Kutsal kitabımız Kur’an ı Kerİm okunurken uyulması gereken bazı kurallar vardır. Örneğin temiz iken ve temiz bir ortam gibi. Burada temizlikten genel olarak temiz olmanın yanısıra gusül abdesti almayı gerektirecek özel bir durumun olmaması gibi …Kutsal kitap bir kesime göre türkçe mealini okumak da asıl hatim sınıfına girmektedir. Bir kesim ise bu söylemin tam tersini söylemektedir. Ama kişisel olarak bir görüş belirtmek zor görünmekte.

Ku'an-ı Kerim, islam, din, ayet

Kuran’ın Meailini Abdestsiz Okuyabilir Miyiz?

Kuranı Kerim meailini abdestsiz elimize alıp okuyabilir miyiz. Kuranı Kerime saygı na Mumine Sitesi
Kuranı Kerim meailini abdestsiz elimize alıp okuyabilir miyiz. Kuranı Kerime saygı nasıl olmaldır?

Değerli Kardeşimiz;

Kuran meali abdestsiz okunabilir. Ancak Kuranı Kerim ve meali bir arada ise ve Mealli Kuranı Kerimler de Kuran hükmünde olduklarından abdestsiz tutulması caiz değildir. 

Kur’an-ı Kerimi okumaya “Eûzü çekerek ve Besmele okuyarak” başlanır. Rabbimizin bu mukaddes kitabından gereğince yararlanmak için her halde yüce varlığına sığınmamız ve kendisinden yardım dilememiz lâzımdır. 

Bir Kur’an-ı Kerim ele alınarak okunacağı zaman abdestli bulunmak gerekir. Okurken kıbleye dönmeli, toparlanıp saygılı bir duruma geçmelidir. Abdestsiz kimse kılıfsız (bir mahfaza içinde olmayan) Kur’an-ı Kerimi ele alamaz. Kutsal kitabı ancak temiz ve abdestli olan eller tutabilir. 

Kur’an- Kerim, temiz yerlerde, avret yerleri kapalı olan kimselerin yanında, onu dinlemeleri şartı ile, açıkca okunabilir. Pis yerlerde veya avret yerleri açık olanlarla başka işle uğraşanlar yanında açıkca okunması mekruhtur.

Dışarda bulunup okunan Kur’an-ı Kerime karşı saygılı bir vaziyet takınmayacak kimselerin işitecekleri şekilde aşikâre Kur’an okunması uygun değildir. Bu durum, Kur’an-ı Kerime saygısızlığı ve halk için de manevî sorumluluğu gerektireceğinden buna sebebiyet vermemelidir.

Hattat olan bir yazar, yazacağı Kur’an-ı Kerim’in yapraklarını yüksekçe tutup ince olmayan bir kalemle ve temiz bir mürekkeble beyaz kâğıt üzerine yazmalı, satırlarını seyrekçe bırakmalıdır. Kur’an-ı Kerim nüshalarını pek küçük boyda ince kalemlerle yazmak, tenzihen mekruhtur. Bu mübarek nüshaların altın veya gümüşle süslenmesi, bir saygı ifade ettiğinden caiz görülmüştür. 

Kur’an-ı Kerim’i, Hacer-i Esved’i, Kâbe’nin eşiğini hürmet için öpmek caizdir. Buna “Diyanet öpmesi” denilir. Mübarek bir adamın elini öpmeye de “Tahiyye öpmesi” denir. 

Kur’an-ı Kerimle, diğer din kitabları ile, kaşında (yüzüğün taşında) Kur’andan bir şey yazılı yüzüğü elinde taşıyarak, bir zaruret bulunmadıkça, helâya (tuvalete) girilmez, hürmete aykırıdır. Bunları helâya girmeden önce çıkarmalı ve temiz bir yere bırakmalıdır. 

Bir Kur’an-ı Kerim okunamayacak hale gelince, temiz bez parçası içine konup ayak basılmayacak bir yere gömülmelidir. Bu, Kur’anı bir küçümseme değil ona bir ikramdır. Bununla beraber üzerine toprak atılmamalı, tahtadan bir çatı yapılmalıdır. Bu gibi Kur’an-ı Kerimleri yakmak caiz değildir. 

