzüp-uydurmamak (gayri meşru olan bir çocuğu kocalarına dayandırmamak), ma’ruf (iyi, güzel ve yararlı bir iş) konusunda isyan etmemek üzere, sana biat etmek amacıyla geldikleri zaman, onların biatlarını kabul et ve onlar için Allah’tan mağfiret iste. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.” (Mümtehine Suresi, 12)

“Şu halde bil; gerçekten, Allah’tan başka ilah yoktur. Hem kendi günahın, hem mü’min erkekler ve mü’min kadınlar için mağfiret dile. Allah, sizin dönüp-dolaşacağınız yeri bilir, konaklama yerinizi de.” (Muhammed Suresi, 19)

Allah Tevbe Suresi’nde ise, Peygamberimiz (s.a.a)’e müminler için dua etmesini şöyle bildirmektedir:
“… Onlara dua et. Doğrusu, senin duan, onlar için ‘bir sükûnet ve huzurdur.’ Allah işitendir, bilendir. “ (Tevbe Suresi, 103)
Allah’ın ayette bildirdiği gibi Peygamberimiz (s.a.a)’in duası müminler için bir sukunete ve huzura vesile olmaktadır. Şunu hiç unutmamak gerekir ki, kalbe huzur ve sukunet veren sadece Allah’tır. Allah, müminlerin velisi, koruyucusu olarak vekil kıldığı peygamberinin duasını müminlerin rahatlığı, huzuru için vesile etmektedir. Rabbimiz’in şefkati, merhameti, müminleri esirgeyen ve koruyan olması Peygamberimiz (s.a.a)’in ahlakında en fazlasıyla tecelli etmektedir.

Hz. Muhammed (s.a.a) Müminlerle İstişare Ederdi

Peygamberimiz (s.a.a) Allah’ın emrine uyarak, müminlerle istişare eder, onların fikirlerini alırdı. Bu konu ile ilgili ayet şöyledir:
“… Öyleyse onları bağışla, onlar için bağışlanma dile ve iş konusunda onlarla müşavere et. Eğer azmedersen artık Allah’a tevekkül et. Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever. “ (Al-i İmran Suresi, 159)

Peygamberimiz (s.a.a), müminlerin de fikirlerini aldıktan sonra, kararını verir ve sonucu için Allah’a tevekkül ederdi. Unutulmaması gereken çok önemli bir gerçek, alınan kararların hepsinin Allah katında önceden belli olduğudur. Allah kaderde her kararı, her kararın sonucunu belirlemiştir. Bir konu hakkındaki istişare ve sonra konuyu bir hükme veya sonuca bağlamak ise müminler için bir ibadettir. Peygamberimiz (s.a.a) bu gerçeği bilerek, müminlere danışmış, kararını vermiş ancak kararın sonucu için Allah’a güvenerek, Allah’ın en hayırlı sonucu yaratacağını bilmiştir.

İstişare etmek müminler için de güzel ve hayırlı sonuçlar getirebilecek bir tavırdır. Herşeyden önce, istişare eden kişi tevazulu davranarak güzel ahlak göstermektedir. Örneğin Peygamberimiz (s.a.a) ümmetinin içinde en fazla akla sahip, en basiretli ve en ferasetli olan kişidir. Buna rağmen çevresindekilere danışması, onların fikirlerini öğrenmesi, onların bir konuya getirecekleri çözümlerin neler olacağını sorması, onun ne kadar alçakgönüllü bir insan olduğunun göstergesidir.