Kur’andan başka diğer din kitabları eskiyince hemen gömülebilir, hem de akar suya bırakılabilir, hem de içlerindeki mukaddes isimler silindikten sonra yakılabilirler. Bu gibi kitabların kâğıtlarına bir şey sarmak dine ve ilme karşı hürmetsizliği doğuracağından caiz olamaz.

Selam ve dua ile…

Bilgisayardaki Kuranı Kerimi abdestsiz okumak caiz midir?

Ancak abdestsiz olarak yüzüne bakmak ve okumak caizdir. Bilgisayar ise mushaf değildir. Bu bakımdan internetteki, cep telefonundaki Kuran-ı Kerim’i abdestsiz okumak caizdir. Ancak gusül abdesti yokken ezberden de olsa Kuran okunmaz.

Selam ve dua ile…

Yasin Suresini Başık Açık ve Abdestsiz Okumak Caiz Midir?

Kuran Allah’ın kelamıdır Vakıa suresi 79 ayetteki “o Kuran’a temizlenelerden başkası el süremez” emrinden dolayı Kuran’a abdestsiz dokunmak doğru değildir Bu ayeti farklı yorumlayanlar var ise de İslam alimlerinin ortak görüşü Kuran’a abdestsiz dokunmanın doğru olmadığıdır

Ancak abdesti olmayan birinin el dokundurmadan karşısında bulunan Kuran’dan okuması veya ezberinden bildiği ayet ve sureleri okuması caizdir

Cünüp olan bir kimse ise Kuran’a el süremediği gibi onu okuyamaz da Ayetelkürsi, Fatiha ve İhlas gibi ayet ve sureleri okumak isteyen kimse bunları dua niyetiyle okursa caizdir (Hamdi Yazır, Tefsir, Vakıa 79 ayet in izahı Celal Yıldırım, İslam fıkhı, IV 157)

Başörtüsü olmadan da Yasin suresi okunabilir Ancak Kur’an’a saygıdan dolayı başörtülü olmak daha iyidir

Kuran’ın Meailini Başı Açık Okuyabilir Miyiz?

Sual: Baş açık Kur’an okumak caiz midir?
Cevap: Erkeğin baş açık kur’an okuması ve dinlemesi tenzihen mekruhtur; kadının başı açık dinlemesi ise tahrimen mekruhtur. Ayrıca avret yeri açık birinin yanında kur’anı açıktan okumak mekruhtur. Kadının saçı ve başının açık olması avretin açık olması demektir. Kur’anı yüzünden okuyanın abdestli olması gerekir. Dinleyenin abdestli olması gerekmez; ama abdestli olması ve edeple dinlemesi sevabını artırır.

Bununla beraber “Edeb Allah’ın rahmetine vesiledir. Edebe riayet etmeyen Allah’ın rahmetinden mahrum kalır” denilmiştir. Bu bakımdan Kur’an-ı Kerim okunan yerde kıraatin gerektirdiği edebe riayet etmek imanın kemalindendir. Edebe değer vermeyen sünneti terk etmiş olur. Bu gün sünneti terk eden yarın farzı terk ve ihmal etmekte bir sakınca görmez. Bu da dine ve kişinin ahiretine zarar verir. Nitekim İslam bilginleri imanı bir hazineye benzetmişler ve bunu Farzlardan bir kale ile muhafaza etmişlerdir. Farzları da Sünnetlerden diğer bir dış kale ile koruma altına almışlardır. Şeytan ve ehl-i dalalet dış kaleyi ele geçirirlerse iç kale olan farzlara hücum ederler. Bunu da ele geçirirlerse o zaman iman tehlikeye girer. Bunun için sünnetler farzları, farzlar da imanı korur denilmiştir.


Doğrudan imana ve dine müdahale edemeyenler önce sünnetleri terk ettirmeye çalışmakta, bunda başarılı olurlarsa daha sonra farzları terk ettirmeye çalışmaktadırlar. Bunun en yakın ve ibretlik örneğini aşağıda göreceksiniz. Önce Kur’anı baş açık okumakta bir sakınca görmeyenler daha sonra da işi namazda da kadınların başı açık kılabileceklerini iddia ettiklerini göreceksiniz.

**
Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Üyeliği’ne atanan ilk kadın üye olan Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı ve MEB Din Öğretimi Genel Müdürü Prof. Dr. Mualla Selçuk, Kuran ve Fatiha Suresi okunurken başını örtmedi. Duayı da başı açık yaptı. Böylece 28 Şubat sonrası radikal bir başlangıç yaptı. (Hürriyet, 25.04.2001)

Bu konuda Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Zekeriya Beyaz, Prof. Dr. Mualla Selçuk’un Kuran okunurken başını örtmemesini “Gayet normal” diye yorumladı. “Bu bir gelenektir. Dini bir dayanağı yoktur. Yani hakkında ayet ve hadis yoktur” dedi.

Eski Diyanet işleri Başkanı Prof. Tayyar Altıkulaç ve yeni Diyanet İşleri Başkanı M. Nuri Yılmaz da “Bu bir gelenektir. Dini bir vecibe ve zorunluluk değildir” dediler. Başbakan Tansu Çiller’in kur’an dinlerken başını örtmesini örnek verdiler. Bu konuda konuşan diyanet uzmanları da “Kur’an okunurken başın kapatılması şart da değildir, farz da değildir. Başın açık olması da haram değildir. Yalnızca edep olarak kapatmak adettendir” dediler.

Ankara İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Mualla Selçuk’a başı açık namaz kılınabileceğini de iddia ederek “önemli olan bireyin seçimi” demektedir.  Aynı fakültenin eski dekanı Prof. Beyza Bilgin de Mualla Selçuk’la benzer görüşü paylaşmaktadır. “Başörtüsü namazın şartlarından biri değildir. Cemaat başı açık namaz kılmayı makul görüyorsa kimse bunu bozmaya yeltenmemelidir” demektedir. Prof Yaşar Nuri Öztürk ve Diyanet İşleri yeni başkanı Prof. Ali Bardakoğlu “Baş açık namaz kılınmaz” derken Marmara Üniversitesi’nden Prof. Bayraktar Bayraklı, iki hanım hocaya katılarak: “Başı açık namazın olmayacağını söyleyen kitap yok. Yasaklayabilecek otorite de yok. Kuran, kadın – erkek birlikte namaz kılınmasını yasaklamıyor. Ama peygamberin uygulaması var. Herkes kendi yerinde namaz kılar” demektedir. (Melih Âşık, 4 Şubat 2006, Milliyet)

Bu konuda Din İşleri Yüksek Kurulu’nun 06.02.2003 tarihli kararı özetle şöyledir: “Son zamanlarda, başın abdest organlarından olduğu, bu organların ise örtülmesinin farz olmadığı ileri sürülerek, kadınların baş açık olarak namaz kılabilecekleri iddia edilmektedir… Namazda örtülmesi gereken yerler dini kaynaklarda setr-i avret başlığı altında incelenmiştir. Erkeğin avret yeri, Hanefi, Maliki, Şafii ve Hanbelîlerin oluşturduğu cumhur-u fukahaya göre göbekle diz kapağı arasıdır. Hanefiler diz kapağını da avret mahalline dâhil etmişlerdir… Hanefi, Maliki ve Şafiilerle, Hanbelîlerdeki hâkim görüşe göre, kadının el ve yüz dışında kalan bütün bedeni örtmesi gerekir. Hanefi mezhebindeki bir görüşe göre ayaklar da avret kapsamı dışında tutulmuştur. Bütün mezheplere göre, kadınların namazda başlarını örtmeleri gerekir. Ayrıca hadis kaynaklarında Peygamber eşlerinin evlerinde başörtüsü ile namaz kıldıklarını (Malik, Salât, 10. No: 35–36) Hz. Peygamber’in başı açık namaz kılan genç kızlara müdahale ettiğini ve buluğa eren kadınların başlarını örterek namazlarını kılmaları gerektiğini bildiren hadisler yer almaktadır… Yukarıda zikredilen açıklamalar ışığında; Namazda ve namaz dışında örtülmesi gereken avret mahallinin erkeklerde diz kapağı ile göbek arası, kadınlarda ise, el, yüz ve ayaklar dışındaki bütün beden olduğu ve namaz kılarken, bu uzuvların vücut hatlarını belli etmeyecek ve rengini göstermeyecek nitelikte bir elbise ile örtülmesi gerektiği anlaşıldığından kadınların başı açık namaz kılmalarının câiz olmadığına karar verildi.”