Hz. Muhammed (s.a.a) İnce Düşüncesi ve Nezaketi

Peygamberimiz (s.a.a)’in döneminde çevresinde bulunan insanların bazılarının görgü ve kültür seviyeleri düşüktü. Bu kişilerin ince düşünceli olmadıkları, rahatsızlık verebilecek tavırları hesaplayamadıkları bazı ayetlerden anlaşılmaktadır. Örneğin evlere ön kapılarından değil de arka kapılarından girdikleri, Peygamberimiz (s.a.a)’in evine yemek saatinde geldikleri ya da uzun uzun konuşup Peygamber Efendimiz’in vaktini aldıkları ayetlerde bildirilmektedir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.a) ise, son derece ince düşünceli, nezaketli, sabırlı, bu kişilere hoşgörü ile yaklaşan, içli ve çok medeni bir insandır. Çevresindeki kişilerin rahatsızlık verici tavırlarını her zaman güzellikle uyarmış, onların gönüllerini almış ve büyük bir sabır ve emekle onları eğitmiştir. Ve bu ahlakıyla da tüm müminlere çok güzel bir örnek olmuştur.
Sonsuz merhamet ve şefkat sahibi olan Rabbimiz, Peygamberimiz (s.a.a)’e bu konuda da yardımcı olmuş, onu ayetleri ile desteklemiştir. Bu konudaki ayetlerden biri şöyledir:

“Ey iman edenler (rastgele) Peygamberin evlerine girmeyin, (Bir başka iş için girmişseniz ille de) yemek vaktini beklemeyin. (Ama yemeğe) çağrıldığınız zaman girin, yemeği yiyince dağılın ve (uzun) söze dalmayın. Gerçekten bu, peygambere eziyet vermekte ve o da sizden utanmaktadır; oysa Allah, hak (kı açıklamak)tan utanmaz.” (Ahzap Suresi, 53)
Sahabelerin birçok rivayetinde de Peygamber Efendimizin nezaketli, ince düşünceli tavırlarına örnek verilmektedir. Peygamber Efendimiz, hem bir peygamber olması, hem de bir devlet başkanı olması itibariyle, her kesimden insanla sürekli irtibat halinde olmuş; devlet ve kabile reislerinden zengin kimselere, fakir, zayıf, kimsesiz yetimlerden kadın ve çocuklara kadar herkesle görüşmüştür. Tüm bu sosyal yapıları, yaşayış tarzları, huyları, alışkanlıkları birbirinden tamamen farklı olan insanlarla, her alanda iyi bir diyalog kurmuş, hepsinin gönlünü hoş tutmuş, her birine karşı nezaketli, anlayışlı, sabırlı ve güzel bir tavır göstermiştir.

Peygamber Efendimizin çevresinde bulunan yakın sahabelerinin aktardıkları olaylardan da anlaşıldığı gibi Peygamber Efendimiz, “son derece nazik, nezih, zarif, latif ve ince düşünceli” idi. Edep, terbiye ve görgü kurallarını hayatında en güzel ve en ideal şekliyle uyguluyordu.
Hz. Ayşe (ra), “Resulullahtan daha güzel ahlâka sahip hiç kimse yoktur. Ashabından ve ailesinden birisi kendisine seslenince, ‘Buyurun’ diye karşılık verirdi. Bu sebeple Allah, ona, ‘Sen yüksek bir ahlâk üzeresin’ buyurmuştur” (AHLAKTA MÜKEMMEL ÖRNEK) diyerek Peygamber Efendimizde gördüğü güzel ahlakı anlatmıştır.

Peygamberimiz (saa)’in Temizliğe Verdiği Önem

Kalp ve ahlak temizliği kadar beden, giysi, mekan ve yediği yiyeceklerin temizliği de Müslümanların en belirgin özelliklerindendir. Bir Müslümanın saçları, eli, yüzü, bedeninin her yeri daima tertemiz olur. Kıyafetleri de her zaman temiz, bakımlı ve düzgündür. Çalıştığı veya yaşadığı mekanlar da her zaman derli toplu, temiz, hoş kokulu, havadar ve ferahlık verici olur. Müminlerin bu özelliklerine en güzel örnek yine Peygamberimiz (s.a.a)’dir. Allah, bir surede Peygamberimiz (s.a.a)’e şöyle buyurmuştur:

“Ey bürünüp örtünen, Kalk (ve) bundan böyle uyar. Rabbini tekbir et (yücelt) Elbiseni temizle. Pislikten kaçınıp-uzaklaş.” (Müddessir Suresi, 1-5)

Allah Kuran’da müminlere temiz olan şeylerden yemelerini bildirmiş, Peygamberimiz (s.a.a)’e de, temiz olan şeylerin helal olduğunu müminlere bildirmesini söylemiştir:

“Ey elçiler, güzel ve temiz olan şeylerden yiyin…” (Müminun Suresi, 51)

“Sana, kendilerine neyin helal kılındığını sorarlar. De ki: “Bütün temiz şeyler size helal kılındı.” Allah’ın size öğrettiği gibi öğretip yetiştirdiğiniz avcı hayvanlarının yakalayıverdiklerinden de -üzerine Allah’ın adını anarak- yiyin. Allah’tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir.” (Maide Suresi, 4)

Peygamberimiz (s.a.a) bir hadis-i şeriflerinde de müminlere temiz olmayı şöyle öğütlemiştir:
“Müslümanlık temizdir, kirsizdir. Siz de temiz olun, temizlenin, Zira cennete temizler girer. » (G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 96/2)

Sonuç

Peygamberimizin üstün ahlakı hakkında elbette söylenebilecek çok daha fazla şey var. Amacımız Peygamberimizin bazı üstün özelliklerini hatırlatarak insanların Peygamberimiz hakkında daha derin düşünmelerini ve kendilerine örnek almalarını sağlamaktı.
Allah bir ayetinde inananların O’nun nurunu izlemelerinden şöyle bahsediyor:

Ki Allah’a ve Resûlü’ne iman etmeniz, O’nu savunup-desteklemeniz, O’nu en içten bir saygıyla-yüceltmeniz ve sabah akşam O’nu (Allah’ı) tesbih etmeniz için. (Fetih Suresi, 9)

“…Ona inananlar, destek olup savunanlar, yardım edenler ve onunla birlikte indirilen nuru izleyenler; işte kurtuluşa erenler bunlardır.” (Araf Suresi, 157)

Bu dönemde Peygamberimiz (s.a.a)’i desteklemek ise ancak Kuran’a tam tabi olmakla ve Peygamberimizin (s.a.a) sünnetine uymakla, Kuran ahlakını onun gösterdiği çabanın bir benzeri ile tüm dünyaya yaymaya çalışmakla, ahlakça ve tavırca gücünün yettiğinin en fazlasıyla ona benzemek için gayret etmekle olacaktır. Böyle bir tavır gösterildiği takdirde Allah Peygamberimize (s.a.a) nasıl yardım ettiyse, ona destek olanlara da yardım edecek ve yollarını açarak, onlara umulmadık başarılar verecektir. Ancak en önemlisi Peygamberimize (s.a.a) benzeyerek, Rabbimiz’in rızasını, rahmetini ve cennetini kazanabilmektir.

Hz. Muhammed (s.a.a)’ın Örnek Ahlakı

Sevgili Peygamber Efendimiz üstün kişiliği, güvenilirliği , insana değer vermesi , hakkı gözetmesi , sabırlı ve hoşgörülü oluşu ile en güzel örnektir.

Hz. Muhammed’in en önemli özelliği , başkalarına önerdiği öğütleri ve ahlak kurallarını önce kendi yaşamında uygulamasıdır. O , kendini başkalarından üstün görmemiş , Kur’an’ın öğütlerini ve yasaklarını yaşamının her anında uygulamıştır.

Peygamberimiz bütün kemâl ve güzellikleri kendisinde toplamış, örnek bir şahsiyettir. O’nun mükemmel ahlâkını ciltler dolusu kitaplarla bile anlatmak mümkün değildir.

Peygamberimizin ahlâkı Kur’an ahlâkı idi. Kur’an-ı Kerim’de Yüce Allah’ımız O’nun ahlâkını överek, şöyle buyurmuştur: “Yâ Muhammed! Şüphesiz sen yüce bir ahlâk üzeresin.” (1)

Peygamberimizin ahlâk ve yaşayışı Hz. Aişe annemize sorulduğu zaman “Siz Kur’an okumuyor musunuz? O’nun ahlâkı Kur’an’dan ibâret idi.” (2) diye cevap vermiştir.

Peygamberimiz (s.a.s.) Cenâb-ı Hakk’a şöyle niyaz ediyordu: “Allah’ım! Beni ahlâkın en güzeline yönelt, kötü ahlâktan uzaklaştır.” (3)

Peygamberimiz, aile fertleri ile iyi geçinir, ev işlerinde yol gösterir ve onlara yardım ederdi. Bu konuda şöyle buyururdu: “En hayırlınız, ahlâkı güzel olanınız ve aile fertlerine en çok faydalı olanınızdır.” (4)

Peygamberimiz fakirlerin evlerine gider, onların hatırlarını sorar, onlarla beraber otururdu.

Arkadaşlarının arasında bulunduğu zamanlarda, dışarıdan gelen kimseler, oturduğu yer itibariyle O’nu ayırdedemezlerdi. Bir gün peygamberimizin ziyaretine gelen bir bedevî, Peygamberimizin huzurunda olmanın verdiği heyecanla, korkup titremeye başlamıştı. Bunun üzerine peygamberimiz, o kimseyi şöyle teskin etti: “Arkadaş kendine gel! Ben hükümdar değilim.

Ben, Kureyş’den kadid lokmasıyla geçinen bir kadının oğluyum.” Peygamberimiz kendi işlerini kendisi görürdü. Arkadaşlarıyla beraber bir iş yapılacağı zaman, kendisi de onlarla birlikte çalışırdı. Bir yolculuk esnasında istirahat edilmiş, yemek hazırlamak için görev bölümü yapılmıştı. Peygamber Efendimiz “Öyle ise ben de yakacak temin edeyim.” buyurmuştur. Arkadaşlarının, istirahat etmesi yönündeki ısrarlarına rağmen, onlara yardım etmiştir.

Peygamberimizin özü sözüne uygundu. Hiç kimse ile alay etmez ve kimsenin dedikodusunuyapmazdı. Kimseye küsmez, küskünleri barıştırır, suçluları affederdi.

Büyüklere hürmet, küçüklere şefkat gösterir; yetimlere, dul kadınlara ve ihtiyacı olanlara çok acır, onlara elinden gelen yardımı yapardı. Kadınların haklarına çok dikkat eder, komşu hukukuna riâyet eder, hayvanların hakları hususunda da büyük titizlik gösterirdi.

Tatlı dilli ve güleryüzlüydü. Hiç kimseye kötü söz söylemez, kötü davranışta bulunmaz, herkesi dinler, kimsenin sözünü kesmezdi. İnsanların gizli hallerini ve kusurlarını araştırmaz, daima haklıyı tutar, kimsenin kabahatini yüzüne vurmazdı.

Karşılaştığı kimselere selâm verir, ellerini sıkar, hal ve hatırlarını sorardı. Hayâ, edeb, sabır, cesaret ve şecaat örneği idi. O, hayatı boyunca daima iyinin, doğrunun ve güzelin yanında olmuş; kötüden, şerden ve çirkin şeylerden son derece kaçınmıştır.

Hz. Muhammden (s.a.a)’ın Ahlaki Özellikleri

1.Peygamberimizin kalbi insan sevgisiyle doludur.

2.Peygamberimiz çocukları çok sever onları kucağına alır okşardı.

3.Peygamberimiz son derece alçak gönüllü idi. Zengin fakir ayırımı yapmazdı

4.Hastaları ziyaret eder, iyileşmeleri içir dua ederdi.

5.Bir meclise gittiği zaman boş bulduğu yere otururdu.

6.Peygamberimiz ayaklarını başkalarına karşı uzatmazdı.

7.Peygamberimiz elbisesini kendi eliyle yamar ve ayakkabısını kendi onarırdı.

8.Peygamberimiz başkalarına yük olmazdı.

9.Peygamberimiz kadınlara son derece nazik davranır ev işlerinde onlara yardım ederdi.

“Sizin en hayırlınız kadınlara karşı iyi davranandır.” Hadis.

10.Peygamberimiz misafiri çok sever, onlara bizzat kendi hizmet ederdi.

11.Peygamberimiz Müslüman olan ve olmayana aynı şekilde davranırdı.

12.Peygamberimiz hiç kimseye kötü söz söylememiş, kırıcı bir davranışta bulunmamış ve ömründe kimseyi azarlamamıştır.

13.Peygamberimiz güler yüzlü tatlı sözlü idi.

14.Peygamberimiz başkaları konuşurken onları dinler, sözlerini kesmezdi.

15.Peygamberimiz gördüğü kusurları kimsenin yüzüne vurmazdı.

16.Peygamberimizin yaşayışı sade ve temizdi. Bedenini daima temiz tutar, elbiselerinin temiz olmasına çok dikkat ederdi.

17.Peygamberimiz dişlerini temizlemek için misvak kullanırdı.

18.Peygamberimiz doğru sözlü idi. Verdiği sözden dönmezdi ve yalancıları hiç sevmezdi.

19.Peygamberimiz insanların en cömerti idi. Kendisinden bir şey isteyen kişiyi asla boş çevirmezdi.

“ben ancak bir dağıtıcıyım, veren Allah’tır” derdi.

20.Peygamberimiz kimseden intikam almaz bağışlamayı severdi.

21.Peygamberimiz kendisine kötülük edenlere, iyilik ederdi. Kendisine yapılan iyilikleri hiç unutmaz, iyilik yapanları her zaman iyilikleri ile anardı.

22.Peygamberimiz yaşlılara saygılı davranır, küçüklere sevgi ve şefkat gösterirdi. Süt kardeşlerini gördüğü zaman ayağa kalkar, hırkasını yere yayarak onları oturturdu.

23.Peygamberimiz tembelliği ve boş oturmayı sevmezdi.

24.Peygamberimiz, maddi imkanlara sahip olduğu durumlarda sade bir hayat yaşamış, elinde ne varsa yoksullara vermiştir.

Kaynaklar:

1 Kalem Sûresi – ayet: 4.

2 Müslim, 1/514 (Hadis No: 746; Yücel, İrfan, Peygamberimizin Hayatı, Sh. 264, Diyanet Yayını).

3 Müslim, Sahih, 1/535 (Hadis No: 771). Yücel, İrfan, a.g.e. Sh. 264.

4 El- Buharî, 4/166; Müslim, 4/1810 (Hadis No: 2321) Tecrid Terc. 9/318 (Hadis No: 1456)

Diyanet Yayını.

Ahlak İle İlgili Hadisler

(Sizin imanca en güzeliniz, ahlakça en güzel olanınızdır) [Hakim]

(Ya Rabbi senden, sıhhat, afiyet ve güzel ahlak dilerim) [Harâiti]
(Ben ancak güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim) [Beyheki]

(Güzel ahlak, büyük günahları, suyun kirleri temizlemesi gibi temizler Kötü ahlak ise, salih amelleri, sirkenin balı bozduğu gibi bozar) [İ Hibban]

(Allahü teâlâ indinde kötü ahlaktan büyük günah yoktur Çünkü, kötü ahlaklı bir günahtan tevbe edip kurtulursa, bir başka günaha düşerHiçbir vakit günahtan kurtulamaz) [İsfehani]

(Bir kimse tevbe ederse, tevbesini Allahü teâlâ kabul eder Kötü ahlaklı kimsenin tevbesi makbul olmaz Zira bir günahtan tevbe ederse kötü ahlakı sebebiyle, daha büyük günah işler)
[Taberani]

(Güzel ahlak, senden kesilen akrabanı ziyaret etmek, sana vermeyene vermek, sana zulmedeni affetmektir) [Beyheki]

(Din, güzel ahlaktır) [Deylemi]
(Müminlerin iman yönünden en faziletlisi ahlakça en iyi olanıdır) [Tirmizi]
(Şüphesiz güzel ahlak, güneşin buzu erittiği gibi günahları eritir) [Harâiti]

(Bir müslüman güzel ahlakı sayesinde, gündüzleri oruç tutan, geceleri ibadet eden kimselerin derecesine kavuşur) [İ Ahmed]

(Bir insan az ibadet etse de, güzel ahlakı sayesinde en yüksek dereceye kavuşur) [Taberani]

(Yumuşak davran! Sertlikten sakın! Yumuşaklık insanı süsler, çirkinliği giderir) [Müslim]

(Yumuşak davranmayan, hayır yapmamış olur) [Müslim]
(En çok sevdiğim kimse, huyu en güzel olandır) [Buhari]
(Yumuşak olan kimseye, dünya ve ahiret iyilikleri verilmiştir) [Tirmizi]

(Cehenneme girmesi haram olan ve Cehennemin de onu yakması haram olan kimseyi bildiriyorum Dikkat ediniz! Bu kimse insanlara kolaylık, yumuşaklık gösterendir) [İ Ahmed]

(Yumuşak olanlar ve kolaylık gösterenler, hayvanın yularını tutan kimse gibidir Durdurmak isterse hayvan ona uyar Taşın üzerine sürmek isterse hayvan oraya koşar) [Ebu Davud]

(Müminlerin iman yönünden en faziletlisi, ahlakça en iyi olanıdır) [Tirmizi]

(Cennete götüren sebeplerin başlıcası, Allahü teâlâdan korkmak ve iyi huylu olmaktır Cehenneme götüren sebeplerin başlıcası da, dünya nimetlerinden ayrılınca üzülmek, bu nimetlere kavuşunca sevinmek, azgınlık yapmaktır) [Tirmizi]

(İmanı en kuvvetli kişi, ahlakı en güzel ve hanımına en yumuşak olandır) [Tirmizi]

(İnsan, güzel huyu ile, Cennetin en üstün derecelerine kavuşur [Nafile] İbadetlerle bu derecelere kavuşamaz Kötü huy, insanı Cehennemin en aşağısına sürükler) [Taberani]

(İbadetlerin en kolayı, az konuşmak ve iyi huylu olmaktır) [İbni Ebiddünya]

(Şu üç şey bulunan kimsenin imanı kâmildir: Herkesle iyi geçinen güzel ahlak, kendini haramlardan alıkoyan vera, cehlini örten hilm) [Nesai]

(Dünyada veya ahirette özür dilemek zorunda kalacağın söz ve hareketten uzak durmaya çalış!) [Hakim]

(Söz veriyorum ki, münakaşa etmeyen, haklı olsa da, dili ile kimseyi incitmeyen, şaka ile veya yanındakileri güldürmek için, yalan söylemeyen, iyi huylu olan müslüman Cennete girecektir) [Tirmizi]

(Şu altı şeyi yapanın Cennete girmesine kefilim: Konuşunca doğru söyleyen, verdiği sözü yerine getiren, emanete riayet eden, namusunu koruyan, gözlerini haramdan sakınan, ellerini kötülükten çeken) [İAhmed]

(Allahü teâlâ buyuruyor ki: “Size gönderdiğim İslam dininden razıyım, [bu dini kabul edip, bu dinin emir ve yasaklarına riayet edenlerden razı olur, onları severim] Bu dinin tamam olması, ancak cömertlikle ve iyi huylu olmakla olur Dininizin tamam olduğunu her gün, bu ikisi ile belli ediniz!) [Taberani]

(Sıcak su buzu erittiği gibi, iyi huylu olmak, günahları eritir, yok eder Sirke balı bozup yenilmez hâle soktuğu gibi, kötü huylu olmak, ibadetleri bozup yok eder) [Taberani]

(Hak teâlâ yumuşak huyluya yardım eder, sert ve öfkeliye yardım etmez) [Taberani]

(Yumuşak olan, kızmayan müslümanın Cehenneme girmesi haramdır) [Tirmizi]

(Yavaş, yumuşak davranmak, Allahü teâlânın kuluna verdiği büyük bir ihsandır Aceleci olmak, şeytanın yoludur Allahü teâlânın sevdiği şey, yumuşak ve ağırbaşlı olmaktır) [EYa’la]

(Kişi, yumuşaklığı, tatlı dili ile, gündüzleri oruç tutanın ve geceleri namaz kılanın derecesine kavuşur) [İ Hibban]

(Kızınca, öfkesini yenerek yumuşak davrananı Allahü teâlâ sever) [İsfehani]
(Güler yüzle selam veren, sadaka verenin sevabına kavuşur) [İEdünya]

Ahlak İle İlgili Ayetler

Bir kimse Resulullah efendimizden nasihat istedi, (Kızma, sinirlenme) buyurdu Birkaç kere sordu, hepsine de (Kızma, sinirlenme) buyurdu (Buhari)
Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Müminler, öyle kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman kalbleri titrer, Allah’ın âyetleri okununca, imanları kuvvetlenir ve yalnız Rablerine dayanıp güvenirler, namazı doğru kılar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden [Allah’ın razı olduğu yerlere] harcarlar) [Enfal 2-3]

(Müminler, muhakkak kurtuluşa ermiştirNamazlarını huşu içinde kılar, boş ve lüzumsuz şeylerden yüz çevirir, zekatlarını verir, iffetlerini korur, emanet ve ahidlerine riayet ederler) [Müminun 1-8]

(Onlar, Allah’ın ahdini yerine getirir, verdikleri sözü bozmaz, Rablerinin rızasını isteyip sabreder ve kötülüğü iyilikle savarlar) [Rad 20-22]

(Büyük günahlardan ve hayasızlıktan sakınır, öfkelendikleri zaman da kusurları bağışlar ve işlerini aralarında istişare ederler) [Şura 37,38]

(İnanıp hayırlı iş işleyen [mümin]lerin kötülüklerini, and olsun, örteriz, onları yaptıklarının en güzeli ile mükafatlandırırız) [Ankebut 7]

(Allah onların [müminlerin] kötülüklerini örter, onlara işledikleri şeylerin en güzellerinin karşılığını verir) [Zümer 35]

(Allah, inanıp emirlerini yapan müminlere mağfiret ve büyük ecir vaad etmiştir) [Feth 29]

(Elbette müminler kardeştir) [Hucurat 10]

Müminlerle ilgili hadis-i şeriflerden bazıları da şöyle:
(Müslüman, elinden ve dilinden müslümanların emin olduğu kimsedir) [Buhari]

(Mümin akıllı, basiretli, uyanıktır Her işte Allah’ın rızasını gözetir Acele etmez, ilim sahibidir, haramlardan kaçar) [Deylemi]

(Mümin, koku satan kimse gibidir Yanında otursan için açılır Onunla gezsen veya ortak iş yapsan faydasını görürsün Onun her işi faydalıdır) [Taberani]

(Müminler, birbirine karşı sevgi ve merhamette, bir vücut gibidir Vücudun bir yeri rahatsız olunca, bütün vücut huzursuz olup onun tedavisi ile meşgul olunduğu gibi, müslümanlar da böyle birbirine yardıma koşmalıdır) [Buhari]

(Mümin ülfet eder [iyi geçinir], ülfet etmeyen ve ülfet edilmeyende hayır yoktur) [Beyheki]

(Müminin yanına giren, güzel bir bahçeye girmiş gibi ferahlık duyar) [Deylemi]

(Mümin lanet etmez, kötülemez, müstehcen konuşmaz ve hayasız olmaz) [Hakim]

(Mümin arıya benzer; konduğu dalı kırmaz, oraya zarar vermez Toplayıp bıraktığı eseri de güzeldir) [Beyheki]

(Mümin, yumuşaktır, hafiftir Munis bir deve gibi boyun eğer, “Ih” denince, yer sert olsa da çöker) [Beyheki]

(Mümin sert değildir Yumuşaklığından dolayı ahmak zannedilir) [Deylemi]

(Mümin geçim ehlidir Arkadaşına rahatlık verir Münafık ise geçimsizdir, arkadaşına sıkıntı verir) [Dare Kutni]

(Halkın elindekine göz dikmemek, müminin alametlerindendir) [Dare Kutni]
(Komşusu kötülüğünden emin olmayan, mümin olamaz) [Buhari]

(Çevrendekilerle güzel komşuluk et ve kendin için sevdiğini, başkaları için de sev ki müslüman olasın) [Harâiti]

Kime dinin emirlerini yapmak kolay gelirse, onun salih biri olduğu anlaşılır Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ahirete ait istediğine kolayca kavuşur, dünyaya ait olana kavuşman zorlaşırsa, bil ki sen iyi bir hâl üzerindesin Bunun tersi olursa kötü haldesin!) [Beyheki]
Allahü teâlâ, Kur’an-ı kerimde, inananları şöyle tarif etmektedir:
(Rahim olan Allahü teâlânın kulları, yeryüzünde gönül alçaklığı ile vakar ve tevazu ile yürürler Cahiller, onlara sataşacak olursa, bunlara [sağlık ve selamet sizin üzerinize olsun gibi] güzel söz söyler, [büyük bir yumuşaklık gösterirler] Onlar geceleri secde yapar ve kıyâmda dururlar [namaz kılarlar] Onlar, “yâ Rabbi, Cehennem azabını bizden uzaklaştırCehennem azabı devamlıdır ve çok şiddetlidir Orası şüphesiz kötü bir yer ve kötü bir duraktır” derler Bir şey verdikleri zaman, israf etmez, cimrilik de yapmazlar, ikisi ortası bir yol tutarlar Kimsenin hakkını yemez, Allah’a şerik koşmaz, Ondan başkasına yalvarmazlarAllah’ın dokunulmasını haram ettiği cana kıyıp, haksız olarak kimseyi öldürmez, zina etmezler Bunlardan birini yapanın Kıyamette azabı kat kat olur, orada zelil ve hakir olarak ebedi bırakılır Ancak, Allah, tevbe eden ve doğru iman eden ve ibadet ve faydalı iş yapanların kötülüklerini iyiliğe çevirir Allah, af ve merhamet sahibidir Tevbe edip, amel-i salih işleyen, Allahü teâlâya [tevbesi makbul ve Onun rızasına kavuşmuş olarak] döner Onlar yalan yere şahitlik yapmaz, faydasız ve zararlı işlerden kaçınırlar Kendilerine âyetler okunduğu zaman, kör ve sağır davranmazlar, [dikkat ile dinleyip bu âyetlerle kendilerine yapılması emredilen şeyleri yaparlar]) [Furkan 63-73]
(Allah indinde en şerefliniz, takva ehli olanınızdır) [Hücurat 13]
Bir kimse, asil bir aileye mensup olmasa da, güzel huylu ise, onun için güzel huyu, iyi bir asalettir Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Güzel huy gibi asalet, tedbirli olmak gibi akıllılık olmaz) [İbni Mace]

Güzel huylu kimse, insanların takdirini kazanırHadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Mallarınızla herkesi memnun edemezsinizGüler yüz ve tatlı dil ile, güzel ahlakla memnun etmeye çalışınız!) [Hakim]